Çağları aşan mesaj: Veda Hutbesi
Allah'ın kulu ve elçisi Hz. Muhammet (sav), Peygamberlik görevini layıkıyla tamamlamış sevgiliye kavuşmaya yaklaşmıştı. Bu dünyadan ayrılmadan evvel Veda Hutbesi'yle, kıyamete kadar ışık olacak Kur'an-ı Kerim ve sünnetine dikkat çekerek Müminlere eşsiz çağrıda bulundu.
Ey insanlar!
Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğim. İnsanlar! Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir. Her türlü tecavüzden korunmuştur.
Ashabım! Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin. Olabilir ki bildirilen kimse, burada bulunup işitenden daha iyi anlayarak muhafaza etmiş olur. Ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin! Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lakin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır, ilk kaldırdığım faiz de Abdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.
Ashabım! Cahiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcamoğlu) Rebîa'nın kan davasıdır. Ey insanlar! Harp edebilmek için haram ayların yerlerini değiştirmek, şüphesiz ki küfürde çok ileri gitmektir. Bu, kâfirlerin kendisiyle dalâlete düşürüldükleri bir şeydir. Bir sene helal olarak kabul ettikleri (bir ayı) öbür sene haram olarak ilân ederler. Cenab-ı Hakkın helal ve haram kıldıklarının sayısına uydurmak için bunu yaparlar. Onlar Allah'ın haram kıldığını helal, helal kıldığını da haram ederler.
Hiç şüphe yok ki, zaman Allahü Teâlâ'nın yarattığı gündeki şekil ve nizamına dönmüştür. Ey insanlar! Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyetini kurma gücünü ebedî surette kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!
KADINLAR ALLAH'IN EMANETİDİRLER
Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız, onların, aile mahremiyetinizi sizin hoşlanmadığınız hiç bir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru bir şekilde, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.
MÜSLÜMANLARIN TAMAMI KARDEŞTİR
Ey Müminler! Size bir emanet bırakıyorum ki, ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah'ın kitabı Kur'ân-ı kerîmdir. Ey mü'minler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi muhafaza ediniz! Müslüman Müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz, başkasına helal değildir. Meğer ki, gönül hoşluğu ile kendisi vermiş olsun. Ashabım! Nefsinize (kendinize) de zulmetmeyiniz. Kendinizin de üzerinizde hakkı vardır. Ey insanlar! Allahü Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyete lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başkasına ait soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankördür. Allah'ın gazabına, meleklerin ve bütün Müslümanların lânetine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tövbelerini, ne de adalet ile şahadetlerini kabul eder.
ÜSTÜNLÜK ANCAK TAKVADADIR
Ey İnsanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız. Âdem ise, topraktandır. Allah yanında en kıymetliniz, takvası çok olanınızdır. Arabın arap olmayana bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir. Ey insanlar! Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz! Ashab-ı Kiram (Allah'ın dinini tebliğ ettin. Vazifeni yerine getirdin. Bize vasiyet ve nasihatte bulundun, diye şahadet ederiz, dediler). Bunun üzerine Resûl-i Ekrem Efendimiz (sav) mübârek şehâdet parmağını kaldırıp, sonra cemaat üzerine çevirip indirerek; "Şahid ol Yâ Rab! Şahid ol Yâ Rab! Şahid ol Yâ Rab!" buyurdu.
HZ. EBUBEKİR (ra) AĞLADI ASHAB AĞLADI
Peygamberimiz (sav) Veda Hutbesini okuduğu gün, Mâide sûresinin üçüncü âyeti; "Bugün sizin dininizi kemâle erdirdim. Üzerinize nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâm dinini seçtim" meâlindeki âyet-i kerîme nazil oldu. Peygamberimiz (sav) bu âyet-i kerîmeyi Eshâb-ı kirâma okuyunca, Hz. Ebû Bekir ağlamaya başladı. Eshâb-ı kirâm ağlamasının sebebini sorunca (Bu âyet, Resûlullahın vefatının yakın olduğuna delalet ediyor. Onun için ağlıyorum.) buyurdu. Peygamberimiz, Mekke'de 10 gün kalıp, Veda Haccını yaptı ve Veda Tavafı yaparak Medine'ye döndü. Veda Haccından sonra Eshâb-ı kirâm geldikleri yerlere gidip, Resûlullahın bildirdiği ve emrettiği şeyleri oralarda anlattılar.