Orta Doğu'da tansiyon yüksek! Kuveyt ve Bahreyn'de füze alarmı: İran'dan saldırı misillemesi

Orta Doğu'da tansiyon yüksek! Kuveyt ve Bahreyn'de füze alarmı: İran'dan saldırı misillemesi

ABD Başkanı Donald Trump'ın, katil İsrail Başbakanı Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinde Lübnan'daki gerilimin tırmanmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdiği ve sert ifadeler kullandığı öne sürüldü. Öte yandan Trump, İran ile yürütülen görüşmelerin sona erdiği yönündeki iddiaları yalanlayarak, diplomasi kapısının açık olduğunu vurguladı ve "Anlaşma yapmanın vakti geldi" mesajını verdi. Kuveyt ve Bahreyn'de siren sesleri duyulurken İran Devrim Muhafızları Keşm Adası'ndaki saldırıya karşı Kuveyt'te ABD üslerini vurduğunu açıkladı.

ABD ve İran arasındaki müzakereler, bu sefer de katil İsrail'in Lübnan'da gerçekleştirdiği katliamlar ve genişlettiği işgal nedeniyle sekteye uğradı.

Bölgede son yaşananların özeti şöyle;

ABD CEPHESİ

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile müzakerelerde yaşanan sorunların aşıldığını belirterek Hürmüz Boğazı'yla ilgili mutabakatın gelecek hafta sonuçlanabileceğini söyledi. Trump, İsrail ile Hizbullah arasında geçici bir "karşılıklı saldırmama" mutabakatı sağlandığını öne sürdü. Ancak ateşkes çağrılarına rağmen bölgede saldırılar devam ederken, Washington hem diplomatik çözüm hem de sahadaki gerilimi kontrol altında tutmaya çalışıyor.

İRAN CEPHESİ

İran, ABD ve İsrail'i ateşkes ihlalleriyle suçlayarak bölgedeki gerilimden doğrudan Washington'u sorumlu tuttu. Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı yakınlarında ABD'ye ait olduğu belirtilen bir ticari gemiyi seyir füzesiyle vurduğunu açıkladı. Tahran yönetimi, Lübnan'a yönelik saldırıların sürmesi halinde yalnızca müzakereleri askıya almakla kalmayacağını, bölgedeki diğer cephelerde de karşılık verebileceğini duyurdu.

İSRAİL CEPHESİ

Trump'ın "saldırılar duracak" açıklamasına rağmen İsrail işgal güçleri Lübnan'ın güneyine hava saldırıları düzenledi; saldırıda 4 kişinin öldüğü bildirildi. İsrail'in Beyrut'un Dahiye bölgesini hedef alma ihtimali, İran ve Hizbullah cephesinden yeni tehditlerin gelmesine yol açtı. Tel Aviv yönetimi bir yandan Lübnan'daki operasyonlarını sürdürürken diğer yandan ABD'nin diplomatik baskısıyla karşı karşıya bulunuyor.

BU CANLI ANLATIM SONA ERDİ

YENİ GELİŞMELERİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

İŞTE 3 HAZİRAN 2026'DA ORTA DOĞU'DAN ANBEAN GELİŞMELER

CANLI ANLATIM

LÜBNAN'A SALDIRILARDA BİLANÇO AĞIRLAŞIYOR

İsrail’in Lübnan’ın güneyine dün gerçekleştirdiği saldırıların bilançosu netleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre; Burj Shemali, Ebba ve Tibnin bölgelerini hedef alan saldırılarda 1’i çocuk en az 5 kişi daha hayatını kaybetti. Ayrıca 45 kişinin yaralandığı aktarıldı. Saldırılar sonrasında meydana gelen yıkım ise amatör kameralar tarafından kaydedildi.

İSRAİL SALDIRILARINDA CAN KAYBI SAYISI 3 BİN 468’E ULAŞMIŞTI

Lübnan Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan son açıklamada, İsrail’in 2 Mart’tan bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının en az 3 bin 468’e, yaralananların sayısının ise 10 bin 577’ye yükseldiği kaydedilmişti.

DEVRİM MUHAFIZLARI: ABD'NİN KUVEYT'TEKİ 5. FİLO KARARGAHINI HEDEF ALDIK

İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD'nin Bahreyn'deki Beşinci Filo Karargahı'nı füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) vurduğunu duyurdu.

Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamada, Bahreyn'deki ABD üssüne saldırıların ABD'nin Keşm Adası'na saldırısına karşılık olarak gerçekleştirildiği ve ABD'nin gece saatlerinde Hürmüz Boğazı yakınlarında İran'a ait bir petrol tankerine füze saldırısı düzenlemesinin ardından ABD-İsrail bağlantılı Panaya gemisinin İran donanması tarafından füzelerle hedef alındığı belirtildi.

Bunun ardından ABD'nin Keşm Adası'nın güneyinde Devrim Muhafızları Ordusu'na ait bir iletişim kulesine hava saldırısı düzenlediğine işaret edilen açıklamada, ABD'nin bölgedeki ülkelerden birinde bulunan hava üsleri ve Bahreyn'deki Beşinci Filo Karargahı'na füze ve insansız hava araçlarıyla saldırılar gerçekleştirildiği aktarıldı.

Açıklamada, "Daha önce, saldırganlık durumunda farklı ve daha ağır bir karşılık verileceği konusunda uyarıda bulunmuştuk ve buna göre hareket ettik. Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin bozulmasının, saldırgan Amerikan ordusu için ağır bir bedeli olacağını tekrar vurguluyoruz." ifadelerine yer verildi.

