"Zecr tokadı"ndan "gaybubet"e FETÖ sözlüğü
FETÖ'nün şifreleri çözülüyor. Hain darbe girişiminin ardından çözülme süreci hızlanan örgütün tüm yapısı deşifre oldu. Peki FETÖ nasıl bugünlere geldi? Ve şifreleri neydi?
Teröristbaşı Fetullah Gülen'in kurduğu terör örgütünün şifreleri bir bir çözülüyor. 15 Temmuz darbe girişimine başkomutan ve milletin vurduğu tokadın ardından çözülme süreci hızlanan örgütün tüm yapısı deşifre oldu. Peki FETÖ nasıl bugünlere geldi? Hangi sinsi planları kullandı?
EĞİTİM SEKTÖRÜNDE FETÖ YUVALANMASI
Teröristbaşı Gülen, ANAP döneminde kendisine açılan alanı cemaatini büyütmek ve yeni eğitim kurumları oluşturmak için kullandı. Giderek büyüyen cemaatin verdiği güçle 1990'lı yıllarda siyasileri etkisi altına aldı. ABD'nin Ankara Büyükelçisi Morton Abromowitz ile de 1983 ve 1990 yılları arasında görüşen terör örgütü elebaşı ilerleyen yıllarda Papa II. John Paul ile görüşmeler yaparak etkisini uluslararası alana taşımayı başardı.
SİVİL TOPLUM ÖRGÜTÜ MASKESİ
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nı kuran FETÖ, bu vakfın büyük katkısıyla, 90'lı yılların başından itibaren "sivil toplum" alanında ve büyük sermaye ile önemli ilişkiler kurdu. Bu dönemde iki büyük medya patronu Aydın Doğan, Dinç Bilgin, teröristbaşını gazetelerinde ağırladı. Ünlü gazeteciler ve yazarlar da onu akın akın ziyaret ediyordu.
28 ŞUBAT DARBESİNE TAM DESTEK
28 şubat döneminde askeri darbeye destek veren FETÖ elebaşı, yaptığı manevralarla bu dönemi de kayıpsız atlatmayı başardı. gazetelere Refahyol hükümetinin başarısız olduğu ve artık çekilmesi gerektiği yönünde demeçler veren Feto, Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir'e gönderdiği mektupta da yapılan müdahalenin çok doğru bir karar olduğunu, örgüte ait tüm okulları hemen devredilebileceğini söyledi. Hatta Mart 1998'de "kızlarımız eğitimle türban arasında tercih yapmaları gerekirse eğitimi tercih etsinler... 'sıkıştığınız zaman Allah'ı bile inkâr edebilirsiniz'.... vesveseye esas teşkil edecek hususların doğmaması için beyin yıkanmasının lüzumuna inanıyorum ve bu konuda insanlar şartlandırılmalıdır" ifadelerini kullandı. Bu onun şeytani planlarının bir parçasıydı.
ABD'YE FİRAR!
FETO, hakkında Ankara DGM Başsavcılığı'nın açtığı soruşturma sürerken 22 Mart 1999'da sağlık problemlerini bahane ederek Amerika'ya gitti ve o tarihten bu yana dönmedi. ABD'ye gitmesinde ve 28 Şubat dönemini güçlenerek atlatmasında dönemin başbakanı Bülent Ecevit'in büyük desteğini gördü. Feto'ya telefon açan Ecevit, 'Sağlığınız çok önemli. Sizinle ilgili böyle bir soruşturma olsa haberimiz olurdu. Lütfen tedavinizi aksatmayın ve ABD'ye gidin' dedi. Ecevit'in başbakanlığı döneminde iki af kanunu çıkarıldı ve Feto her ikisinden de yararlandı. İşte FETÖ'nün gücünü olağanüstü artırdığı dönem de bu dönem oldu. 28 Şubat darbesinden sonra yurtdışında olan Gülen terör örgütünün söylemini demokrasi ve evrensel değerler ekseninde oluşturmaya başladı. Feto, ABD'deki lobileri de kullandı. Bu dönemde kamu kurumlarında kitlesel kadrolaşmasını tamamlamıştı. Teröristbaşı, ABD'de olduğu sürede de devletin koruması altında oldu. Resmi koruma tahsis edildi.
KİRLİ PLAN DEŞİFRE OLDU!
Birçok siyasinin önünde el pençe divan durduğu Feto'ya karşı dimdik duran tek lider Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu. FETÖ'nün devleti ele geçirme planlarını öngören deneyimli lider hiç durmadan harekete geçti. Ancak FETÖ militanları zamanında yapılan hatalar nedeniyle çoktan devlet içinde paralel biçimde Pensilvanya'nın güdümünde yuvalanmıştı.
Kurulan kumpaslar, darbe girişimleri bir bir püskürtüldü. 15 Temmuz ise bir dönüm noktasıydı. Çünkü FETÖ'nün yetiştirdiği asker görünümlü teröristler sokağa çıktı ve milletin silahını, kurşununu millete sıktı. 249 kahraman vatanını FETÖ'den korurken şehit oldu. Binlerce vatan evladı gaziydi artık. Millet başkomutanlarının izinden dönmedi. Millet kazandı.. O hainliği yapanların yıllarca nasıl beslenip büyüdüğü ise o günden sonra ortaya çıktı. Parçalar birleştikçe ihanet şebekesinin nasıl inlere indiği bir puzzle gibi ortaya döküldü.
İŞTE FETÖ'NÜN SÖZLÜĞÜ
FETÖ'cülerin örgüte kadro kazandırmak, yardım toplamak ve eğitim faaliyeti yürütmek üzere açtıkları evlerin adı ışık evleriydi. İlki İzmir Tepecik'te 1966 yılında açıldı. İşte bu evlerde yetişenler vatana ihanetin baş aktörleri olacaktı.
