Oruç bizi tutuyor mu?
Kişinin oruçlu hâli diğer zamanlardaki hâlinden farklılık göstermiyorsa, tuttuğu oruçta bir eksiklik var demektir
Kıymetli dostlar, Ramazan Ayı'nda muhterem hocalarımız tarafından en çok konuşulan, hatırlatılan mevzulardan bir tanesi de muhakkak orucun mânevî mahsullerini, bereketini berbat eden kötü hâllerdir. Bu hâller eğer dizginlenmezse sonunda kişinin boşu boşuna aç kalmış olmasına bile sebeb olabilir.
* Oruç, akşama kadar aç susuz kalalım, iftarda da ne bulursak mideye indirelim, zâfiyet geçirelim, sofra başında insanlıktan çıkalım diye emr olunmamıştır.
* Burada tahsil etmemiz gereken mânâ, en vazgeçilmez dediğimiz, hayatiyetimizi kendisine bağladığımız yeme-içmeyi bile Allah'ımız, Rabbimiz emretti diye bırakabiliyorsak, gıybeti, dedikoduyu, haseti, yalan dolanı yani kısacası ahlâk-ı rezile olan hâlleri de önce farketmek sonra da bırakabileceğimizi görmemizdir.
* Ramazan-ı Şerif'in Rahmet oluşu, bu halleri, manevi hastalıkları sadece açık seçik göstermesinden değil, onları tedavi için de bulunmaz bir fırsat oluşundandır.
* Azıcık aç kaldı diye veya bir iki saat tiryakisi olduğu şeyden mahrum kaldı diye ortalığı kırıp geçiriyorsa; gadap,
* Mümin kardeşinin olmadığı bir ortamda onun hakkında hoşuna gitmeyecek bir şeyi söylüyorsa; gıybet,
* Elini, belini, gözünü, kulağını haramdan sakınmıyorsa; şehvet,
* Din kardeşine elini en çok uzatacağı ayda, hâlâ kalbinden ona karşı nefreti atamadıysa; kin,
* Kardeşinin iyi hâllerine sevinemeyip bende yoksa onda da olmasın diyorsa; haset,
* Hayır hasenatta zirve yapacağı yerde, hâlâ "bu giderse acaba yenisini kazanabilir miyim?" korkusuyla elini cebine atamadıysa; cimrilik,
* Yiyeceğinin beş katı yemeği sofraya doldurup, sonra artanları çöpe atıyorsa; israf...
* Ve bunun gibi türlü türlü hastalıkların teşhisi ve tedavisi için ihtiyacımız olan manevi gücü oruçla bizlere ihsan eder Cenab-ı Hakk adeta.
Cennet, Ümmet-i Muhammed'e Ramazan'da Âşık Olur
Sevgili dostlar, Efendimiz (sav)'in mucizesi olan kitabımız Kur'ân-ı Kerim Ramazan ayında nâzil olmuştur ve Allah Teâlâ, Kurân-ı Kerim'de, "Ey iman edenler" diye hitab ederek bizleri şereflendirmiştir. Bizi Kendisine muhatab eylemiştir. Rabbimiz bizimle bu ayda tâbiri câizse irtibata geçmiştir.
Rahmet ve mağfiret ayı olan ve Rabbimizin lütfu keremine mazhar olduğumuz Ramazan ayı için Abdullah ibn-i Abbas (ra)'dan rivayetle, Efendimiz (sav); "Eğer, benim ümmetim, Ramazan'da kendilerine olan ikramı bilselerdi; senenin bütün aylarının Ramazan ayı olmasını isterlerdi. Zira, hasenat kat kat olarak kayıt olunur. Yapılan ibadetler makbul, dualar kabul olunur. Geçmiş günahları af olunur. Cennet, benim ümmetime Ramazan'da âşık olur." buyurdu.
Oruç adeta bizim için bir kalkandır.
Büyükler oruç için; "sıfatı rahmaniyyedir, sıfatı melâikedir." derler. Yani, oruç tutan kişi melek gibi, Allah'a itaatkar, isyandan beri, Hakk'ın rahmaniyyetinden nur alıp, mahlûkatı-ilâhiyeye şefkat ve merhametli olur.
Bu aya hürmet eden, gündüzünü oruçlu geçiren, gecesinde Rabbine ibadet ile Kur'an okuyan anasından doğmuş gibi olacağı hadisi şeriflerde belirtilmiştir.
Ramazan ayı geldiğinde, bütün melekler ümmeti Muhammed'e; " Müjde ey ümmeti Muhammed!
Sizlere müjdeler olsun!" diyerek Ramazanımızı tebrik eder ve gece gündüz bizim için istiğfar ederler.
