Saç boyası, jöle abdest ve gusle engel midir?
Vatandaşların “dini” sorularını yanıtlayan diyanet işleri başkanlığı, son olarak “tuvalet kağıdı, hemoroid ve saç boyası” ile ilgili sorulara yanıt verdi.
Soru: Tuvalet kağıdı ile temizlenmenin bir sakıncası var mıdır?
Cevap: Dinimizde namazın sahih olma şartlarından biri de, insan vücudunun, elbisesinin ve namaz kılacağı yerin dinen pis sayılan şeylerden temiz olmasıdır. Aslolan bu temizliğin su ile yapılmasıdır. Su ile temizlik İslâm toplumlarının en belirgin özelliklerinden birisidir. Taharet için su bulunmadığında, diğer temizlik malzemeleriyle de taharet yapılabilir (Merğînânî, el-Hidâye, I, 38). Necaset mahallinin su ile iyice temizlendikten sonra kurulanması en uygun olanıdır.
Bazı kaynaklarda yazı malzemesi olduğu için kâğıdın temizlik malzemesi olarak kullanılması uygun görülmemişse de, günümüzde tuvalet kâğıtları, temizlik için üretildiğinden, bunların temizlik amacıyla kullanılmalarında bir sakınca yoktur (İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtar, 1/340).
Soru: Saç boyası, abdest ve gusle engel midir?
Cevap: İçeriğinde kan gibi dinen temiz olmayan şeyler bulunmadığı sürece, el veya başa sürülen kına, boya gibi maddelerin katı atıkları iyice yıkanıp, sürüldüğü yerlerden temiz ve saf bir su akması durumunda, bunların deri ve saçlarda bıraktığı renk suyun deriye nüfuzuna engel olmaz (İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtar, I, 329-331). Dolayısıyla deri üzerinde tabaka oluşturmayan, kına (Buhârî, Libâs, 66; İbn Mâce, Libâs, 34) saç boyası ve jöle gibi maddeler abdest ve gusle mani değildir.
Soru: Hemoroid/basur hastalığından dolayı gelen kan nasıl temizlenir, abdest nasıl alınmalıdır?
Cevap: Hemoroidin ya da başka bir uzvun kanaması ile abdest bozulur. Ancak kanadığı halde akmayan ve çıktığı yerin dışına taşmayan kanamalar abdesti bozmaz (Mevsılî, el-İhtiyâr, I, 9). Şâfiî ve Malikî mezhebine göre kanama hiçbir şekilde abdesti bozmaz (İbn Kudâme, el-Muğnî, I, 195).
Hemoroid kanaması süreklilik taşıyorsa bu kimse özürlülere tanınan kolaylıktan istifade edebilir. Şöyle ki, dinmeyen burun kanaması, yaradan kan sızması, idrar tutamama, devamlı yellenme gibi bedenî rahatsızlıklar, en az bir namaz vakti süresince devam etmesi halinde, özür olarak kabul edilmiştir. Böyle olan kimseye de özürlü denir. İslâm dini kolaylık dinidir; kişiye gücünün üstünde yük yüklemez. Özürlü sayılan kişilerin ibadetlerini yerine getirebilmeleri için birtakım kolaylıklar getirmiştir. Özürlüler, her vakit için abdest alır ve mazeret teşkil eden rahatsızlığından başka, abdest bozan bir hal meydana gelmedikçe, bu abdestle o vakit içerisinde dilediği kadar namaz kılar, Kur'an-ı Kerim okur ve diğer ibadetlerini yaparlar. Namaz vaktinin çıkmasıyla veya başka abdest bozan bir halin meydana gelmesiyle özürlü kimsenin abdesti bozulur. Kişiyi özürlü kılan hal, bir namaz vakti boyunca hiç meydana gelmezse, özür ortadan kalkmış olur ve o kimse özür sahibi olmaktan çıkar. Özürlü kimseden akan kan, irin, idrar gibi şeylerin çamaşıra bulaşması halinde, bundan kaçınılması mümkün değil ve temizlendiğinde tekrar bulaşacaksa çamaşır yıkanmadan namaz kılınabilir. Fakat elbiseye tekrar bulaşmayacaksa, yıkanması gerekir (Kâsânî, Bedaiu's-Sanâi', I, 28-29).