İran basını, Hürmüz Boğazı yakınında İran'a ait Keşm Adası'nda patlama sesleri duyulduğunu bildirmişti. Haberlerin ardından Kuveyt ordusu, topraklarının füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına uğradığını açıklamıştı.

 

CENTCOM: KEŞM ADASI'NASAVUNMA AMAÇLI SALDIRDIK

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), "ABD kuvvetleri, İran'ın Orta Doğu çapındaki saldırı girişimlerine karşılık çok sayıda İran balistik füzesini ve insansız hava aracını (İHA) başarıyla etkisiz hale getirmiş, İran’ın Keşm adasına meşru müdafaa amaçlı saldırılar düzenlemiştir" açıklamasında bulundu.

Kuveyt ve Bahreyn’e yönelik saldırıların yankıları sürerken, ABD ordusundan son gelişmelerle ilgili açıklama geldi. CENTCOM’dan yapılan açıklamada, İran’ın bölgedeki ABD müttefiklerini hedef aldığı belirtilerek, "ABD kuvvetleri, İran'ın Orta Doğu çapındaki saldırı girişimlerine karşılık çok sayıda İran balistik füzesini ve İHA’sını başarıyla etkisiz hale getirmiş, İran’ın Keşm adasına meşru müdafaa amaçlı saldırılar düzenlemiştir" denildi. Kuveyt'i hedef alan 2 İran füzesinin menzil dışında kalarak düştüğü veya havada parçalandığı aktarılan açıklamada, "Bahreyn'e fırlatılan 3 füze ise ABD ve Bahreyn hava kuvvetleri tarafından imha edilmiştir" denildi.

"İRAN İHA’LARINI DÜŞÜRDÜK"

CENTCOM’un ayrıca İran’ın bölgeden geçen sivil denizcileri hedef alan 3 adet tek yönlü saldırı İHA’sını düşürdüğü kaydedilerek, "Amerikan kuvvetleri İran’ın Keşm adasındaki bir askeri yer kontrol istasyonuna da meşru müdafaa amaçlı saldırı gerçekleştirmiştir" ifadelerine yer verildi. Söz konusu operasyonlar sırasında hiçbir ABD askeri personelinin zarar görmediği vurgulanarak, "CENTCOM, devam eden ateşkes sürecinde İran'ın sebepsiz saldırganlığına karşı teyakkuz halinde olmayı sürdürecektir" denildi.

"İRAN SALDIRILARI BAŞARISIZ OLDU"

CENTCOM’dan yapılan bir diğer açıklamada, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) Bahreyn'deki ABD 5. Filo Karargahı ile bölgedeki bir diğer ABD hava üssünü füze ve İHA’lar ile vurduğunu iddia ettiği belirtilerek, "İran'ın Amerikan güçlerine yönelik tüm saldırıları başarısız olmuştur" ifadeleri kullanıldı. 
 

İRAN'DAN KUVEYT'TEKİ ABD ÜSLERİNE FÜZE SALDIRISI

İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD'nin Keşm Adası'na saldırısına karşılık Kuveyt'te ABD güçlerine ev sahipliği yapan askeri üsleri füzelerle vurduğunu duyurdu.

BAHREYN'DE SİREN SESLERİ

Kuveyt'teki saldırının ardından Bahreyn'de de sirenler çaldı ve halka güvenli yerlere gitmeleri çağrısı yapıldı.

Bahreyn İçişleri Bakanlığının ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, ülke genelinde sirenlerin çaldığı belirtildi.

Açıklamada, halktan sakin olmaları, en yakın güvenli bölgelere yönelmeleri ve haberleri resmi kanallardan takip etmeleri istendi.

Kuveyt ordusu, hava savunma sistemlerinin füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını önlemeye çalıştığını açıklamıştı.


 

KUVEYT'TE HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ DEVREYE GİRDİ

Kuveyt ordusu, hava savunma sistemlerinin füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını önlemeye çalıştığını bildirdi.

Kuveyt ordusu, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, "Hava savunma sistemlerimiz, füze ve İHA saldırılarını engellemeye çalışıyor." ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, duyulabilecek patlama seslerinin hava savunma sistemlerinin "düşman saldırılarını" önlemesinden kaynaklandığı belirtildi.

Saldırıların kaynağına veya niteliğine ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşılmayan açıklamada, halka emniyet ve güvenlik talimatlarına uyma çağrısı yapıldı. 

ABD ORDUSU: İRAN LİMANINA SEYREDEN PETROL TANKERİ ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ

 

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Basra Körfezi'nde İran limanına doğru seyreden yüksüz bir petrol tankerinin etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

CENTCOM'un ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından ABD güçleri tarafından durdurulan yüksüz petrol tankerine ilişkin açıklama yapıldı.

Açıklamada, uluslararası sularda Basra Körfezi'ndeki Hark Adası'na doğru seyreden Botsvana bandıralı "M/T Lexie" petrol tankerine "abluka tedbirlerinin" uygulandığı belirtildi.

Söz konusu tankerde bulunan mürettebatın ABD güçlerinin talimatlarına uymadığı ve uyarıları görmezden geldiği kaydedilen açıklamada, tankerin makine dairesine ateşlenen füzeyle geminin etkisiz hale getirildiği ve İran'a ulaşmasının engellendiği ifade edildi.

TRUMP'TAN ÇİFTE HAMLE! İRAN'A ANLAŞMA ÇAĞRISI: KATİL BİBİ'YE FIRÇA

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen müzakerelerin sona erdiği yönündeki iddiaları kesin bir dille yalanlayarak, "Anlaşma vakti geldi" mesajını verdi.

