Trump dizel fiyatlarındaki artışın nedenini açıkladı: "Sebebi Rusya-Ukrayna savaşı"
ABD Başkanı Donald Trump, dünya genelinde dizel fiyatlarındaki artışın başlıca nedeninin İran değil, Rusya-Ukrayna savaşı olduğunu belirtti. Trump, Ukrayna’nın Rus enerji tesislerini, Rusya’nın da Ukrayna enerji tesislerini hedef aldığını ifade etti.
Gelişmelerin perde arkasını canlı yayında analiz eden A Haber muhabiri İrfan Sapmaz, "ABD Başkanı Donald Trump, dünya genelinde hızla yükselen petrol ve özellikle dizel fiyatlarının ardından dikkat çekici bir açıklama yaptı. Zamanlama tabii ki ilginç çünkü bugün itibarıyla en düşük oktan, 87 oktan, şu anda 4,5 dolar civarında. Yani yüzde 150 artmış vaziyette." ifadelerini kullandı.
Açıklamanın stratejik boyutuna değinen Sapmaz, "Trump, Ukrayna'nın Rus enerji tesislerini vurmamasını kabul etti, Rusya da aynı şekilde bunu kabul etti. 'Dünya çapındaki dizel fiyatlarındaki artışın başlıca nedeni İran değil, Rusya-Ukrayna Savaşı'dır.' diye açıklama yaptı. Trump böylece yükselen enerji fiyatlarının siyasi sorumluluğunu İran Savaşı'ndan uzaklaştırarak Rusya-Ukrayna Savaşı'na yöneltmeye çalışıyor diyebiliriz." sözleriyle aktardı.
Ukrayna cephesindeki detaylara dikkat çeken Sapmaz, "Trump, daha önce de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'e açıkça Rusya'nın dizel üretim tesislerini ve rafinerilerini vurmayı durdurması çağrısında bulunmuştu. 'Başka hedefleri vurabilir ama dizel yakıt vurmasın.' diyen Trump, Ukrayna saldırılarının dünya genelinde dizel sıkıntısı yarattığını savundu." şeklinde konuştu.
PİYASALARDA ÇİFTE BASKI: BRENT PETROL 107 DOLARI AŞTI
Enerji piyasalarındaki gerçek tablonun çok daha karmaşık olduğunu vurgulayan Sapmaz, "Uluslararası Enerji Ajansı'nın değerlendirmesine göre Rus rafinerilerine yönelik Ukrayna saldırıları ve Rus petrol ürünleri ihracatındaki düşüş, gerçekten küresel dizel arzını sıkıştırıyor. Ancak İran Savaşı nedeniyle Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı üzerinden enerji akışındaki bozulma da fiyatların yükselmesinde önemli rol oynuyor." ifadelerini kullandı.
Piyasa rakamlarını paylaşan Sapmaz, "Nitekim Brent petrol yeniden 100 doların oldukça üzerine çıkmış durumda. Son saldırılar ve Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'ndaki geçici kapanmanın ardından Brent 107 doların üzerine çıktı. ABD Teksas tipi ham petrol de 102 doların üzerine yükseldi." sözleriyle aktardı.
ABD'DE 3 KASIM SEÇİMLERİ ÖNCESİ ENFLASYON ALARMI
Artan akaryakıt fiyatlarının ABD iç siyasetine ve yaklaşan seçimlere etkisini değerlendiren Sapmaz, "Trump açısından asıl siyasi tehlike burada başlıyor diyebiliriz. ABD'de ortalama dizel fiyatı galon başına 6 doların üzerine çıkarak rekor seviyeye ulaştı. Wall Street Journal'a göre dizel fiyatları son bir ayda yaklaşık yüzde 14 yükseldi. Gaz yağı fiyatları da İran Savaşı'nın başlamasından bu yana ciddi şekilde arttı. İşte bu nedenle Trump, şimdi aynı anda iki cephede enerji fiyatlarını aşağı çekmeye çalışıyor. Bir taraftan Ukrayna'nın Rus rafinerilerini vurmasını durdurmaya, diğer taraftan İran Savaşı'nı kendi belirlediği şartlarla sona erdirerek Hürmüz Boğazı ve Körfez'deki petrol akışını normale döndürmeye çalışıyor." ifadelerini kullandı.
Fiyat artışlarının genel ekonomi üzerindeki yıkıcı etkisine değinen Sapmaz, "Çünkü yüksek petrol ve dizel fiyatlarının Amerikan ekonomisindeki etkisi yalnızca benzin pompalarıyla sınırlı değil. Kamyon taşımacılığından tarıma, gıdadan hava ulaşımına kadar maliyetlerin yükselmesi yeniden enflasyon baskısı yaratıyor. Üstelik bütün bunlar 3 Kasım ara seçimlerine haftalar kala yaşanıyor. İşte bu nedenle Trump'ın son açıklaması son derece önemli." şeklinde konuştu.
Washington yönetiminin karşı karşıya kaldığı asıl sınavı özetleyen Sapmaz, "Başkan, bir taraftan İran Savaşı'nın sona ereceğini söylüyor, diğer taraftan yükselen dizel fiyatlarının sorumluluğunu İran'dan uzaklaştırıp Rusya-Ukrayna Savaşı'na bağlıyor. Ancak petrol fiyatları 110-120 dolar bandına doğru gider, ABD'de dizel ve benzin fiyatları daha da yükselir ve bunun enflasyonla seçmen davranışına yansıdığı görülürse Trump üzerindeki savaşı bitirme baskısı çok daha fazla artabilir diyebiliriz. Dolayısıyla Washington'daki asıl denklem artık yalnızca 'İran askeri olarak ne kadar dayanabilir?' değil. Yani denklem şu: Savaşın Amerikan seçmenine maliyeti, Trump'ın siyasi olarak taşıyabileceği seviyeyi aşacak mı?" sözleriyle aktardı.