Avrupa’nın İslamofobik evlat avcılığı: Müslüman kimliğini hedef alan çark "koruma" kılıfıyla binlerce çocuğu dininden ve dilinden koparıyor

Avrupa’nın İslamofobik evlat avcılığı: Müslüman kimliğini hedef alan çark "koruma" kılıfıyla binlerce çocuğu dininden ve dilinden koparıyor

Avrupa'da çocuk koruma uygulamaları uzun yıllardır Türk ve Müslüman aileler arasında tartışma konusu olmaya devam ediyor. Özellikle Almanya başta olmak üzere bazı ülkelerde çocukların ailelerinden alınmasına ilişkin süreçler, sivil toplum kuruluşlarının raporları, mahkeme kararları ve ailelerin aktardığı örnekler üzerinden yeniden gündeme taşındı.

Avrupa'nın parıltılı insan hakları, çocuk refahı ve demokrasi söylemlerinin arkasında, göçmen toplulukların geleceğini doğrudan hedef alan korkunç bir kültürel kuşatma yaşanıyor. Almanya, Hollanda, Fransa, Belçika ve Avusturya başta olmak üzere Batı başkentlerinde faaliyet gösteren "Gençlik Daireleri" (Jugendamt ve muadilleri), yasal boşlukları ve esnek çocuk koruma mevzuatlarını suiistimal ederek Türk ve Müslüman ailelerin çocuklarına adeta el koyuyor. "Çocuğun yüksek yararı" ve "şiddetten koruma" maskesiyle yürütülen bu operasyonlar, çocukları tehlikeden kurtarmaktan ziyade onları köklerinden kopararak Avrupalılaştırma, yabancılaştırma ve Hristiyanlaştırma projesine dönüşmüş durumda.

Avrupa’nın İslamofobik evlat avcılığı: Müslüman kimliğini hedef alan çark "koruma" kılıfıyla binlerce çocuğu dininden ve dilinden koparıyor - 1

İstatistikler, mahkeme kayıtları ve sivil toplum kuruluşlarının raporları, kurumsal ırkçılık ile İslamofobinin çocuk koruma sistemlerini nasıl birer asimilasyon çarkına çevirdiğini net rakamlarla gözler önüne seriyor. Müslüman ve Türk aileler için Batı dünyası, çocuklarının gerçeklikle hiçbir ilgisi olmayan gerekçelerle ellerinden alındığı korkunç bir düzene dönüşmüş durumda. Hür dünya ise iyi niyet maskesi altında yürütülen bu sistematik kültürel soykırıma karşı adeta üç maymunu oynuyor.

Avrupa’nın İslamofobik evlat avcılığı: Müslüman kimliğini hedef alan çark "koruma" kılıfıyla binlerce çocuğu dininden ve dilinden koparıyor - 2

1970'LERDEN BERİ AYNI ZULÜM

Avrupa'da Türk ve Müslüman çocukların ailelerinden koparılması süreci 1970'lere uzanıyor. 1970'li yıllardan itibaren sistematik olarak uygulanan çocuk koruma mevzuatı, geride kalan yarım asırda toplamda 100 bini aşkın Türk ve Müslüman çocuğun asimile edilmesine zemin hazırladı. Avrupa'ya göç eden Türk ve Müslüman ailelerin çocukları, sözde çocuk koruma uygulamaları kapsamında kendi köklerine, dillerine ve dinlerine yabancılaştırılarak devasa bir kayıp neslin oluşmasına neden oldu.

Avrupa’nın İslamofobik evlat avcılığı: Müslüman kimliğini hedef alan çark "koruma" kılıfıyla binlerce çocuğu dininden ve dilinden koparıyor - 3

RESMİ VERİLER ORTADA

Asimilasyon çarkının en yoğun işlediği beş Avrupa ülkesindeki resmî veriler ve saha raporları, çocuk koruma sistemlerinin doğrudan göçmenleri ve özellikle Müslüman aileleri hedef aldığını ortaya koyuyor. Şimdi bu beş Avrupa ülkesine ve verilere yakından bakalım.

Avrupa’nın İslamofobik evlat avcılığı: Müslüman kimliğini hedef alan çark "koruma" kılıfıyla binlerce çocuğu dininden ve dilinden koparıyor - 4

1 YILDA 84 BİN ÇOCUK BAHANELERLE AİLELERİNDEN KOPARILDI

Almanya: Federal İstatistik Dairesinin resmî verilerine göre ülkede sadece geçen yıl 84 bin 230 çocuk, Gençlik Dairesi (Jugendamt) tarafından acil önlem veya mahkeme kararıyla ailelerinden uzaklaştırılarak devlet koruması altına alındı. Bu tablo sosyolojik açıdan ele alındığında, sistemin doğrudan göçmenleri ve özellikle Müslüman aileleri hedef aldığı öne sürülüyor. Koruma altına alınan çocukların 23 bin 361'i Alman kökenliyken, geriye kalan 60 bin 869 çocuk (yüzde 72,2) yabancı kökenli ailelere mensup.