Trump ile katil Netanyahu arasında yaşanan gerilimli telefon görüşmesi uluslararası kamuoyunda yankı uyandırırken, Washington-Tahran hattındaki kritik diplomatik süreç ve kulislere yansıyan gelişmeler A Haber muhabirleri Ekber Karabağ ve İrfan Sapmaz tarafından canlı yayında tüm yönleriyle değerlendirildi.

MÜZAKERE ÇATLAĞI: AJANSLAR "DURDU" DİYOR, TRUMP REDDEDİYOR

İran cephesinden müzakerelerin akıbetine ilişkin resmi bir yalanlama ya da doğrulama gelmezken, Devrim Muhafızları'na yakın medya kuruluşlarının ortaya attığı iddialar bölgedeki tansiyonu daha da yükseltti.

A Haber Muhabiri Ekber Karabağ, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Esasında bu konuyla ilgili İran'dan resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak Devrim Muhafızları'na bağlı Tasnim ve Fars Haber Ajansları, İran'ın ABD ile Lübnan meselesi nedeniyle görüşmeleri durdurduğunu aktardı" ifadelerini kullandı.

Söz konusu iddiaların ardından gözler Washington'a çevrilirken, ABD cephesinden ise farklı bir açıklama geldi. Karabağ, "Donald Trump bu meseleyi reddediyor. 'Görüşmelerimiz devam ediyor, kesilmiş değil' diyerek müzakerelerin sürdüğünü savunuyor" sözleriyle iki ülke arasında oluşan çelişkili tabloya dikkat çekti.

"BARIŞ ANLAŞMASI TÜM CEPHELERİ KAPSAMALI"

İran'ın müzakere masasında kalabilmesi açısından Lübnan'daki gelişmelerin kritik önemde olduğunu belirten Karabağ, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın yürüttüğü diplomatik temaslara işaret etti.

Karabağ, "Müzakerelere başkanlık eden Kalibaf, Lübnanlı mevkidaşıyla yaptığı telefon görüşmesinde, 'Eğer ABD ile bir anlaşma yapılacaksa, bu barış anlaşması sadece İran'ı değil, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cepheleri kapsayacak şekilde olmalıdır' dedi" ifadelerini kullandı.

Kalibaf'ın açıklamalarında yalnızca diplomatik mesajlar vermekle yetinmediğini aktaran Karabağ, İranlı siyasetçinin İsrail'in saldırılarını sürdürmesi halinde sadece görüşmelerden çekilmekle kalmayacaklarını, aynı zamanda "eyleme de geçebileceklerini" belirterek tansiyonu yükselten bir mesaj verdiğini kaydetti.

TRUMP'TAN NET MESAJ: "ANLAŞMA VAKTİ GELDİ"

İran ile ABD arasındaki diplomatik temasların sona erdiği yönündeki iddialara sert tepki gösteren ABD Başkanı Donald Trump, müzakerelerin kesintisiz şekilde sürdüğünü açıkladı. A Haber Muhabiri İrfan Sapmaz, Trump'ın açıklamalarını şu sözlerle aktardı:

"İran İslam Cumhuriyeti ile ABD'nin birkaç gün önce görüşmeyi kestiklerine dair çıkan sahte haberler asılsız ve hatalıdır. Aramızdaki görüşmeler 4 gün önce, 3 gün önce, 2 gün önce, 1 gün önce ve bugün de dahil olmak üzere kesintisiz bir şekilde devam etmektedir. İran'a da söylediğim gibi er ya da geç bir anlaşma yapmanızın vakti geldi. Bunu 47 yıldır yapıyorsunuz ve bu durumun daha fazla devam etmesine izin verilemez."

Sapmaz, Trump'ın özellikle yükselen petrol fiyatlarını kontrol altına almak ve bölgedeki gerilimi düşürmek adına İran ile yapılacak anlaşmayı sonuçlandırma konusunda son derece kararlı bir tutum sergilediğini vurguladı.

"KAHROLASI, BEN OLMASAM HAPİSTE OLURDUN!"

Trump ile İsrail Başbakanı Netanyahu arasında gerçekleştiği öne sürülen son telefon görüşmesi ise diplomasi kulislerinde geniş yankı uyandırdı. Görüşmenin detaylarını paylaşan İrfan Sapmaz, Beyaz Saray kaynaklarından sızdığı iddia edilen konuşmada Trump'ın Netanyahu'ya yönelik sert ifadeler kullandığını belirtti.

Sapmaz, "Beyaz Saray'ın sızdırdığını düşündüğümüz görüşmede Trump, Netanyahu'ya 'Kahrolası, ben olmasam hapiste olurdun. Senin kıçını kurtarıyorum. Herkes senden nefret ediyor. Şimdi herkes İsrail'den nefret ediyor bunun yüzünden' diyerek onu nankörlükle suçladı" ifadelerini kullandı.

Trump'ın İsrail Başbakanı'na karşı oldukça sert ve gergin bir üslup kullandığını aktaran Sapmaz, bu görüşmenin Amerikan ana akım medyasında da geniş yer bulduğunu, hatta bazı yorumlarda Netanyahu'nun görüşme sırasında büyük bir baskı altında kaldığının öne sürüldüğünü ifade etti.

TRUMP DİPLOMASİ, NETANYAHU ASKERİ BASKI İSTİYOR

İki lider arasındaki gerilimin temelinde yatan stratejik görüş ayrılığına da dikkat çeken İrfan Sapmaz, Washington kulislerine yansıyan değerlendirmeleri paylaştı.

