ANALİZ I ABD - İsrail'in asıl derdi İran petrolü mü?

Orta Doğu'da ateş çemberi her geçen gün genişlerken, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hamleleri dünyayı yeni bir küresel enerji krizinin eşiğine getirdi. Küresel petrol ve doğalgaz sevkiyatının kalbi konumundaki Hürmüz Boğazı'nın kapanma ihtimali piyasalarda korku yaratırken, krizin ortasında tam bağımsızlık adımları atan Türkiye'nin milli enerji hamleleri bu küresel fırtınaya karşı en büyük kalkanımız olarak öne çıkıyor. A Haber geçmişten bugüne yaşanan enerji savaşları ve piyasaları bekleyen büyük tehlikeleri analiz etti.
Orta Doğu'da bölgeyi gittikçe daha çok etkisi altına alan savaş, bir "enerji paylaşım savaşına" dönerken, Hürmüz Boğazı gerginliğinin küresel piyasaları nasıl etki edeceği tartışma konusu. Peki ABD ve İsrail ittifakı için savaşın ardındaki asıl amaç İran petrolünü ele geçirmek mi?
KÜRESEL TİCARETİN CAN DAMARI: HÜRMÜZ BOĞAZI RİSK ALTINDA
Dünya, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından tarihin en büyük enerji şoklarından birini yaşamaktan endişe ediyor. Krizin merkezinde ise dünya petrolünün yaklaşık üçte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı yer alıyor. Enerji Uzmanı Altuğ Karataş, asıl meselenin sadece İran'ın petrolü olmadığını belirterek, "Mesele o bölgede, Körfez bölgesinde üretilen 20-22 milyon varil petrol ve dünyadaki toplam doğalgaz (LNG) ihtiyacının yüzde 30-35'ine denk gelen üretim. Bunu kıstığınız zaman dünyanın birçok noktasında ekonomik tetikleme yapmış olursunuz" ifadelerini kullandı.
(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
ASYA VE ÇİN İÇİN ENERJİ KRİZİ İHTİMALİ
Bölgenin küresel çaplı stratejik önemini vurgulayan Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ ise, "Dünyada enerjinin, doğalgaz ve petrolün yüzde 20'sinin, 25'inin geçtiği bir coğrafya. Günde Hürmüz'den toplamda 21 milyon varil petrol geçtiği ifade ediliyor" sözleriyle aktardı. Olası bir kapatma kararına dikkat çeken Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Faruk Erdem de, "Sıvılaştırılmış doğalgaz sevkiyatının dünyada üçte birini taşıyan bir boğaz. Dolayısıyla burada oluşabilecek bir kapatma hadisesi, dünyayı enerji krizine sokacaktır, özellikle de Asya ve Çin'i" ifadelerini kullandı.
(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
TARİH TEKERRÜR MÜ EDİYOR? GEÇMİŞTEN BUGÜNE ENERJİ KRİZLERİ
Tarih boyunca petrol ve enerji yolları üzerinden yürütülen güç mücadeleleri, küresel ekonomiyi defalarca derinden sarsmıştı. 1973 Arap-İsrail Savaşı'ndaki ambargo, 1979 İran Devrimi, 1990 Körfez Savaşı ve son olarak Rusya-Ukrayna savaşı enerji fiyatlarını zirveye taşımıştı. Prof. Dr. Şenay Yalçın, 1979 yılındaki İran devriminin yarattığı şoka atıfta bulunarak, "Amerika'ya olan petrol sevkiyatı durduruldu. Batıya olan petrol sevkiyatında aksamalar meydana geldi. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde enflasyonu tetikledi, büyüme oranları düştü. Birdenbire petrol fiyatlarının yükseldiğini izliyoruz" ifadelerini kullandı.
Enerjinin küresel güç mücadelesindeki jeopolitik rolünü hatırlatan Prof. Dr. Volkan Ediger ise, "1991 Körfez Savaşı, Orta Doğu bölgesine Amerika Birleşik Devletleri'nin daha fazla yerleşmesini, daha büyük üsler kurmasını getirdi. 2008 yılında fiyatlar ciddi bir yükseliş yaşadı, bunun sebebi Rusya'nın Gürcistan'a müdahalesiydi. 2011'de ise Arap Baharı dediğimiz olaylar başladı" sözleriyle aktardı.
(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
TÜRKİYE'NİN "MİLLİ ENERJİ" HAMLESİ VE TAM BAĞIMSIZLIK VİZYONU
Küresel devler Orta Doğu'daki enerji kaynakları üzerinden yeni bir paylaşım savaşına girişirken, Türkiye son yıllarda attığı stratejik adımlarla bu krizlere karşı proaktif bir politika izliyor. Fosil kaynaklarda dışa bağımlılığı azaltmayı hedefleyen Türkiye, Oruç Reis gibi sismik araştırma gemileriyle kendi kaynaklarını ararken, yenilenebilir enerjiye dev yatırımlar yapıyor.
Bu stratejik dönüşümü değerlendiren Prof. Dr. Şenay Yalçın, "Enerji milli güç unsurudur. Enerjiyi bol miktarda ve kendi kaynaklarınızdan elde ediyorsanız, o zaman ekonomide rekabeti de getirir. Türkiye bunu anladığı için yeni politikalara yöneldi. Yenilenebilir ve milli kaynaklardan elde edeceğimiz elektrik enerjisinde kurulu gücümüz yüzde 54'ün üstünde" ifadelerini kullandı. Nükleer enerji adımlarının da gecikmiş ama elzem bir hamle olduğuna değinen Yalçın, "Türkiye bir alternatif enerji enstrümanı daha devreye aldı, nükleer reaktörlerin kurulmasına yönelik irade ortaya koydu" sözleriyle aktardı.

