Yemeği test etmeyelim, rûhumuzu teskin edelim
Rûhu aç olan insan; tıka basa da yese, gözü aç olarak bu dünyayı terk eder
Sevgili dostlar dün, iftar sofralarının müjdelerinden bahsetmiştik. Bugün de bu müjdeyle beraber iftar sofrası bahsine devam edelim istedik. Zira söylenecek çok söz var.
Rahmete Vesile İftar Vakti
Pirân-ı izamdan bazı zâtlar der ki; henüz nefsin kesâfetinden kurtulamayan hâlâ nefsâni ve şehvâni telezzüzde kalan insanlar, ibadet ve taatlerinde bile, illâ şehvetlerini tatmin edecek bir nesne ararlar.
İftarın kendisi zaten bir rahmet ve merhamet ve mağfirete vesilesidir.
İftar, Allah'ın cemâline mazhar olmanın müjdesini aldığımız, bir andır. Ama bizler bununla yetinmiyor gibiyiz. Sofra kurulduğunda, 'şu niye böyle oldu, şu niye sofrada eksik...' söylenmeye başlayanlarımız var. Bu kabahatlerini oruca da yüklüyorlar ama orucun bununla hiç alâkası yoktur. Tamamen nefisle alâkalıdır, bu.
Şeytan iftar vakti bizler o verilen müjdelere nâil olmayalım diye, hemen böyle nizâ çıkartırmış.
Rahmetli Gönenli Hocam da öyle derdi: "Dikkat edin akşam eve geldiğinizde veya iftar sofrasında şeytan, o güzelliği o merhameti sizden çalabilmek için, bazı oyunlar yapar."
Ramazan'da Şeytanlar Bağlanır
Şimdi diyeceksiz ki; "Şeytanlar, hani Ramazan'da bağlanmıştı?" Şeytanlar bağlanıyor ama insanlar da bağlanmıyor ki! İnsanlar, şeytanın hoşuna gidecek işler yaptığında bakın neler oluyor?
Dostlar, illâ şeytan dediğimizde acayip, garâib tuhaf bir şey aklınıza gelmesin. Bakın, Cenâb-ı Hakk'ın bize tâlim ettirdiği Sûre-i Nâs'da,"Cinlerden ve insanlardan, Sana sığınırız." deriz.
İnsana bazen vesveseyi, gözle göremediği mahlûkat, bazen de gözle gördüğü insan cinsinden kişiler verir.
Onların şerrinden de biz muhafaza olmayı isteriz, değil mi?
İşte iftar sofrasının bereketine, mağfiretine bazen şeytan mâni olmak ve çalmak için, "Şu çeşit niye yok, böyle yapamadın mı' gibi yemeği beğenmeme hâli verdirir. Bununla beraber bazen de çok güzel yemek yapma, hani "komşum şunu yapmıştı, ben onu geçeyim." gibi ifrâta kaçma hâli verdirir. Allah muhafaza eylesin. Orucun ve iftarın bütün güzelliğini mahveden bir hâldir, bu. Zaten hangi amel olursa olsun o amele, riya karıştırmak amelin feyzini götürür.
Misafirlikte Tekellüf Haramdır
Oysa Ramazan'ın bereketiyle, ihsan etmek daha da güzelini yapmak istiyor insan. Peki bunu ifråta kaçmadan Allah'ın razı olduğu şekilde nasıl yapacağız?
Bu niyetle ayrılır, dostlar. Misafir ağırlama bahsi de ayrı bir âdaptır ama mesela tekellüf yani gösteriş haramdır, bizde. Yani "şunu yapmazsam, beğenmez" demek veya misafirliğe gittiğinde "şunu da, yap" demek, insanları külfete sokmak, haram kılınmıştır. Bulduğunla yetinmek lazımdır.
Çorba mı pişiriyorsun, yemek mi yapıyorsun; en güzel şekilde muhabbetini ona katacaksın. O'nun ihsanı olarak düşüneceksin. İmkânın varsa, ikram edeceksin. Borç al, yine ikram et ama bunu, Allah'ın rızasını gözeterek yapacaksın.
İftarın Bereketini Çöpe Atmayın
Dostlar, Ramazan'da israfın artması gibi bir hâl zuhûr ediyor ki; bu asla ve asla Ramazan'la düşünülemeyecek bir şeydir.
İftarda daha fazla çeşit yapayım diye yarışa girmek, yirmi çeşit yemek yapmak; neticede o yemek ellenmemiş birkaç gün sonra çöpe atılacak hâle gelmişse, o iftarın bereketinden bahsetmenin mânâsı yoktur.
On tane ekmek alıp, üç tanesini yiyip kalanını küflendirip, çöpe atılacak hâle getiriyorsanız, o iftarın bereketini kendi ellerinizle çöpe atıyorsunuz demektir. İftar sofralarını hazırlarken nasıl güzel olmasına çalışıyorsak, aynı dikkatle israfa kaçmamaya da dikkat edeceğiz.
Ramazan'da israfın engellenmesi, Ramazan'da düşkünlerin daha çok hatırlanması israf musluklarının kısılması ayrıca istenmiştir bizden.
Ayet-i kerimede; "Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez." buyruluyor.
Dostlar, bu kadar sevilmiş, bu kadar methedilmiş meleklerin duasına mazhar olmuş iken, bir anda israf ile bu zevkimizi karartmayalım.
RAMAZAN'IN GETİRDİĞİ BEREKET
Dostlar, iftar sofrasının kendine ait mânevî bir bereketi vardır; az yediğimiz hâlde çok çabuk doyarız.
