Güzel niyet, sahibini Cennete sokar
Peygamber Efendimiz, “Güzel niyet sahibini cennete sokar” buyuruyor.
Bir şeyi yapma kastına İslam'da niyet denir. Tabi niyet Allah rızası için olmalıdır. İnsanın bir amelde niyeti neyse kazanacağı şey de odur. Bir amele güzel iş denmesinin nedeni niyettir. Ameller niyetlere göre değerlendirilir. Kasten adam öldüren dünyayı yakmaktan daha kötü bir iş yapmış olur ve kısas gereği öldürülür. Fakat adalet gereği o adamı öldüren cellat adalet niyetiyle o fiili işlediği için kötü bir iş yapmış olmaz. Niyet bazen bir fiilin yok olmasına sebep olur. Mesela namazın farzlarından birisi de niyettir. Bu konuda bazı ibadetlerde âlimlerimiz farklı görüş ifade etmiştir. Mesela İmam-ı Azam Hazretleri, gusül abdestinde niyeti farz değil sünnet olarak kabul etmiştir. Yani, Hanefi mezhebine göre gusülde niyet şart değildir. Aynı zamanda niyet ibadetin sevabını da etkiler. Halis niyetle, tamamen safiyane niyetle işlenen amellerin sevabı çok fazla olur. Mesela adam abdestsiz ama abdestli olduğunu zannediyor. Ve abdestsiz olduğuna zerre şüphesi yok. O halde namaza duruyor. O namaz geçerlidir. Evet, niyet işte bu kadar önemlidir. Tabi bu durumlarda kesinlik şarttır. Yine başka bir kaynakta, "Güzel niyet insanı cennete sokar, güzel ahlak da insanı cennete sokar. Allah'a en yakın mü'min, ahlakı en güzel olandır" buyurulmuştur.
GÜZEL KOMŞU DA İNSANI CENNETE SOKAR
Hazreti Peygamber, "Güzel komşu da insanı cennete sokar" buyuruyor. Bu hadisin üzerine bir adam dedi ki; Ya Resulallah, komşu kötü olsa da cennete sokar mı? Peygamber Efendimiz, bu sorunun üzerine, "Sana rağmen evet, cennete sokar" buyuruyor. Peki, nasıl olur bu? Şimdi cenaze namazı kılınıyor. Mü'minler birbirine cenazede şahitlik ediyor. İyi bir insan ise iyi biliriz diyerek, kötüyse hakkını helal etmeyerek şahitlik ediyor. Gerçi bugün hakkını etmiyorum diyen adam kalmadı ama işin esası öyle değildir. Eğer komşulardan 3 tanesi, arada hatır olmaksızın bir Müslümana, "Hakikaten iyi adamdı, bir kötülüğünü görmedim" derse Allah bu şahitlikleri kabul eder ve o kulunu cennetine koyar. Fakat burada komşu derken uzun süre ve yakın olarak komşuluk yapmış kişiler olması gerekir. Yani burada selamlık komşular makbul değil. Onun için insan komşusuna çok iyilik yapmalı ve onun gönlünü kazanmalıdır. Mesela İmam-ı Azam Hazretlerinin komşusu içki içen bir adam ama Ebu Hanife Hazretleri bu durumdan şikâyetçi değil. Her gün evde def çaldırarak eğleniyor. Bu konuda İmam-ı Azam Hazretlerine şikâyetçi olmasını söylüyorlar ama Ebu Hanife, "Ben bu durumdan rahatsız değilim" diyor. Bir gün komşusu sokakta sızıyor ve tutuklanıyor. Yan evden ses gelmeyince Ebu Hanife, hanımını göndererek durumu öğreniyor ve kadıya gidip komşusunun serbest bırakılmasını sağlıyor. Olay üzerine çok mahcup olan adam tövbekâr oluyor ve içkiyi bırakıyor. Bakınız, iyi komşu adamı nasıl cennete sokuyor. Allah cümlemize güzel ve iyi niyetli komşular nasip etsin.
Prof. Dr. Cevat Akşit