HRW'nin 22 Aralık 2016 tarihli, "Irak: Silahlı Gruplar Çocukları Asker Olarak Kullanıyor" başlıklı bir yayınında ise özellikle terör örgütü PKK'nın Irak'ta çocukları asker olarak kullanması ele alınıyor.
PKK'nın kız ve erkek çocuklarını militan kadroya dahil ettiği ve kendi kadrolarından çıkmaya çalışanları kaçırdığı ya da ciddi bir şekilde suistimal ettiği belirtilen raporda, bölgede yapılan saha araştırmaları sonucunda, PKK'nın Irak'ın kuzeyindeki kadroları aracılığıyla çocukları militan olarak temin ettiği 29 olayın saptandığı aktarılıyor. Raporda, bu kapsamda, 15 yaşından küçük çocukların çatışmalarda yer aldıkları, kontrol noktalarına yerleştirildikleri ya da silahların temizlenmesi ve hazırlanması gibi işlerde kullanıldıkları kaydediliyor.
Bir diğer izleme örgütü Almanya merkezli Kurd Watch ise PYD'nin kişileri zorla silah altına alması ve çocukları savaşçı olarak kullanmasına ilişkin bir rapor yayınladı. PYD/YPG tarafından çıkarılan sözde "meşru müdafaa kanunu" ile kişilerin zorla silah altına alındığı kaydedilen raporda, 12 yaşına kadar küçüklerin de benzer bir uygulamaya tabi tutuldukları vurgulanıyor.
FATIMA, MAİSA, SİDRA...
Kurd Watch'ın raporlarında, terör örgütü PYD/YPG'nin ailelerinden kopardığı çocuk savaşçılara ilişkin örnekler de anlatılıyor.
Buna göre, PYD/YPG'nin kullandığı yüzlerce çocuk militandan biri olan Fatıma S.A, 12 yaşındayken terör örgütü tarafından silah altına alınıyor. Ailesi ile yapılan görüşmelerde Fatıma'nın birden kaybolduğu, ebeveynlerinin PYD/YPG destekçisi olması ve kızlarının örgüte katılmalarını istememesine rağmen sonraki süreçte çocuklarına ulaşmalarının engellendiği belirtiliyor.
Benzer bir diğer olay, 13 yaşındaki Maisa M.A'nın başına geliyor. PYD/YPG tarafından okulundan alınarak militan kadroya dahil edilen Maisa'nın geri verilmesi için akrabalarının PYD/YPG birlikleri önünde protesto gösterisi yaptığı ancak kızlarına ilişkin bir bilgi olmadığı yanıtını alan ailenin, daha sonra kızlarının YPJ kamplarından birinde olduğunu öğrendiği aktarılıyor.
Söz konusu çocuk savaşçıların çatışmalarda hayatını kaybettiği ya da yaralanabildiği, hatta kendi silahlarından çıkan kaza kurşunlarına da hedef olabildikleri anlatılıyor. Tel Tamr kentinde PYD tarafından sözde trafik polisi olarak görevlendirilen 16 yaşındaki kız çocuğu Sidra M.S.U'nun, 2015 Haziran ayında kendi tüfeğinden çıkan kaza kurşunu ile hayatını kaybettiği yine Kurd Watch'ın raporlarında belgeleniyor.
SAVAŞ SUÇU SAYILIYOR
Çocukların asker olarak kullanılması hususu, 1949 Harp Zamanında Sivillerin Korunmasına İlişkin Cenevre Sözleşmeleri ile uluslararası hukuk alanında yerini alıyor.
Söz konusu sözleşmelerde çocuk askerler konusu "15 yaşından küçüklerin özel olarak korunması" çerçevesinde ele alınmıştı. Cenevre Sözleşmelerine ek, 1977 tarihli Uluslararası Silahlı Çatışmaların Kurbanlarının Korunmasına İlişkin 1 Numaralı Protokol'de, 15 yaşına ulaşmamış çocukların düşmanca davranışların tarafı olmamaları ve özellikle silahlı kuvvetlerde yer almamaları gerektiği belirtiliyor.
Çocukların çatışmalara dahil edilmemesine ilişkin daha kapsamlı hususlar 1989 BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'nde düzenlenirken, daha önceki düzenlemelerde olduğu gibi yine 15 yaş baz alındı.
Çocuk askerlere ilişkin uluslararası mevzuatlardaki alanda en önemli araçlardan biri ise Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) kararı. UCM Statüsü'nün en önemli getirilerinden biri, çocuk askerler konusunu savaş suçu olarak düzenliyor. Statünün ilgili maddesi, 15 yaşından küçük çocukların askere alınması ya da çatışmalarda doğrudan kullanılmasını "savaş suçu" ilan etmişti.