Örgütün finansmanı için kestiği vergi ise himmet olarak adlandırılıyordu. Bekar kamu görevlileri maaşının yüzde 15-20'sini, evliler ise yüzde 10'unu himmet olarak ödüyordu.
İş adamlarının ödedikleri miktar daha fazlaydı. Toplanan paranın yüzde 15'i 'kutsal pay' olarak Feto'nun özel kasasına gitti.
15 Temmuz kalkışmasını planlayan ve hususi olarak adlandırılan kripto abilere aylık 100 bin lira maaş ödendiği ortaya çıktı. Evet FETÖ'nün içinde kripto ve mahrem bilgilere vakıf, örgüt elemanlarını yönlendiren bir ekip vardı ve onlar hususiler olarak adlandırılıyordu. Örgüt elebaşının "hususiler"le bizzat ilgilendiği Türk Silahlı Kuvvetleri , MİT, yargı ile emniyetteki sorumlulara haftalık 25 bin lira ödeme yaptığı belirlendi. Hususiler arasında en bilinenleri Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Kozanlı Ömer'di.
Örgütteki kişileri ve kurumları denetleyen "arama tarama mesulleri" de örgütün bir diğer ayağıydı. ATM'ler doğrudan FETÖ elebaşına bağlıydı. Türkiye'deki en büyük ATM 5 teröristten oluşuyordu ve tüm illeri gezerek gerekli tedbirlerin alınması için sınırsız yetkiye sahipti. "Arama tarama mesulleri"nin tespit ettiği durumlar Feto'ya bildirilir ve cezalar kesilirdi.
FETÖ'cüler kendilerini anlatmak için çeşitli isimler kullanıyordu. Ve dönemine göre farklılıklar gösteriyordu. Cemaat, camia, hizmet hareketi bu amaçlarla seçilmiş isimlerdi... Örgüt için harp okulları, GATA ,TSK, polis kolejleri, yargı kurumları, emniyet, MİT, TİB, ÖSYM, TÜBİTAK gibi kurumlar mahrem yerlerdi. En kritik görevlendirmelerin üssüydü. Bunun adı da terör örgütü içinde mahrem hizmet olarak geçiyordu.
İmamlar ise örgütün sorumlu yöneticisi olan erkek teröristlerdi. Din bilgisine sahip olması aranmazdı . Kainat, kıta, ülke, bölge, şehir, semt ve mahalle imamları olarak örgütlenilmişti. Coğrafi örgütlenme dışında her kurumun da ülke imamına bağlı olan bir imamı vardı.
FETÖ'cülerin yakalanmamak, soruşturmaya uğramamak için geliştirdikleri önlemler ise tedbir olarak adlandırılıyordu. Yine dini kurallara bağlı olmadan kendini farklı göstermek için içki içmek, namaz kılmamak da kullanılan en önemli yöntemlerdendi.
Işık evi ya da en küçük örgüt biriminin sorumlusu ise abiler ve ablalardı. Kadınlar üst düzey yönetici olamazdı ancak militan yetiştirmekte kullanılırdı.. Örgüt elemanlarını daha çok para ile kandırıyordu. Örgüte kazandırılan ve örgüt amaçlarına göre eğitilen bir üyenin yeterince örgüte bağlanıp bağlanmadığının abi veya abla teste tabi tutuyordu.
Sadakat testi örgüte bağlılığı ölçerdi. Testi geçenin önü açılır, geçemeyenler ise örgüt eğitimine devam ettirilmekte yine başarısız olursa sempatizan olarak ayrılırdı.
Bir iş yapılmadan önce örgütün abisinin veya ablasının emrinde toplanıp karar verme işine ise istişare adı veriliyordu.
Terör örgütü militanlarına salata, yoğurt ile pilav arası patates kızartması ve et karışımı bir yemek ikram ediliyordu. Makbule adı verilen yemek kazanılacak kişiye özeldi.
Abinin talimatına uymayanlar şefkat tokadı ile cezalandırılırdı. Ve militanlar bu kötülüğün Allah'tan geldiğine inanırdı. Örgütten ayrılanların aklını başına alması için örgütün vurduğu etkili ve tesirli bir darbe vardı.
Örgüt içinde buna zecr tokadı deniyordu. İtaat etmeyen ve tekrar kazanılması mümkün olmayan cemaat üyesinin kovulmasına ise tart adı veriliyordu.
Feto'nun sezilmemek için geliştirdiği ve işleri çarçabuk yapmayı emreden öğretisinin adı ise kıtmanilik'di.
ALTIN NESİL YALANI!
Terör örgütü militanlarını altın nesil olarak adlandırıyordu.. Feto'nun öğretisini benimseyen, örgüte sadakatle itaat eden ve örgütün içinde yer alan kişilerin genel adıydı altın nesil. Örgütün, kamu idarelerindeki kadrolaşmasına ise "fetih" deniliyordu. Fetih okutma ise, kamuya giriş sınavlarında soruların önce elde edilmesi, ardından da üyelere yemin ettirildikten sonra cevaplarıyla birlikte çözdürülerek sınavı kazanmalarının sağlanmasıydı. İşte bu şifreler bile örgütün amacını tek tek ortaya koyuyordu.
Gaybubet diye adlandırdıkları ise kaçan FETÖ'cülerin gizlenmeleri için daha önceden hazırlanan, içinde evden çıkmadan temel ihtiyaçlarını görmelerini sağlayan gizlenme evleriydi. Bugün yapılan operasyonlarla örgütün bu inleri de bir bir ortaya çıkartıldı.