Sapmaz, "CNN'e göre İran savaşı sonrası Trump ile Netanyahu arasında ciddi bir strateji farkı bulunuyor. Trump diplomasi yoluyla sonuca ulaşmak isterken, Netanyahu askeri baskının sürdürülmesinden yana tavır alıyor. Wall Street Journal da Netanyahu'nun İran ile yapılacak olası bir anlaşmaya kesinlikle karşı çıktığını, Trump'ın ise diplomatik çözümün arkasında durduğunu belirtiyor" değerlendirmesinde bulundu.
 

 

ARAKÇİ VE FERHAN'DAN TELEFON GÖRÜŞMESİ

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, bölgedeki gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik gelişmeleri ele aldı.

İran Dışişleri Bakanı Erakçi’nin Telegram sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, Erakçi ile Bin Ferhan telefonda görüştü.

İran ve Suudi Arabistan dışişleri bakanları, bölgedeki gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik gelişmeler hakkında fikir alışverişinde bulundu. 
 

"İRAN İLE ANLAŞMA YAPMANIN ZAMANI GELDİ"

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile ABD arasındaki görüşmelere ilişkin açıklamada bulundu.

Trump, "İran ile ABD’nin birkaç gün önce görüşmeleri kestiğine dair çıkan haberler gerçek değil. Aramızdaki görüşmeler, dört gün önce, üç gün önce, iki gün önce, bir gün önce ve bugün de dahil olmak üzere aralıksız devam etmektedir" dedi.

Görüşmelerin nereye varacağını kimsenin bilemeyeceğine dikkat çeken Trump, "İran’a da söylediğim gibi, ‘Bir şekilde anlaşma yapmanın zamanı geldi. Bunu 47 yıldır sürdürüyorsunuz ve bunun daha fazla devam etmesine izin verilemez’" dedi.
 

WASHİNGTON KULİSLERİ A HABER’DE! AXIOS'TAN DİKKAT ÇEKEN İDDİA

ABD merkezli haber sitesi Axios'un aktardığı bilgilere göre, Donald Trump ile Netanyahu arasında yapılan son telefon görüşmesi son derece sert geçti. Haberde, Trump'ın Netanyahu'nun bölgedeki askeri hamlelerinin ABD'nin İran'la yürüttüğü diplomatik süreci tehlikeye attığını düşündüğü ve bu nedenle İsrail Başbakanı'na ağır ifadeler kullandığı öne sürüldü.

İddiaya göre Trump, Netanyahu'ya İran'la yürütülen müzakereleri sabote etmeye çalıştığını söyleyerek sert tepki gösterdi. Görüşmede özellikle İsrail'in Lübnan'daki operasyonlarının bölgesel tansiyonu yükselttiği ve Washington'un diplomatik girişimlerini zora soktuğu vurgulandı.

"İRAN MÜZAKERELERİNİ TEHLİKEYE ATIYORSUN"

A Haber Washington Muhabiri İrfan Sapmaz, Beyaz Saray çevrelerinde bu tür gerilimlerin ilk kez yaşanmadığını belirterek, Netanyahu'nun geçmişte de Trump yönetiminin Orta Doğu'da atmak istediği bazı adımları zorlaştırdığını ifade etti.

Sapmaz, Trump'ın görüşmede Netanyahu'ya yönelik son derece sert bir tavır sergilediğini aktarırken, ABD Başkanı'nın özellikle İran'la yürütülen diplomatik sürecin riske girmesinden büyük rahatsızlık duyduğunu söyledi. Trump'ın, İsrail'in Lübnan'daki askeri faaliyetlerinin İran'ın müzakereleri askıya alma ihtimalini güçlendirdiğini düşündüğü ve bu nedenle Netanyahu'ya tepki gösterdiği belirtildi.

BEYAZ SARAY'A ULAŞAN MESAJLAR KRİZİ DERİNLEŞTİRDİ

İddialara göre Washington'a, İran tarafının Lübnan'daki saldırılar nedeniyle ABD ile yürütülen görüşmeleri askıya alabileceği yönünde mesajlar ulaştı. Bu gelişmenin ardından Trump ile Netanyahu arasında kritik telefon görüşmesi gerçekleştirildi.

Axios'un Beyaz Saray kaynaklarına dayandırdığı haberde, görüşmenin olağan diplomatik temasların çok ötesinde sertlikte geçtiği ve Trump'ın Netanyahu'nun tutumundan duyduğu rahatsızlığı açık şekilde dile getirdiği ifade edildi.

SALDIRILARIN DURDURULMASI TALEBİ

Görüşmenin ardından dikkat çeken bir başka gelişme de İsrail'in Beyrut'a yönelik planlanan bazı operasyonlarının askıya alındığı yönündeki iddialar oldu.

Trump'ın daha önce yaptığı açıklamalarda İsrail'e yönelik, "Bu saldırıları derhal durduracaksın ve askerlerini geri çekeceksin" mesajı verdiği hatırlatılırken, ABD yönetiminin bölgede daha geniş çaplı bir çatışma istemediği değerlendiriliyor.

Ancak Netanyahu cephesinden gelen açıklamalar ise farklı bir tablo ortaya koydu. İsrail tarafı, Hizbullah'a yönelik operasyonların devam edeceğini duyurdu. Bu durum da Washington ile Tel Aviv arasında sahadaki uygulamalar konusunda ciddi görüş ayrılıklarının bulunduğu yorumlarına neden oldu.

