ANALİZ | ABD’nin “demokrasi” maskeli yıkım haritası! Vietnam’dan Irak’a kanlı ajanda

Giriş Tarihi:Son Güncelleme:
ahaber.com.tr - Özel Haber
ANALİZ | ABD’nin “demokrasi” maskeli yıkım haritası! Vietnam’dan Irak’a kanlı ajanda

On yıllara yayılan askeri müdahaleler zinciri… Değişen gerekçeler ama değişmeyen sonuçlar… Vietnam’dan Panama’ya, Körfez’den Afganistan’a ve Irak’a uzanan süreçte ABD’nin “özgürlük” söylemiyle yürüttüğü operasyonların ardındaki gerçekler tek tek ortaya çıkıyor. Milyonlarca sivilin hayatına mal olan bu müdahaleler, dünya tarihine sadece savaş değil; yıkım, kaos ve derin insani krizler bıraktı. A Haber, yıllardır süregelen bu kanlı zinciri tüm boyutlarıyla mercek altına alarak, perde arkasındaki gerçekleri çarpıcı detaylarla gözler önüne serdi.

Uzun yıllar boyunca Fransız sömürgesi altında kalan Vietnam, İkinci Dünya Savaşı sonrası değişen dünya düzeniyle birlikte bağımsızlık rüzgarına kapıldı. Bu rüzgar kısa sürede bir direnişe dönüştü ve Vietnam, Fransa'ya karşı verdiği mücadeleyi kazanarak bağımsızlığını elde etti. Ancak bu zafer, ülkeye huzur getirmedi. Vietnam bu kez ikiye bölündü: Çin ve Sovyetler Birliği destekli Kuzey Vietnam ile ABD destekli Güney Vietnam karşı karşıya geldi.

VİETNAM'DAN IRAK'A ABD'NİN DEĞİŞMEYEN STRATEJİSİ

1960'lı yıllarda Washington yönetimi sahaya inmeye karar verdi. Resmi gerekçe "komünizm tehdidi"ydi. ABD yönetimi, komünizmin domino etkisiyle tüm bölgeye yayılacağından endişe ediyordu.

(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

Dönemin ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, bu süreci şu sözlerle meşrulaştırdı: "Kongreden derhal bir kararname çıkarmasını talep edeceğim. Hükümetimizin Güneydoğu Asya'da özgürlüğü destekleme ve barışı savunma konusundaki kararlılığını ortaya koyan bir kararname."

Yaklaşık 20 yıl süren savaş, tarihin en kanlı çatışmalarından biri olarak kayıtlara geçti. 1 milyondan fazla sivil hayatını kaybetti. ABD ise 58 bin askerini kaybederek Vietnam'dan çekilmek zorunda kaldı. Plan başarısız oldu; Kuzey ve Güney Vietnam birleşti.

(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

PANAMA: STRATEJİK KANAL UĞRUNA GELEN İŞGAL

Vietnam'dan çekilen ABD durmadı. Bu kez takvimler 1989'u gösterdiğinde hedef Panama'ydı.

Atlantik ile Pasifik'i birbirine bağlayan Panama Kanalı, küresel ticaret açısından kritik öneme sahipti. Uzun yıllar ABD kontrolünde olan bu kanalın kontrolü kaybedilmek istenmiyordu. Panama lideri Manuel Noriega, geçmişte ABD tarafından eğitilmiş ve CIA ile çalışmış bir isimdi. Ancak çıkarlar çatışınca hedef haline geldi.

ABD müdahalesine gerekçe hazırdı: Noriega'nın uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı ve seçimlere müdahale ettiği iddia edildi. 20 Aralık 1989'da saatler 00:46'yı gösterdiğinde ABD uçakları Panama'yı bombalamaya başladı. 300'den fazla uçak, birer tonluk 442 bombayı ülkenin üzerine bıraktı. İşgal binlerce insanın ölümü ve on binlercesinin evsiz kalmasıyla sonuçlandı. Noriega ise uluslararası hukuk hiçe sayılarak ABD'ye götürüldü ve yargılandı.

(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

KÖRFEZ SAVAŞI: PETROL VE GÜÇ DENGESİ

1990 yılına gelindiğinde Orta Doğu bir kez daha savaşın eşiğindeydi. Irak lideri Saddam Hussein, Kuveyt'i işgal ettiğini ilan etti. Bu adımın ardında petrol kaynakları ve ekonomik güç mücadelesi olduğu konuşulurken, ABD öncülüğündeki koalisyon hızla harekete geçti. Dönemin ABD Başkanı George H. W. Bush, "Müttefik hava kuvvetleri Irak ve Kuveyt'teki askeri hedeflere yönelik saldırı başlattı." sözleriyle operasyonu duyurdu.