Avrupa’nın İslamofobik evlat avcılığı: Müslüman kimliğini hedef alan çark "koruma" kılıfıyla binlerce çocuğu dininden ve dilinden koparıyor - 5

Hollanda: Ülkede her yıl ortalama 1.500 ile 2.000 arasında Müslüman çocuğun, yerel çocuk koruma kurumları tarafından "pedagojik yetersizlik" veya "uyum sorunu" gerekçesiyle ailelerinden alındığı belirtiliyor. Bu çocukların önemli bölümünü Türk ve diğer Müslüman topluluklara mensup ailelerin çocukları oluşturuyor. Hollanda makamlarının, ailelerin dinî hassasiyetlerini risk faktörü olarak değerlendirdiği ve çocukların İslami bir ortamda büyümesini "modern toplum değerlerine tehdit" olarak nitelendirdiği iddia ediliyor.

Fransa: Sosyal hizmet uzmanlarının hazırladığı tek taraflı ve sübjektif raporlar sonucunda her yıl bine yakın Türk ve Kuzey Afrika kökenli Müslüman çocuğun öz ailelerinden koparıldığı ifade ediliyor. Ailelerinden ayrılan çocukların laik ailelerin yanına yerleştirildiği, burada kendi değerlerinden uzak ve dinlerine yabancı şekilde yetiştirildiği öne sürülüyor.

Avrupa’nın İslamofobik evlat avcılığı: Müslüman kimliğini hedef alan çark "koruma" kılıfıyla binlerce çocuğu dininden ve dilinden koparıyor - 6

KÜLTÜREL KODLAR SIFIRLANIYOR

Belçika: Çocuk esirgeme kurumlarının resmî verilerine göre koruma altına alınan göçmen çocuk oranı yüzde 65'in üzerinde bulunuyor. Her yıl yaklaşık bin Müslüman çocuğun, kültürel kodları reddeden seküler ve Hristiyan aile yapıları içerisine entegre edildiği iddia ediliyor.

Avusturya: Özellikle son yıllarda arttığı öne sürülen kurumsal İslamofobi nedeniyle, aile içindeki küçük tartışmalar veya çocukların okulda dile getirdiği inanç beyanlarının gerekçe gösterilerek yüzlerce Türk ve Balkan kökenli Müslüman çocuğun koruma altına alındığı belirtiliyor. Entegrasyon adı altında uygulandığı ileri sürülen politikaların aileler için büyük bir tehdit oluşturduğu savunuluyor.

Bu asimilasyon sisteminin arkasında büyük bir ekonomik rant bulunduğu da öne sürülüyor. Devletin, koruyucu ailelere ve çocukların yerleştirildiği özel vakıf veya şirketlere ait çocuk yurtlarına çocuk başına aylık 3 bin ila 5 bin avro arasında değişen ödenekler sağladığı belirtilirken, bu durumun özel vakıfları ve yurt işletmelerini sürekli yeni çocuk kabul etmeye yönelttiği iddia ediliyor.

Avrupa’nın İslamofobik evlat avcılığı: Müslüman kimliğini hedef alan çark "koruma" kılıfıyla binlerce çocuğu dininden ve dilinden koparıyor - 7

RAPORLAR HAK İHLALİNE İŞARET EDİYOR

Avrupalı birçok resmî kurumun, Müslüman ve Türk çocuklarına yönelik uygulamalara ilişkin çeşitli tespitleri raporlarına yansıttığı belirtiliyor. İşte o raporlardan bazıları:

Avrupa Parlamentosu (AP) Raporları: AP Dilekçe Komitesine (PETI) her yıl başta Almanya ve Danimarka olmak üzere, Müslüman ailelerin çocuklarının "haksız gerekçelerle" ellerinden alındığına ilişkin yüzlerce resmî şikâyet dilekçesi sunuluyor. Raporlarda kurumlarda sistematik bir "kültürel önyargı" bulunduğuna dikkat çekiliyor.

UMHUD (Uluslararası Mülteci Hakları Derneği) Raporu: "Avrupa'da Çocuk Asimilasyonu" başlıklı rapora göre çocukların koruma altına alınma gerekçelerinin başında, "entegrasyon eksikliği" ve "aşırı dinî eğitim" gibi yoruma açık ve sübjektif kriterler yer alıyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Kararları: AİHM, geçmiş yıllarda özellikle Almanya'nın çocukları ailelerinden ayırma yetkisini kullanırken "aile hayatına saygı hakkını" düzenleyen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesini ihlal ettiğine hükmetti. Mahkeme ayrıca çocukların kendi kültürel kimliklerinden koparılmaması gerektiğine ilişkin kararlar verdi ve uygulamadaki denetimsizliğin sürdüğüne dikkat çekti.

Avrupa’nın İslamofobik evlat avcılığı: Müslüman kimliğini hedef alan çark "koruma" kılıfıyla binlerce çocuğu dininden ve dilinden koparıyor - 8

YÖNLENDİRME YETERLİ

Sabah'ın haberine göre; Ailelerin çocuklarının ellerinden alınmasının oldukça kolay olduğu öne sürülüyor. İddiaya göre bir çocuk, öğretmeninin yönlendirmesiyle "Ben evde baskı görüyorum." dediğinde, kısa sürede eve sosyal hizmet uzmanları gönderiliyor ve çocuğun koruma altına alınmasına yönelik süreç bu şekilde başlıyor.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin