AK Parti küresel güçleri adeta çıldırttı
Türkiye aleyhine içerden ve dışarıdan özellikle AK Parti iktidarı döneminde başlayan ve son dönemlerde artan saldırlar ne anlama geliyor? Bu saldırılar aslında küresel ölçekte İslam’ın son kalesi olan Türkiye'yi parçalamak gayesi mi taşıyor? Bölgede yaşananlara bakıldığında bunun işaretleri çok net ortaya çıkıyor. Hedef İslam’ın son kalesi Türkiye!
A HABER- Türkiye'de AK Parti iktidarı ile başlayan yenilenme ve diriliş hareketi küresel güçleri adeta çılgına çevirmiş durumda.
İçerde ve dışarıda hükümete ve genelde Türkiye aleyhine adeta küresel bir 28 Şubat projesi adım adım hayata geçiriliyor.
Küresel sistem, DAEŞ'i gösterip İslâm'la savaşıyor!
Hedef, kitleleri İslam'dan uzaklaştırmak, dinden koparıp içerden teslim almak!
Bunun sonucunda da ülkeleri, özellikle de dünya Müslümanlarının umudu haline gelmiş Türkiye'yi kolayca parçalamak!
Selefiler kışkırtılarak, Şiilerin üzerine salınıyor. Yapay bir mezhep çatışması icat ederek İran'ın önünü açıyorlar.
Batının desteği ile bütün Arap dünyasında İhvan'ı bitirme operasyonu maşaların eliyle son hız işliyor...
Kürtler sahte ve hayali vaatlerle İslâmî kimlikten koparılıyor!
Küresel planın en son ve nihai hedefi olan son kale Türkiye içerden ve dışarıdan vuruluyor!
Peki, bu nasıl bir savaş ve böyle bir savaşın gerekçeleri neler?
En önemlisi de şu: madem böyle bir savaş yaşanıyor, neden insanlık bu savaşı göremiyor, dolayısıyla tepki veremiyor?
İslâm'la savaşıyorlar peki, Müslüman toplumların iradeleri yok mu?
Müslüman toplumların iradeleri yok... İslâm dünyası bağımsız değil. İslâm dünyası, İslâm'ın dünyası, İslâm'ın şekillendirdiği bir dünya değil. 2 asırdır kendi dünyalarında yaşamıyor Müslümanlar. Önce fiilen sonra zihnen sömürgeleştirildikleri bir dünyada yaşamaya, nefes alıp vermeye, Müslümanlıklarını korumaya çalışıyorlar.
İnsanlık, tarihte daha önce yaşanmamış varoluşsal bir felaketle karşı karşıya: bugün modern meydan okuma, gelinen noktada, bütün dinleri, kültürleri ve medeniyetleri laik-kapitalist saldırıyla antropolojik ölü malzemelere dönüştürdü ve öldürdü; uyuttu ve yuttu!
Sadece İslâm dünyası yutulmaya, kendini inkâra direniyor. Bugün Çin, Hindistan, Japonya, Rusya, Latin Amerika ve tabii Afrika kendi dünyalarında yaşamıyorlar: batı uygarlığı tarafından asimile edildi, delik deşik edildi, bitirildi ve teslim alındı bütün kıtalar!
Yalnızca İslâm dünyasının İslâm'la ilişkileri bitirilemedi. Batılıların İslâm dünyası üzerine "çullanmalarının", İslâm'ı çeyrek asırdır terörizmle, kanla, canavarlıkla özdeşleştirmeye çalışmalarının nedeni burada gizli.
Batılılar, çeyrek asırdır İslâm'la savaşıyorlar. Bütün küresel stratejilerini İslâm'ın etkisiz hâle getirilmesi fobisine göre şekillendiriyorlar.
Bunun için de temelde iki projeyi hayata geçirmeye çalışıyorlar. Birincisi, Müslüman toplumların dize getirilmesi. İkincisi, İslâm'ın hayattan koparılması ve içeriden çökertilmesi.
Yakıcı soru ise şu: Niçin?
Küresel sisteme yalnızca İslâm'ın direnmesi... Batı uygarlığının tek boyutlu, materyalist, sömürgeci, tahakkümcü ve başkalarını yok edici yanını ifşa edecek tek din olması...
İslâm gelince batılılar gidecek. İslâm yeniden tarih yapacak bir konuma ulaşınca batılılar İslâm'ın karşısında tutunamayacaklarını, belli bir süre zarfında un ufak olacaklarını çok iyi biliyorlar. O yüzden İslâm'ın üzerine yükleniyorlar.