ANALİZ | Orta doğu ateş hattında! Rusya ve Çin İran’ı yalnız mı bıraktı? Küresel güçlerin gölge savaşı

Giriş Tarihi:Son Güncelleme:
ahaber.com.tr - Özel Haber
ANALİZ | Orta doğu ateş hattında! Rusya ve Çin İran’ı yalnız mı bıraktı? Küresel güçlerin gölge savaşı

Orta Doğu’da yükselen savaş dalgası, İran’ın Rusya ve Çin’le kurduğu ilişkilerin sınırlarını gözler önüne sererken; Moskova ve Pekin’in doğrudan müdahaleden kaçınan pragmatik tutumu dikkat çekiyor. Küresel güçler çıkar dengesi üzerinden “bekle-gör” stratejisi izlerken, Türkiye ise krizin bölgesel bir felakete dönüşmemesi için diplomasi, denge ve caydırıcılığı aynı anda devreye alarak barış çağrılarını sürdürüyor. Küresel alanda yaşanan bu kritik gelişmeler A Haber ekranlarında analiz edildi.

Orta Doğu'da savaşın ikinci ve üçüncü gününde yaşanan gelişmeler dikkat çekici bir gerçeği gözler önüne serdi. İran'ın uzun yıllardır askeri ve teknolojik iş birliği yürüttüğü Rusya'dan beklenen doğrudan destek sahada görülmedi. Özellikle hava savunma sistemleri konusunda dikkat çeken bir eksiklik ortaya çıktı.

İRAN YALNIZ MI BIRAKILDI?

Uzman isim, "Savaşın ikinci gününde, üçüncü gününde herhangi bir S-300 roketlerinin, füzelerinin de düşürdüğü bir şey göremedik" sözleriyle sahadaki bu boşluğa dikkat çekti.

Bu durum, İran'ın dışa bağımlı savunma yapısının kriz anında ne kadar kırılgan olabileceğini bir kez daha ortaya koydu. Aynı uzman, "Kendi savunma sanayinizi kurmazsanız, dışa bağımlı olursanız düşeceğiniz durum İran gibidir" ifadeleriyle kritik bir uyarıda bulundu.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

TARİHSEL ARKA PLAN: İTTİFAK MI, ZORUNLU YAKINLAŞMA MI?

1979 devriminden sonra Batı ile bağlarını koparan İran, yönünü doğuya çevirdi. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Rusya ile ilişkiler gelişmeye başladı. Bu süreçte Rus bilim insanlarının İran'a giderek nükleer ve balistik füze programlarına katkı sunduğu biliniyor.

Ancak bu ilişki hiçbir zaman tam anlamıyla bir askeri ittifaka dönüşmedi. Rusya'nın İsrail ile olan dengeli ilişkileri ve Batı ile ekonomik bağları, İran'a verilecek desteği sınırlayan en önemli faktörlerden biri oldu.

Bu durum; gelişmiş savaş uçaklarının satışında isteksizlik, bazı sistemlerin gecikmeli teslim edilmesi gibi örneklerle sahaya da yansıdı.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

"BU BİR TEKNOLOJİ SAVAŞI" YENİ NESİL ÇATIŞMANIN ŞİFRELERİ

Sahadaki çatışmalar klasik savaş anlayışının ötesine geçmiş durumda. Artık savaşın kaderini tanklar değil, teknoloji belirliyor.

Uzman isim, "Şu anki savaş bir teknoloji savaşı. Düğmeye basma, kimin teknolojisi daha kuvvetli onun savaşı. Bir asimetrik savaş bence" sözleriyle bu dönüşümü net şekilde ortaya koydu.

Bir başka değerlendirmede ise modern savaşın doğası şöyle özetlendi: "Artık savaşlar daha ziyade havadan havaya devam ediyor. Bu anlamda uçaklar, füzeler ve İHA-SİHA'ların kullanılmakta olduklarını, insansız sistemlerin kullanıldığını daha sıklıkla görüyoruz" şeklinde konuştu.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

ÇİN CEPHESİ: STRATEJİK SABIR VE "BEKLE-GÖR" POLİTİKASI

İran ile Çin arasındaki ilişkiler de benzer şekilde sınırlı ve pragmatik bir zeminde ilerliyor. 1979 sonrası ortak ABD karşıtlığı temelinde başlayan ilişkiler, Çin'in Batı ile ekonomik entegrasyonu nedeniyle uzun süre sınırlı kaldı.

2000'li yıllarda Çin'in artan enerji ihtiyacı İran'ı önemli bir partner haline getirse de Pekin yönetimi dengeli politikasını bozmadı.

Bugün gelinen noktada Çin; İsrail, Körfez ülkeleri ve ABD ile ilişkilerini riske atmamak adına açık bir askeri destekten kaçınıyor. Bunun yerine diplomatik mesajlar vererek süreci izlemeyi tercih ediyor.

Çin'in yaklaşımı açık: Riskleri minimize et, fırsatları maksimize et.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

BRICS VE GERÇEKLER: NATO GİBİ BİR ŞEMSİYE YOK

Son dönemde İran'ın BRICS'e katılması ve Rusya ile Çin'le yaptığı uzun vadeli anlaşmalar "güçlü ittifak" algısı oluşturdu. Ancak sahadaki gerçekler bu algının sınırlı olduğunu gösteriyor.