"SAVAŞIN STRATEJİSİNİ BEN BELİRLERİM" TARTIŞMASI

Programda yapılan değerlendirmelerde, Netanyahu'nun temel yaklaşımının "Savaşın stratejisini ve siyasi hedeflerini ben belirlerim" anlayışına dayandığı ifade edildi. Bu nedenle Washington ile sözlü mutabakat sağlansa bile sahada farklı uygulamaların ortaya çıktığı, İsrail'in zaman zaman beklenmedik operasyonlarla diplomatik süreçleri zor durumda bıraktığı öne sürüldü.

Uzmanlara göre, ABD'nin İran'la yürüttüğü müzakere süreci ilerleme kaydettiği dönemlerde İsrail'in bölgedeki askeri hamlelerinin hız kazanması dikkat çekici bir tablo oluşturuyor. Bu durumun Washington'da da rahatsızlık yarattığı belirtiliyor.

WASHINGTON'DAN MESAJ MI VERİLİYOR?

Telefon görüşmesinin içeriğine ilişkin bilgilerin ABD basınına sızdırılması da ayrı bir tartışma konusu haline geldi. Değerlendirmelerde, böyle bir görüşmenin ayrıntılarının kamuoyuna yansımasının tesadüf olmayabileceği, Beyaz Saray'ın Netanyahu'ya yönelik rahatsızlığını dolaylı biçimde kamuoyuna göstermek istemiş olabileceği yorumları yapıldı.

Washington-Tel Aviv hattında yaşanan bu son gerilim, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan dengelerin daha da hassas hale geldiğini ortaya koyarken, gözler şimdi hem İran-ABD görüşmelerine hem de İsrail'in bölgedeki yeni askeri adımlarına çevrilmiş durumda.

ALMANYA'DAN İSRAİL'E LÜBNAN ÇARISI: ATEŞKESE UY

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik saldırılarıyla bölgede artan gerilimin düşürülmesi çağrısında bulunarak, "Alman hükümeti ülkenin güneyinde son zamanlarda şiddetin tırmanmasını büyük bir endişe ile izliyor. İsrail, Nisan ayında varılan ateşkesi sürdürmeli, Lübnan’ın güneyindeki sivil halkı korumalı" dedi.   
  
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, göreve seçildikten sonra ilk kez Almanya'ya resmi ziyarette bulunan Macaristan Başbakanı Peter Magyar’ı başkent Berlin’de ağırladı. Merz ve Magyar, Başbakanlıktaki görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Almanya Başbakanı Merz, konuğu Magyar’ı seçim başarısından dolayı tebrik ederek başladığı konuşmasında, İsrail'e çağrı yaptı. Merz, "Federal hükümet İsrail'i Nisan ayında mutabık kalınan ateşkese uymaya ve Lübnan'ın güneyindeki sivil halkı korumaya çağırmaktadır." dedi. 

ALMANYA'DAN İSRAİL'E "LÜBNAN’DA ATEŞKESE UY" ÇAĞRISI
  
Başbakan Merz, basın toplantısında İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik artan saldırılarına ilişkin yöneltilen bir soruya, "Federal hükümet, ülkenin güneyinde son zamanlarda yaşanan şiddet olaylarının tırmanışını büyük bir endişe ile izliyor. Federal hükümet İsrail'i Nisan ayında mutabık kalınan ateşkese uymaya ve Lübnan'ın güneyindeki sivil halkı korumaya çağırmaktadır. İsrail ve Lübnan'ı başlattıkları doğrudan görüşmelere devam etmeye çağırıyoruz" cevabını verdi. Merz, "ABD Başkanı Donald Trump ve İran yönetiminin yürüttüğü müzakerelerde bir ilerleme sağlanabilmesi için tam da şu anda buna ihtiyaç vardır. Bölgede gerginliğin azalmasına ve ateşkesin yeniden sağlanmasına katkıda bulunmak için elimizden gelen her şeyi yapmaya çalışıyoruz" dedi. Merz, "Hizbullah, İsrail’e yönelik saldırılarını derhal durdurmalı ve silahlarını bırakmalıdır" ifadelerini de kullandı. 

RUBIO: İRAN İLE GÖRÜŞMELERİMİZ DEVAM EDİYOR

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubıo müzakerelere dair yaptığı açıklamada İran ile görüşmelerin devam ettiğini belirterek "İran nükleer konularının bazı yönleriyle müzkaere etmeyi kabul etti" dedi. 

 

İSRAİL-LÜBNAN GÖRÜŞMELERİNİN 4. TURU BAŞLADI

İsrail ile Lübnan arasındaki 4. tur doğrudan görüşmelerinin ABD Dışişleri Bakanlığında başladığı bildirildi.

İsrail ve Arap medyasına açıklama yapan yetkililer, Washington'daki Dışişleri Bakanlığında doğrudan görüşmelerin yeni turunun yerel saatle 09.00 civarında başladığını belirtti.

Söz konusu görüşmelere, daha önceki turlarda olduğu gibi ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ve Bakanlık Yetkilisi Mike Needham, Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh ile eski Büyükelçisi ve Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Simon Karam, İsrail'i temsilen ise İsrail'in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter ile İsrail'in Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı Yossi Draznin'in ve diğer bazı yetkililerin katıldığı aktarıldı.

İRAN MEDYASI: GÖRÜŞMELER KESİNTİYE UĞRADI

İran basını, ABD Başkanı Donald Trump'ın açıklamasının aksine Tahran-Washington arasında mesaj alışverişinin birkaç gündür kesintiye uğradığını bildirdi.

