ANALİZ| ABD din savaşı mı çıkarmak istiyor? Savaş Bakanı'ndan skandal itiraf: Hedefimiz İslam!

ABD Savaş Bakanı Hegseth’in İslam’ı hedef alan sözleri uluslararası kamuoyunda büyük tepki çekti. Orta Doğu’daki politikaların gerçek yüzünü ortaya koyduğu belirtilen açıklamalar, “demokrasi” söylemlerinin yerini açık bir inanç çatışmasına bıraktığı yorumlarına neden oldu. Uzmanlar, bu dilin bölgede gerilimi daha da tırmandırabileceğine dikkat çekiyor.
Orta Doğu'da silahların gölgesinde devam eden savaş, bu kez kelimelerin dünyasında çok daha sert bir kırılmaya sahne oluyor. Yıllarca "demokrasi","özgürlük" ve "insan hakları" maskesi altında yürütülen işgal politikaları, artık yerini en çıplak ve karanlık yüzüne bıraktı. ABD Savaş Bakanı Hegseth'in doğrudan İslam'ı hedef alan sözleri, Batı'nın bölge üzerindeki kirli planlarının itirafı niteliğinde. Savaşın dili artık "terörle mücadele" yalanlarından sıyrılıp, açık bir inanç savaşına ve Haçlı zihniyetine evriliyor. İşte maskelerin düştüğü o skandal açıklamalar ve perde arkasındaki gerçekler...
MASKE DÜŞTÜ: SAVAŞIN ADI KONULDU
Orta Doğu'da cephanelerin değil, kelimelerin namluya sürüldüğü bir döneme girildi. ABD Savaş Bakanı Hegseth, bugüne kadar diplomatik nezaketlerin arkasına gizlenen o gerçeği haykırarak, "İster Sünni olsun ister Şia, çünkü bu bir Şia rejimidir; Sünni ya da Şia fark etmez, bizim düşmanımız İslamcı düşmandır" ifadelerini kullandı. Bu cümle sadece bir açıklama değil, Batı ve ABD'nin yıllardır süregelen politikalarında büyük bir kırılma noktası olarak görülüyor. Bugüne kadar işgallerini "demokrasi getiriyoruz" diyerek meşrulaştırmaya çalışanlar, ilk kez bu kadar doğrudan bir dini hedef göstermeye başladı.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth
SİYONİZMİN KİRLİ DÖNÜŞÜMÜ VE YAYILMACI PROJE
Tarihin sayfaları geriye sarıldığında, karşımıza çıkan manzara bu sinsi planın adım adım nasıl işlendiğini gösteriyor. Başlangıçta dini bir ideoloji gibi sunulmayan, Theodor Herzl'in "Yahudilere bir vatan" fikriyle filizlenen Siyonizm, kısa sürede bir işgal ve genişleme projesine dönüştü. Filistin'de İngiltere eliyle kurulan devlet, ABD'nin desteğiyle sürekli büyüyen bir canavara dönüştü. Dönemin aktörleri, "Filistin'e gelen her Yahudi, Siyonist devletin oluşmasında bir tuğla daha anlamına gelmekte" sözleriyle bu coğrafi projenin yayılmacı karakterini açıkça ortaya koymuştu.
Eski ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld
"VAHŞİ"DEN "TERÖRİST"E: BATI'NIN KAVRAM SAVAŞI
Batı'nın bugün Orta Doğu'da uyguladığı strateji, aslında Kuzey Amerika'nın işgal tarihinden yabancı değil. Anglosakson yerleşimcilerin doğu sahillerinden batıya doğru yayılırken direnen yerli halkı "vahşi" olarak yaftalaması, bugünün "terörist" kavramıyla birebir örtüşüyor. O gün yamyamlıkla suçlanan yerliler, bugün kendi topraklarını savundukları için terörist ilan ediliyor. Eski ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, "Bugünkü saldırılarımızın odak noktası Taliban ve Afganistan'daki yabancı teröristlerdir; amacımız onlara ev sahipliği yapanları mağlup etmektir" diyerek işgalin kılıfını hazırlarken, halefi Bush bu süreci "Bu bir Haçlı seferidir" sözleriyle itiraf etmişti.