Sevgili dostlar, Ramazan ayında bizlere öyle müjdeler verilir öyle ikramlar olunur ki bunları burada anlatmaya ne yerimiz ne kelimeler ne de harfler kâfidir.
Fahri Kâinat Efendimiz (sav), "Bir kimse Ramazanın gelişine sevinse, onun cesedi ateşe haram olur." buyuruyor.
Yine Allah Teâlâ, kirâmen kâtibi olan meleklerine, "Ramazanı şerifime hürmet eden kullarımın hasenâtını yazınız, günahlarını yazmayınız. Ben onun geçmiş günahlarını affettim!" diye buyurur.
Allah'ın merhameti insanın günahından büyüktür
Ebû Saîd Sa`d İbni Mâlik (ra) rivâyet ediyor: "Resûlulla (sav) buyurdular ki: "Vaktiyle doksan dokuz kişiyi öldürmüş bir adam vardı. Bu zât yeryüzünde en büyük âlimin kim olduğunu soruşturdu. Ona bir râhibi gösterdiler. Adam râhibe kadar gidip, doksan dokuz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tövbe imkânının olup olmadığını sordu. Râhib: "Hayır yoktur!" dedi. Adam onu da öldürüp cinayetini yüze tamamladı.
Adamcağız, yeryüzünün âlimin sormaya devam etti.
Kendisine bir âlim tavsiye edildi. Ona gelip; yüz kişiyi öldürdüğünü, kendisi için bir tövbe imkânı olup olmadığını sordu. Âlim: "Evet, vardır, seninle tövben arasına kim perde olabilir?" dedi. Ve ilâve etti: "Ancak, falan memlekete gitmelisin. Zira orada Allah'a ibadet eden kimseler var. Sen de onlarla Allah'a ibadet et ve bir daha kendi memleketine dönme.
Zira orası kötü bir yer." Adam, denilen yere gitmek üzere yola çıktı. Yarı yola varınca eceli yetti. Rahmet ve azab melekleri onun hakkında ihtilâfa düştüler. Rahmet melekleri: "Bu adam tövbekâr olarak geldi.
Kalben Allah'a yönelmişti" dediler. Azab melekleri de: "Bu adam hiçbir hayır işlemedi" dediler.
Bu sırada insan kılığına girmiş bir melek çıkageldi.
Melekler onu aralarında hakem yaptılar. Hakem olan melek: "Geldiği yerle gittiği yeri ölçün.
Hangisine daha yakınsa, adam o tarafa aittir," dedi. Melekler iki mesâfeyi de ölçtüler. Gitmek istediği yerin daha yakın olduğunu gördüler. Bunun üzerine onu rahmet melekleri alıp götürdü. [Buharî, Müslim.] Bir rivayette şu ziyade var: "Bir miktar yol gidince, ölüm gelip çattı. Adamcağız yönünü sâlih köye doğru çevirdi. Böylece o köy ehlinden sayıldı." [Buharî, Müslim, İbn u Mâce.] Bir diğer rivayette ise: "Allah Teâla beriki köye adamdan uzaklaşmayı, öbür köye de yaklaşmayı vahyetti, sonra da: "Adamın geldiği ve gitmekte olduğu köylere uzaklıklarını ölçüp kıyaslayın" dedi." [Buharî]
AYET-İ KERİME
"Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah'ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir." Bakara Suresi: 185
HADİS-İ ŞERİF
"Cennette reyyân denilen bir kapı vardır ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir." Buhârî - Müslim
SORDUM-ÖĞRENDİM
Ramazan'da en çok hangi duaları yapmamız lazım? En çok hangi zikri yapalım?
* "Estağfirullah ve "Lâ ilâhe illallah" zikrini Ramazanda hiç dilimizden düşürmeyelim. "Estağfirullah" Allah'a sığınmanın, Allah' tan mağfiret istemenin en güzel duasıdır. Bu tembihatı, Allah bizler için seçmiştir. İnsan işlediği günahları yaptığı kabahatleri hata ve yanlışlarını yani Allah'ın kendisinden razı olmayacağı fiillerini düşünerek bu istiğfarı yapmalıdır. Diğeri de; "Lâ İlâhe İllallah" zikri yani imanımızın şiarı olan, Kelime i Tevhid'dir.
Hadîs-i şerifte; zikrin en faziletlisi, 'Lâ ilâhe illallah' zikridir." buyrulmuştur. Bu zikri yaparken içimizden de bu kelimeyi bizlere tâlim eden, "Muhammeden Resûlullah'ı" geçirerek "Lâ İlâhe İllallah" demeye dikkat etmeliyiz.
DUA
"Ya Rabbi bizi maddi ve manevi rızıklarınla rızıklandır sana kulluktan bizleri mahrum eyleme." Âmin