Ramazan ayında, Medine-i Münevvere'de ve Mekke'de, iftar vakti yere bir muşamba sererler. 4-5 hurma, ufak bir yoğurt ve zemzemle herkes orucunu açar. Aynı sofrada buluşan, 72 milletten ayrı ayrı lisanlarda konuşan yüz binlerce insan, aynı anda hiç bir gürültü patırtı yapmadan iftar sofrasından kalkar. İftar vakti herkes birbirine ikram etmek için yarışır durur. Bu Ramazanın birleştirici özelliğidir.
Üç hurma, yediğinizde dördüncüsünü nasıl yiyeceğim diye düşünüyorsunuz, neden? "Hurma çok doyurucu bir meyvedir."
Hayır, öyle değil! Sâir zamanda 10-15 tane de yeseniz oluyor. İşte o, Ramazan'ın bereketi.
Dostlar size bir sır ifşâ edeyim.
Nefsi aç bıraktığınız zaman ruhun açlığını daha iyi anlarsınız, demiştik. Nefsimiz ruhumuzun üzerine binektir.
Ramazan'ın bereketiyle beraber ruhumuz kuvvetlenmeye başlar. Bu kuvvetlenmeyle beraber ruhtaki doygunluk nefsin doymasına kadar gider ve nefsi de doyurur.
Zaten ruhu aç olan insan tıka basa da yese, gözü aç olarak bu dünyayı terk eder. Ruhu tok, kanaat zevki olan bir insan aç olsa da açlık hissetmez; fakir olsa da fakr-u zaruret çekmez. Kanaatkâr olarak, Allah'tan razı olarak bu dünyadan göçer.
Ramazanın bereketini buradan anlayacağız. İftar sofralarında çeşit az olsa da, tevekkülle beraber ruhumuzun tekâmül edip etmediğini de anlama fırsatı olsun. İlle yemeği test etmeyelim, biraz da ruhumuzu teskin edelim. Az yemekle doymaya başlamak, ruhumuzun doygunluğa eriştiğinin alâmetidir. Bunu da düşünerek, ruhumuzu ve nefsimizi buna hazırlayarak iftar sofralarındaki israftan, Allah bizi muhafaza eylesin.
Sanki Yedim Câmi
Fatih'de bir câmi vardır, "Sanki Yedim Câmi." Böyle tuhaf bir ismi vardır.
Dostlar, biz de meraksızlık gibi bir illet başladı. Merak etmeyiz; bu câminin ismi neden, Sanki Yedim Câmi? diye.
Osmanlı zamanında tahminen 17. yüz yılda rivâyete göre Keçecizâde Hayreddin adında orta hâlli bir esnaf yaşarmış. Bu zât, Osmanlı döneminde padişahların yaptırdığı Selâtin câmilerini görüp imrenerek, kendisi de bir câmi yaptırmayı diler ve bunun için para biriktirmeye başlar.
İşte fukara olan bu zât, yiyeceği şeyleri yemiş kabul ederek parasını biriktirmeye başlar. Nasıl mı?.. Meselâ canı üzüm mü çekti, tatlı mı çekti, sucuk mu çekti, onun meblağını hesap eder kenara koyar ve "Sanki yedim." dermiş. Canı şu tatlıyı çekti, ne kadar bu? "Bir lira." "Sanki yedim, efendim." dermiş o tatlı parasını testinin içine koyarmış. Gel zaman zaman git zaman testinin içinde biriktirdiği para epey olmuş.
Öyle ki; testide bir câmi yaptıracak kadar para birikmiş. İşte bu sebepten, o câminin adı, "Sanki Yedim Câmi'dir." Bu câmi İstanbul'da Fatih'dedir..
Biz de biraz sanki yedim desek, yiyeceklerimizden infâk etsek, iftar soframızın da keyfi bir başka olacaktır. İnanın sahip olduğumuz nimetlerin farkına daha çok varırız.
Dostlar, gelin bu Ramazan çocuğumuzun elinden tutarak bu câmiyi ziyaret edip evladımıza buranın hikayesini anlatıp, bir akşam bir Terâvih Namazı kılalım. Ne dersiniz?..
AYET-İ KERİME
* "Ey Ademoğulları! Her mescitde ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin).
Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez." Â'raf - 31
* "Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma.
Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir." İsrâ-26/27
HADİS-İ ŞERİF
* "Hiçbir kul, kıyåmet gününde, ömrünü nerede tükettiğinden, ilmiyle ne gibi işler yaptığından, malını nereden kazanıp nerede harcadığından, vücudunu nerede yıprattığından ve bildiklerini yaşayıp yaşamadığından sorguya çekilmedikçe, bulunduğu yerden kıpırdayamaz." Tirmizî
* "Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur." Müslim
SORDUM-ÖĞRENDİM
Başkasının yerine oruç tutabilir miyim?
"Nafile oruç tutup bunun sevabını göçmüşlerine veya hayatta olan her hangi bir sevdiğine bağışlayabilirsin. Ancak, "Kardeşim, bu Ramazan senin yerine on güç oruç tuttum. Sen rahat ol." diyemezsin.
Çünkü Ramazan orucu dinle mükellef olan her Müslümana, farz kılınmıştır. Bu farz olan ibadeti, bizzat kendin yapman gerekiyor. Kısacası kimse kimsenin yerine farz olarak sorumlu olduğu Ramazan orucunu tutamaz.
DUA
Efendimiz (sas)'in Duası
* "Allâhümme ahsin 'âkıbetenâ fil-umûri küllihâ ve ecirnâ min hızyid-dünyâ ve 'azâbilâhırati."
* "Allah'ım! Bütün işlerimin sonucunu güzel eyle, beni dünyada rezil olmaktan ve åhiret azabından koru." Åmin
Fatih Çıtlak