Bu yapıların NATO benzeri bir kolektif savunma mekanizması bulunmuyor. Yani herhangi bir saldırı durumunda otomatik askeri destek söz konusu değil.

Bu nedenle Rusya ve Çin'in İran'ı doğrudan "kurtarması" beklentisi gerçekçi görülmüyor.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

PERDE ARKASI DESTEK: GÖRÜNMEYEN YARDIM HATTI

Her ne kadar doğrudan askeri müdahale olmasa da savaşın uzaması halinde farklı bir senaryo gündeme gelebilir.

Uzmanlara göre Rusya ve Çin; teknoloji transferi, istihbarat paylaşımı ve lojistik destek gibi dolaylı yollarla İran'ın direncini artırabilir.

Bu da savaşın görünmeyen cephesinde farklı bir mücadele yürütüldüğüne işaret ediyor.

RUSYA İÇİN SAVAŞ: RİSK Mİ FIRSAT MI?

Rusya açısından bu savaş çok katmanlı sonuçlar doğurabilir. Olumlu senaryolara bakıldığında:

Batı'nın dikkatinin Ukrayna'dan sapması

ABD'nin kaynaklarının dağılması

Enerji fiyatlarının yükselmesiyle gelir artışı

ABD ve müttefiklerinin askeri kapasitesini gözlemleme fırsatı

Ancak Kremlin temkinli. Çünkü:

ABD ile yürütülen müzakereleri riske atmak istemiyor

İran'da olası bir rejim değişikliğine karşı pozisyon almak istiyor

Körfez ülkeleriyle ilişkileri korumayı hedefliyor

Arabuluculuk rolünü kaybetmek istemiyor

Bu nedenle Rusya sahada değil, satranç tahtasında oynuyor.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

ÇİN'İN HESABI: ENERJİ, DENGE VE KÜRESEL PRESTİJ

Çin için de tablo benzer. ABD'nin Orta Doğu'ya odaklanması, Pekin'e Asya-Pasifik'te hareket alanı kazandırıyor.

Ancak riskler de büyük:

İran'da Batı yanlısı bir yönetim gelirse enerji hatları tehlikeye girebilir

Kuşak-Yol projeleri zarar görebilir

Bölgesel istikrarsızlık ekonomik ağları sarsabilir

Bu nedenle Çin, açık taraf olmadan süreci yönetmeye çalışıyor.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

TÜRKİYE'DEN NET MESAJ: BARIŞ AMA HAZIRLIK DA TAM

Türkiye ise krizin bölgesel savaşa dönüşmemesi için yoğun diplomasi yürütüyor. Öncelik net: Ateşkes ve istikrar.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, "Her ne sebeple olursa olsun, Körfez'deki kardeş ülkelerimize yönelik İran'ın füze ve dron saldırılarını da kabul edilemez buluyoruz" sözleriyle tavrını ortaya koydu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise "Barışın kaybedeni, savaşın kazananı olmaz, olamaz" ifadeleriyle sürecin tehlikesine dikkat çekti.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

"TÜRKİYE ESKİ TÜRKİYE DEĞİL" GÜÇLÜ MESAJ

Ankara'nın mesajı sadece diplomasiyle sınırlı değil. Güç dengesi vurgusu da net şekilde yapılıyor.

Başkan Erdoğan, "Türkiye artık eski Türkiye değildir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır" sözleriyle kararlılığı ortaya koydu.

Bir uzman değerlendirmesinde ise Türkiye'nin rolü şu şekilde ifade edildi: "Cumhurbaşkanımızın engin tecrübesi, dünyadaki konumu, varlığı, misyonu, gördüğü itibar ve Türkiye'nin gücü şunu gösteriyor; bu konuda arabuluculuk yapılacak olan, bu konuda iyi bir diplomasi yürütebilecek olan tek ülke bölgemizde Türkiye'dir" şeklinde konuştu.

SAVUNMA SANAYİ VURGUSU: YENİ DÖNEMİN ANAHTARI

Savaşın ortaya koyduğu en net gerçeklerden biri de savunma sanayinin önemi oldu.

Türkiye bu alanda hız kesmeden ilerliyor. Seri üretimler devam ederken yeni nesil sistemler devreye alınıyor.

Başkan Erdoğan, "Geleceğin harp ortamına da ülkemizi hazırlıyoruz" sözleriyle bu süreci özetledi.

Uzman isim ise Türkiye'nin hava savunma gücüne dikkat çekerek, "SİPER şu an elimizdeki en üst katman hava savunma sistemimiz" ifadelerini kullandı.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

GÖRÜNEN SAVAŞ BAŞKA, GERÇEK SAVAŞ BAŞKA

Tüm bu gelişmeler ışığında ortaya çıkan tablo net:

Bu savaş sadece cephede değil, aynı zamanda diplomasi, ekonomi ve teknoloji alanlarında da yürütülüyor.

Rusya ve Çin sahada yok gibi görünse de oyunun tamamen dışında değiller. Ancak doğrudan müdahale yerine kontrollü, hesaplı ve çıkar odaklı bir strateji izliyorlar.

İran ise bu denklemde, ittifakların sınırlarını ve kendi savunma kapasitesinin önemini en sert şekilde test ediyor.

Orta Doğu'da ateş hattı genişlerken, dünya yeni bir güç mücadelesinin tam ortasında tarihi bir kırılma anına tanıklık ediyor.

Mobil uygulamalarımızı indirin