SORU: ABD'nin DEAŞ'la Mücadele Özel Temsilcisi McGurk'ün Suriye sahasındaki etkisi nedir?
CEVAP: En başından beri çok etkili. Mesela Çelebiye üssündeki ilk toplantımızda, Münbiç'in kurtarılması konuşuldu. Bunu öneren oydu. Türk tarafını ikna etmemiz için çoğunluğunu Arapların oluşturacağı kente özgü askeri konsey kurulması gerektiğini söyledi. Böylece şehri kurtaranların Münbiç'in kendi evlatları olduğu havası verilmek istendi. Aynı öneriyi Rakka'da da gördük. Önerileri yaparken, "Türk tarafını ikna etmemiz gerekiyor" derdi. Onun için de sahadaki unsurların Araplardan oluştuğu görüntüsünü vermemiz gerektiğini söylerdi. Münbiç Askeri Konseyi bünyesinde Münbiç Türkmenleri Birliği görünüyordu. Oysa içinde kimse yoktu. Ben bile bana bağlı görünen grubun isimlerini uydurarak yazdım. Bu McGurk'ün talebiyle yapılıyordu.
Yine Rakka operasyonuna sadece Arap Koalisyonunun katılacağı açıklanmıştı. Aslında Arap Koalisyonu diye bir şey yoktu. Şahin Cilo komutasındaki SDG'nin izlediği politikaları McGurk yönlendiriyordu.
Münbiç'in kurtarılmasının ardından, SDG'nin kenti kurtardığını, YPG'nin şehrin dışına çekildiğini, şehirde kalanların oranın evlatları olduğunu belirten bir bildiri yayınlamamızı istedi. Tabi gerçekle alakası yoktu.
SORU: PYD/PKK'nın Rakka'da DEAŞ'la anlaşarak oradan çıkmalarına yardım etmesi büyük yankı uyandırdı. Rakka'da neler yaşandı?
CEVAP: Rakka müzakereleri Ayn İsa'da SDG genel karargahında yapıldı. İki gün sürdü. (DEAŞ'la irtibatı sağlayan) Ebu Muhammed, Cilo ve yardımcısı Kahraman görüştüler. DEAŞ'ın Deyrizor dışında gideceği yer yoktu. ABD buna razı gibiydi. Çünkü SDG (Rakka ve Deyrizor'da) aynı anda iki hamle yapmıştı. Deyrizor'daki adamları güçsüzdü. ABD ise rejim ordusu gelmeden Irak sınırına ulaşması için SDG'nin Deyrizor operasyonuna başlamasını istiyordu. Amerikalılara göre, rejim ordusu Deyrizor'a 6 haftada ulaşabilirdi. Fakat rejm ordusu beklenenden hızlı ilerleyince, ABD SDG'nin DEAŞ ile müzakerelere başlamasını istedi. Böylece teröristler (Rakka'dan çıkıp Deyrizor'daki) Bukemal'a gidecek, rejimin ilerleyişini engelleyecekti. 3 bin 500 teröristin çıkışına izin vermek amacıyla görüşmeler yapıldı. 500 kadar da kadın ve çocuk vardı.
ABD ile Cilo, bu teröristlerin Suriye rejim ordusundan önce Deyrizor'a ulaşmasını istiyordu. Bu nedenle Rakka'dan çıkanlar vurulmayacaktı. Aynı gün Cilo benden basının karşısına geçip bir tiyatro oynamamı istedi.
Medya ekibi olarak "tiyatro"yu hazırladık. Oyuna göre, Rakkalı Arap aşiretlerinin girişimiyle 275 yerli DEAŞ'lı terörist SDG'ye teslim olmuştu. Karşılığında kentten sözde 3 bin 500 sivil çıkarılacaktı. (Aslında kimsenin teslim olmadığı) Bu tiyatroda, 275 kişinin varlığını göstermek için Ayn İsa kampından birilerini getirip koydular.
İkinci oyunu basına oynadılar. Gazetecilerin Rakka'ya gitmesini yasakladılar. Gazetecilere, içerden çıkmaya yanaşmayan yabancı DEAŞ'lılarla çatışılacağını söylediler.
Oysa bir kurşun bile sıkmadılar. Bu süre zarfında kentten çıkarılan DEAŞ'lılar gidecekleri yere ulaştı. Ardından, Rakka'nın alındığını ilan ettik.
Sonradan öğrendik ki DEAŞ'lıların bir kısmı rüşvet vererek (Deyrizor dışında) başka yerlere ulaşmış. Birçoğu Fırat Kalkanı bölgelerine girmiş.
SORU: Rakka'nın içine girince neler gördünüz?
CEVAP: Rakka'da yaşananlar kentin kurtarılması değil yıkımıydı. Rakka'nın kurtarıldığını ilan edeceğimiz gün oraya gittim. Maalesef kentteki tahribatın büyüklüğü karşısında şok oldum. Yüzde 95i'nden fazlası yerle bir olmuştu.
SDG'nin kuruluş amacı halk ve topraklarımızı DEAŞ terörü ve zulmünden kurtarmaktı. Ancak kurtuluş denilen şey benim gördüklerimse, böyle bir kurtuluşa gerek yoktu. Çünkü bu yıkımdı. Yıkım iki tarafın eliyle oldu. SDG yıktı ABD de kentin tamamının yıkımına neden oldu. Sebebini halen bilmiyorum. Sonra Rakka Sivil Meclisi, uluslararası toplumdan kentin imarı için maddi destek istiyor. Kentin imarı bahanesiyle kişisel çıkar sağlayacaklar gibi görünüyorlar.