İran'ın yarı resmi Fars Haber Ajansının, İran-ABD müzakere süreci hakkında bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı haberine göre, İran-ABD arasında şu anda mesaj alışverişi durdu.

ABD Başkanı Trump'ın, İran ile görüşmelerin devam ettiğine dair açıklamasına rağmen görüşmelerin birkaç gündür durdurulduğunu aktaran söz konusu kaynak, İran'ın ABD'ye son mesajının İsrail'in saldırılarını sürdürdüğü Lübnan ile ilgili olduğunu belirtti.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi başta olmak üzere İranlı yetkililer, dün yaptıkları açıklamalarda, Lübnan'daki saldırıların durdurulmasının da İran-ABD arasındaki geçici ateşkesin parçası olduğunu belirterek, buna karşılık verileceğini duyurmuştu.

İran’ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı ise İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının devam etmesi nedeniyle İran'ın arabulucular üzerinden ABD ile gerçekleştirdiği mesaj alışverişini durdurduğunu, görüşmelerin tekrar başlaması için İsrail’in Lübnan’a saldırıları sonlandırmasını ve işgal ettiği bölgelerden çekilmesini şart koştuğunu bildirmişti.

Haberde ayrıca, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı tamamen kapatmayı ve Babulmendeb Boğazı dahil olmak üzere diğer cephelerin aktif hale getirilmesini gündeme aldığı belirtilmişti.

ABD Başkanı Trump ise dün yaptığı açıklamada, "müzakerelerin hızlı bir tempoda" devam ettiğini öne sürmüştü.

İSRAİL'İN LÜBNAN'IN GÜNEYİNE DÜZENLEDİĞİ SALDIRIDA 6 KİŞİ ÖLDÜ

ABD Başkanı Donald Trump'ın "saldırıların duracağını" açıklamasına rağmen, İsrail işgal güçlerinin Lübnan'ın güneyindeki Sayda kentine bağlı El-Mervaniyye kasabasına düzenlediği saldırıda 6 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi.

Trump'ın, İsrail ile Hizbullah'ın "birbirlerine saldırmama" konusunda "mutabık kaldıklarını" açıklamasının üzerinden birkaç saat geçmeden İsrail işgal güçleri Lübnan'ın güneyine saldırdı.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, El-Mervaniyye'yi gece saatlerinde hedef alan İsrail saldırısında 1'i kadın, 2'si çocuk, 6 kişinin yaşamını yitirdiğini, 4 kişinin yaralandığını bildirdi.

NE OLMUŞTU?

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Başbakan Binyamin Netanyahu ile birlikte, İsrail işgal güçlerine Lübnan'ın başkenti Beyrut'un Dahiye bölgesine hava saldırıları düzenleme talimatı verdiğini açıklamıştı.

İran, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının devam etmesi nedeniyle arabulucular üzerinden ABD ile gerçekleştirdiği mesaj alışverişini durdurduğunu duyurmuştu.

İsrail basını, Dahiye'ye düzenlenecek saldırıların ABD tarafından son anda durdurulduğunu ileri sürmüştü.

Trump, İsrail ve Hizbullah ile görüştüklerini, tarafların "birbirlerine saldırmama" konusunda "mutabık kaldıklarını" paylaşmıştı.

İSRAİL LÜBNAN'IN NEBATİYE KENTİNE SALDIRI TEHDİDİNİ YİNELEYEREK HALKTAN EVLERİNİ TERK ETMELERİNİ İSTEDİ

ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail ile Hizbullah'ın "birbirlerine saldırmama" konusunda "mutabık kaldıklarını" duyurmasına rağmen İsrail işgal güçleri, Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye kent merkezi için bir kez daha saldırı tehdidinde bulunarak halktan evlerini terk etmelerini ve Zehrani Nehri'nin kuzeyine geçmelerini istedi.

İsrail İşgal Sözcüsü Avichay Adraee, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail işgal güçlerinin Nebatiye kent merkezinde Hizbullah'a ait olduğunu öne sürdüğü hedeflere yönelik saldırı düzenleyeceğini bildirdi.

Adraee, kentte yaşayan halktan evlerini terk etmelerini ve Zehrani Nehri'nin kuzeyine geçmelerini istedi.

ABD Başkanı Donald Trump, dün İsrail ve Hizbullah ile görüştüklerini, tarafların "birbirlerine saldırmama" konusunda "mutabık kaldıklarını" paylaşmıştı.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yaptığı açıklamada, başkent Beyrut'u bombalamayacaklarını ancak Lübnan'ın güneyindeki saldırılara ise devam edeceklerini ifade etmişti.

İRAN: HÜRMÜZ BOĞAZI'NDAN SON 24 SAATTE DONANMANIN KOORDİNASYONU VE İZNİYLE 24 GEMİ GEÇTİ

İran Devrim Muhafızları Ordusu Donanması, son bir günde Hürmüz Boğazı'ndan 24 geminin donanmanın koordinasyonu ve izniyle geçiş yaptığını duyurdu.

Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri tarafından yapılan yazılı açıklamada, son 24 saatte donanmanın koordinasyonu ve güvenliği altında 24 geminin Hürmüz Boğazı'ndan geçtiği belirtildi.

Açıklamada, "Hürmüz Boğazı'nın kontrolü güçlü bir şekilde yürütülecek ve kötü niyetli yabancı güçlerin Fars (Basra) Körfezi'nde ve Hürmüz Boğazı'nda yeri olmayacaktır." ifadeleri kullanıldı.