Operasyonun adı "Çöl Kalkanı"ydı. Kısa sürede "Çöl Fırtınası"na dönüştü. Günler süren bombardıman ve 100 saatlik kara harekatı sonrası Irak ağır bir yenilgi aldı. Ancak geriye yanan petrol kuyuları, milyonlarca mülteci ve uzun yıllar sürecek ambargolar kaldı.

(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

11 EYLÜL: YENİ BİR DÖNEMİN BAŞLANGICI

2001 yılında ABD topraklarında gerçekleşen September 11 attacks, dünya siyasetinin yönünü değiştirdi. Dönemin Başkanı George W. Bush, "Ülkemize yönelik bariz bir terörist saldırı düzenlendi… Bu eylemi gerçekleştirenleri bulacağız." sözleriyle yeni sürecin sinyalini verdi.

ABD, saldırıların sorumlusu olarak El Kaide'yi ve onu barındırdığı iddia edilen Taliban'ı hedef gösterdi. Ardından Afganistan'a yönelik askeri operasyon başlatıldı. "Kalıcı Özgürlük Harekatı" adı verilen bu müdahale 20 yıl sürdü. Ancak 2021'de ABD çekildiğinde Taliban kısa sürede yeniden kontrolü ele geçirdi. Geriye ise istikrarsızlık, yıkım ve insani kriz kaldı.

(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

IRAK İŞGALİ: KİTLE İMHA SİLAHLARI YALANI

2003 yılında ABD bu kez Irak'a yöneldi. Gerekçe çarpıcıydı: "Kitle imha silahları." George W. Bush, operasyonu "Irak'ı silahsızlandırmak ve halkını özgürleştirmek" sözleriyle savundu. Ancak Birleşmiş Milletler denetçileri Irak'ta bu silahlara dair hiçbir somut kanıt bulamadı. Buna rağmen ABD ve müttefikleri operasyonu başlattı. Bağdat kısa sürede düştü. Saddam Hüseyin yakalandı ve 2006 yılında idam edildi.

Fakat beklenen "özgürlük" gelmedi. Ülke mezhep çatışmalarına sürüklendi, devlet otoritesi çöktü. El Kaide ve DEAŞ gibi örgütler ortaya çıktı. Yüz binlerce insan hayatını kaybetti, milyonlarca kişi göç etmek zorunda kaldı.

(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

ARAP BAHARI VE LİBYA: KAOSUN DERİNLEŞMESİ

2011 yılında Tunus'ta başlayan Arap Baharı kısa sürede Libya'ya sıçradı. Libya lideri Muammar Gaddafi karşıtı protestolar büyüdü ve ülke iç savaşa sürüklendi. ABD ve NATO bu kez "sivilleri koruma" gerekçesiyle müdahale etti. Aylar süren çatışmaların ardından Trablus düştü. Kaddafi yakalanarak linç edildi. Ancak Libya'da istikrar sağlanamadı. Ülke parçalandı, silahlı gruplar güç kazandı ve derin bir kaos başladı.

(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

TRUMP DÖNEMİ: AÇIKÇA DİLE GETİRİLEN HEDEFLER

ABD'nin müdahaleleri yıllar boyunca farklı gerekçelerle sunuldu. Ancak Donald Trump döneminde söylemler daha da netleşti. Trump, "Petrol de yer altı kaynakları da bizim, hepsini istiyoruz." sözleriyle bu politikaların arkasındaki ekonomik hedefleri açıkça dile getirdi.

Aynı dönemde ABD'nin, başka ülkelerin liderlerini operasyonlarla yakalayacak kadar ileri gittiği görüldü. Trump, bu operasyonları "Onları hazır bir pozisyonda yakaladık." sözleriyle savundu.

(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

DEĞİŞMEYEN TABLO: GEREKÇELER FARKLI, SONUÇ AYNI

Vietnam'dan Panama'ya, Körfez'den Afganistan'a, Irak'tan Libya'ya kadar uzanan bu zincirde dikkat çeken ortak bir gerçek var:

Her müdahale farklı bir gerekçeyle başlatıldı.
Kimi zaman komünizm tehdidi, kimi zaman demokrasi, kimi zaman terör, kimi zaman da kitle imha silahları öne sürüldü. Ancak sonuç değişmedi. Geride kalan her zaman yıkım, istikrarsızlık ve milyonlarca insanın hayatını altüst eden krizler oldu. Ve bugün hâlâ cevabı aranan o soru gündemdeki yerini koruyor:

Bu müdahaleler gerçekten güvenlik için mi yapıldı, yoksa asıl hedef çıkarlar mıydı?

Mobil uygulamalarımızı indirin