GÖREVİNİ DEVREDEN MOSSAD DİREKTÖRÜ BARNEA: "İRAN'DA YÖNETİMİ DEVİRMEK ULAŞILABİLİR BİR HEDEF"

İsrail'de görevini devreden dış istihbarat servisi Mossad'ın Direktörü David Barnea, İran'ın şu anda "daha zayıf, daha fazla zorlukla karşı karşıya ve daha savunmasız" bir durumda olduğunu iddia ederek, "Tahran yönetimini devirmenin mümkün ve ulaşılabilir bir hedef" olduğunu öne sürdü.

Jerusalem Post gazetesinin haberine göre, emekliliğe ayrılma töreninde konuşan Barnea, "İran hiçbir zaman nükleer silaha sahip olamayacak." diyerek, Tahran'a karşı yürütülen sürecin tamamlanması gerektiğini savundu.

Barnea, İran'ın şu anda "daha zayıf, daha fazla zorlukla karşı karşıya ve daha savunmasız" bir durumda olduğunu iddia ederek, "Tahran yönetimini devirmenin mümkün ve ulaşılabilir bir hedef" olduğunu ileri sürdü.

Barnea'dan boşalan koltuğu, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun danışmanı Roman Gofman devraldı. Gofman'ın 5 yıl boyunca Mossad Direktörü olarak görev yapması bekleniyor.

İsmi tartışmalı hale gelen Gofman hakkında, ordunun bir askeri istihbarat operasyonunda İsrailli reşit olmayan bir çocuğu yasa dışı şekilde kullanmasındaki rolü nedeniyle soruşturma açılmıştı.

Aralık ayında Haaretz gazetesi, Gofman'ın konuyla ilgili yürütülen İsrail askeri soruşturması sırasında yalan söylediğini bildirmişti.

ABD'NİN UMMAN'A İRAN İLE DİPLOMATİK İLİŞKİLERİNİ KESMESİ İÇİN BASKI UYGULADIĞI İDDİASI

ABD'nin Umman'a ABD/İsrail-İran savaşında "bir taraf seçmesi" ve İran ile diplomatik ilişkilerini kesmesi için baskı uyguladığı iddia edildi.

The Wall Street Journal'ın (WSJ) haberine göre, ismi açıklanmayan yetkililer Washington yönetiminin Umman'a ABD/İsrail-İran savaşında "bir taraf seçmesi" ve İran ile diplomatik ilişkilerini kesmesi için baskı uyguladığını öne sürdü.

ABD'li yetkili, ABD'nin Umman'ın stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nda İran'a katılarak gemilere geçiş ücreti uygulamayı planladığı sonucuna varan yeni istihbarat değerlendirmesinin ardından, Umman'ı yaptırım uygulamak ve hatta bombalamakla tehdit ettiğini öne sürdü.

Konuya ilişkin bilgi sahibi olan bir kaynak, savaşın başlamasından bu yana Umman'ın, ABD'den gelenler de dahil çeşitli gemilere, seyrüsefer rehberliği, arama kurtarma ve tıbbi yardım sağlayarak destek verdiğini kaydetti.

İsmi verilmeyen ABD'li ve diğer ülkelerden yetkililer, savaşın başlangıcında ABD ordusuna bazı lojistik malzemelerin ulaştırılması için Umman topraklarının kullanıldığını ancak askeri yardımın sınırlı seviyede olduğunu iddia etti.

Öte yandan, Umman Enformasyon Bakanlığından, İran ile ilişkilerin kesilmesi konusundaki ABD'nin baskı yaptığı iddiaları hakkında açıklama yapılmadı.

Bakanlık, Umman'ın "istikrarı desteklemek, kargaşayı önlemek ve ortak stratejik çıkarları korumak" için ABD ve tüm ortaklarla işbirliği yapmaya hazır olduğunu belirtti.

ABD DIŞINDAKİ BMGK DAİMİ ÜYELERİ, İSRAİL'İN LÜBNAN'DAKİ ASKERİ OPERASYONLARINI ELEŞTİRDİ

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) daimi üyelerinin büyük bölümü, İsrail'in Lübnan'daki askeri operasyonlarını genişletmesini eleştirirken, Washington ise Tel Aviv'i eleştirmekten kaçındı.

Fransa'nın talebi üzerine BM Güvenlik Konseyi'nde "Lübnan" konulu acil oturum düzenlendi.

Burada konuşan Fransa'nın BM Daimi Temsilcisi Jerome Bonnafont, oturumun "ABD himayesinde 17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkese rağmen İsrail'in Lübnan'daki askeri operasyonlarını önemli ölçüde genişletmesine" yanıt olarak talep edildiğini söyledi.

İsrail'in "işgalini" eleştiren Bonnafont, "İsrail ve vatandaşlarına güvenlik getirmekten uzak olan yeni bir işgal, yalnızca istikrarsızlığı körükleme riski taşıyor." ifadesini kullandı.

Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia da İsrail'in Lübnan'daki askeri faaliyetlerini Gazze'deki durumla karşılaştırarak, Lübnan'da "Gazze Şeridi'nin geniş çaplı işgal kontrolü ve nüfusun zorla yerinden edilmesiyle temizlenmesi senaryosunun neredeyse aynısının" yaşandığını söyledi.

İsrail güçlerinin derhal geri çekilmesini talep eden Nebenzia, aksi halde gerçek ateşkese ulaşmanın mümkün olmayacağını kaydetti.

Çin'in BM Daimi Temsilcisi Fu Cong ise "İsrail'in son 20 yıldan uzun süredir Lübnan'daki en derin askeri ilerleyişi" olduğuna dikkati çekti.

İngiltere'nin BM Daimi Temsilciliği Geçici Maslahatgüzarı James Kariuki de İsrail'in orantısız şekilde gerilimi tırmandırmasını kınadı.

ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz ise diğer üyelerden farklı bir yaklaşım sergileyerek, İsrail'in ihlallerine değinmeden sorumluluğu Hizbullah ve İran'a yükledi.

"LÜBNAN'DAKİ DURUM SON DERECE ENDİŞE VERİCİ"

BM Afrika'dan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Martha Ama Akyaa Pobee de yaptığı konuşmada, diplomatik çabalara "başarı şansı tanınması gerektiğini" söyledi.

Pobee, Tahran'dan ABD ile diyaloğun askıya alınması, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ve diğer cephelerin harekete geçirilmesine yönelik tehditlerin bildirildiği bir dönemde daha fazla gerilimin kabul edilemez olduğu uyarısında bulundu.

"Lübnan'daki durum son derece endişe verici." diyen Pobee, sahadaki gelişmelerin "tehlikeli ve endişe verici bir tırmanışa işaret ettiğini" belirtti.

İRAN BASINI: ABD İLE MUHTEMEL ANLAŞMANIN TASLAĞI HALA İNCELENİYOR

İran'ın, ABD ile muhtemel anlaşmanın taslağını hala incelediği ve henüz Tahran'dan bir yanıt gönderilmediği bildirildi.

İran'ın Mehr Haber Ajansının ABD ile müzakere süreciyle ilgili bilgi sahibi kaynağına dayandırdığı habere göre, ABD ile muhtemel anlaşmanın taslağı hala Tahran'da inceleniyor ve henüz görüşmelerin aracısı Pakistan'a yanıt gönderilmedi.

ABD'nin önceki dönemlerdeki müzakere süreçlerinde sözlerini yerine getirmemesinin İran'ın çok daha ihtiyatlı hareket etmesine yol açtığına işaret edilen haberde, İran'ın önceki tecrübelerine dayanarak muhtemel anlaşmada somut faydalar elde etmeye odaklandığı belirtildi.

ABD BAŞKANI TRUMP NETANYAHU'YA LÜBNAN KONUSUNDA "SERT" TEPKİ GÖSTERMİŞ

ABD Başkanı Donald Trump'ın, telefonda görüştüğü İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya Lübnan'da gerginliği tırmandırdığı için sert tepki göstererek, "Ben olmasaydım şu an hapiste olurdun." dediği iddia edildi.

Amerikan Axios haber platformunda yer alan ve iki ABD'li yetkiliye dayandırılan haberde, Trump'ın dün telefonda görüştüğü İsrail Başbakanı Netanyahu'ya sert çıktığı belirtildi.


Haberde, Trump'ın İran'la müzakere sürecini "baltaladığı" gerekçesiyle İsrail'in Lübnan'da son günlerde gerginliği tırmandırmasından duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getirerek Netanyahu'ya, "Sen kagrolası bir delisin." ifadesini kullandığı kaydedildi.

"BEN OLMASAYDIM HAPİSTEYDİN!"

Hizbullah'ın İsrail'e yönelik saldırılarının farkında olduğunu ve İsrail'in karşılık verme hakkının bulunduğunu belirten Trump, buna rağmen İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) son günlerde Lübnan'da orantısız bir şekilde güç kullandığını ifade etti. Bu durumun İran'la ateşkesi uzatma çabalarını zorlaştırdığına dikkat çeken Trump'ın Netanyahu'ya "Sen kahrolası bir delisin" dediği iddia edildi. Trump'ın ayrıca, Netanyahu'ya hakkındaki yolsuzluk davasını ve Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un kendisini affetmesi için yaptığı çağrıları hatırlatarak, "Ben olmasaydım hapiste olurdun. Arkanı kolluyorum. Herkes senden nefret ediyor. Bu yüzden herkes İsrail'den nefret ediyor. Ne yaptığını sanıyorsun?" dediği aktarıldı. Netanyahu'nun ise, "Tamam, tamam, her şeyin yolunda olduğundan emin olun" yanıtını verdiği belirtildi. İsrail Başbakanlık Ofisi'nden habere konu iddialarla ilgili herhangi bir açıklama yapılmadı.

TRUMP, NETANYAHU İLE "ÇOK VERİMLİ" BİR GÖRÜŞME YAPTIĞINI DUYURMUŞTU

Trump, Netanyahu ile telefonda yaptığı görüşmenin ardından, "İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile çok verimli bir görüşme yaptım. Beyrut'a asker gönderilmeyecek ve yola çıkmış olan askerler de çoktan geri çevrildi" demişti. Üst düzey temsilciler aracılığıyla Hizbullah ile de temas kurduğunu aktaran Trump, "Onlar da tüm çatışmaların durdurulmasını kabul etti. İsrail onlara saldırmayacak, onlar da İsrail'e saldırmayacak" ifadelerini kullanmıştı.

NETANYAHU, LÜBNAN'A YÖNELİK SALDIRILARIN SÜRECEĞİNİ AÇIKLAMIŞTI

Netanyahu ise Trump'ın Lübnan'daki çatışmaların durdurulacağı yönündeki açıklamasına rağmen saldırıların devam edeceğini ifade etmişti. Netanyahu, "Bu akşam Başkan Trump ile görüştüm ve ona, Hizbullah şehirlerimize ve vatandaşlarımıza saldırmayı bırakmazsa İsrail'in Beyrut'taki hedefleri vuracağını söyledim. Bu tutumumuz değişmedi. Buna paralel olarak İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde planlandığı gibi operasyonlarına devam edecek" demişti.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin