Osmanlı bizim neyimiz olur?

Osmanlı bizim neyimiz olur?

Eskiye vurgu yapan, şanlı tarihimizi hatırlatmak isteyenler hemen "Osmanlı sevdalıları" diye yaftalanıyor.. Peki Osmanlıyı, tarihimizi "resmi tarih" kalıplarının dışına çıkarak bilmenin nesi yanlış, Osmanlıyı anlamanın nesi kötü…

Bugün; sadece bu iki kelime yan yana geldiğinde dahi birileri ortaya çıkıyor ve hızla "Sizi gidi Osmanlı sevdalıları sizi" demeye başlıyor...

Ama onların bu eleştirisi "Osmanlıyı anlamak" başlığını yok etmiyor, etmemeli de...

Çünkü Osmanlı, sadece bir devlet değil...

Hatta tarihte kalmış bir devletten çok daha fazlası...

Osmanlı demek tarih demek ve onu anlamak aslında bugünün dünyasını anlamak demek...

Osmanlının başına gelenleri analiz etmek, olan bitenlere kafa yormak, unutmamak, hatırlamak, sorgulamak ve o gün olanlarla bugün yaşananlar arasında doğru ya da yanlış ilişki kurmak şart...

Bu, bugün dünyaya neler olup bittiği anlayabilmek için şart...

Bunun yolu, 1402'de Ankara'da Bayezid'e karşı savaşan Timur'u anlayabilmekten de geçiyor...

1453'te İstanbul'u fetheden Fatih Sultan Mehmed Han'ın kentteki Hristiyan tebaaya nasıl sahip çıktığını bilmekten de...

Kanuni Sultan Süleyman'ın; neden o kadar uzun seferlere çıktığını anlamaktan geçiyor bunun yolu...

Bunun yolu o Sultan'ın isminin önündeki "Kanuni" sıfatıyla dünya tarihinde neleri değiştirdiğini anlamaktan geçiyor...

3. Selim'i, 2. Mahmud'u, Sultan Abdülaziz'i, yeğeni Sultan Abdülhamid'i hatta Sultan Vahdettin'i bilmekten geçiyor dünü anlamak...

Osmanlıyı bilmek sadrazamların saraydaki görevlerini eksiksiz bilmekten geçiyor...

Sokullu Mehmet Paşa ile Damat Ferit Paşa arasındaki farkı anlamaktan geçiyor öykü...

Yoksa isim takmak kolay...

Bir sultana şair denir, birine korkak, bir başkasına hain bir diğerine gaddar...

Ama işte sorun burada. Resmi tarih isim taksa da gerçeği araştırıp o gerçeği bilmekten geçiyor dünü anlamanın yolu...

Çünkü bu; yarın neler olabileceğini tahmin edebilmenin tek yolu.

Peki nasıl anlayabiliriz Osmanlıyı? İşte zaten mesele de burada!!!!!

Çünkü öyle pek de kolay değil Osmanlı'yı anlayabilmek... En başta tarihçi olmak ya da tarihi bilmek bunun içinde meraklı olmak lazım. Bu birinci şart.

Sonra sosyolojiyi de bilmek gerekli. Bu da ikincisi...

Hatta imparatorluğu yok edenlerin insan olduğunu ve o insanların da politika ürettiklerini unutmamak gerekiyor... Yani psikoloji ve en azından siyaset biliminin temeline de inmek gerekiyor..

Ama en başta Osmanlıyı anlamanın yolu biraz da Osmanlı bizim neyimiz olurdu sorusunun yanıtını bulmaktan geçiyor... Osmanlı bizim neyimiz diye sorulduğunda "Biz Türkiye'yiz... Osmanlı da bizim atamız..." yanıtı verilebilir kolayca.

Ama Osmanlı sadece Türkiye'nin Türk milletinin atası değil... Bosna'nın da, Irak'ın da, Suriye'nin de, Hicaz'ın da, Mısır'ın da, Filistin'in de, Yunanistan - Bulgaristan hatta Romanya'nın da atası...

Hani, bugün batılı ülkelerin Türkiye'ye dayattığı bir gerçek var ya...

Hani "kafanızı kuma gömün, etrafınızda olan bitenlerle fazla ilgilenmeyin" deniliyor ya...

İşte o dayatmanın temel nedeni bu. Osmanlıyı anlamak, Osmanlı bizim neyimiz olur sorusunda, Osmanlı bizim neyimiz olur sorusunun cevabı da sınırların dışında gizli yani.. Yani kısır tartışmaları bir kenara bırakmak gerekiyor..

Eğer birileri Türkiye'ye; Suriye ile ne işin var diyorsa ve eğer birleri Türkiye'ye; "Esad'la ne alıp veremediğiniz" var diyorsa... İşte o cümleleri duymamak gerekiyor...

Ya da en azından birilerinin bunu söyleyerek; Türkiye'yi kendi sınırlarının içine hapsetmeye niyetlendiğini anlamak gerekiyor..

Çünkü, Osmanlıyı anlamanın yani aslında bugünü anlamanın ya da bir başka deyişle yarın neler olup biteceğini kestirebilmenin yolu o büyük imparatorlukta neredeyse yarım bin yıl boyunca ayın kaderi paylaşmış milletleri anlamaktan geçiyor...

Mesela Irak'ı anlamak gerekiyor... Neden milyonlarca insan ölüyor?

Mesela Suriye'yi anlamak gerekiyor... Dün oraya gelenler bugün niye oraya yeniden gelmek istiyorlar bunu bilmek gerekiyor...

Mısır'ı anlamak gerekiyor... Dün Osmanlı toprağı olan ve o zamanlar dünyanın en zengin coğrafyası halindeki o ülkenin neden darbelerle sarsıldığını sorgulamak gerekiyor.

Kuzey Afrika'yı anlamak gerekiyor mesela... Onca zenginliğin ortasındaki toprakların neden adına Arap Baharı denilen bir komplonun içine sürüklendiğini sormak - sorgulamak gerekiyor...

Yunanistan'ı bilmek, Bulgaristan'ı bilmek eski Yugoslavya'yı yani bugün parça parça olmuş ve hala kan dökülen toprakları anlamak gerekiyor...

Osmanlı sadece Ertuğrul Gazi miydi? Yoksa Yavuz muydu? Kanuni miydi? Fatih miydi? Ya da Sultan Abdülhamid miydi?

Yanıtı belki evet bu soruların ama hayır demek de mümkün... Osmanlı hepsiydi çünkü...

Asya'dan gelen, Türkçe konuşan, İslam'ı seçenlerin tümüydü Osmanlı...

Ama Asya'dan gelmeyen, Türkçe konuşmayan ve İslam'ı seçmeyenler de Osmanlıydı...

Yani Osmanlı bir birlikti, bir bütünlüktü...

Ulus değildi, devletti... Irk değildi, milletti...

Türk'tü, Ermeni'ydi, Musevi'ydi, Hristiyan'dı, Müslümandı Osmanlı...

Boşnak, Boşnak gibi yaşamıştı, Arap, Arap olmayı sürdürmüştü... Bu sayede o dev tarihin bildiği en büyük çeşitliliği kontrol eden bir büyük imparatorluğa dönüştü. Bu sayede Asya'da ve Avrupa'da milyonlarca kilometrekareden fazla alanı kontrol edebildi.

Başlarken dedik ya bunları söylemek bile birilerinin "Sizi gidi Osmanlı sevdalıları sizi" demesi için yeterli...

Oysa eleştiri bu değil, olmamalı da... Eğer tartışılacaksa, o tartışma "Osmanlı neden yıkıldı" sorusu etrafında kurulmalı...

Çünkü; eğer, her dini, her mezhebi, her milleti hatta her ırkı ve dili bir arada tutabilen o dev "Neden yıkıldıya" yanıt verilebilirse işte o zaman bugünü anlamak mümkün olabiliyor...

Bugünü anlayanlarsa yarın neler olup biteceğine dair fikir yürütebiliyor...

Özetle Osmanlı tarihini kötülemek bir sultana barbar, bir başkasına hain ya da bir diğerine yetersiz demek yeterli olmuyor...

O imparatorluğu bir bütün görmek gerekiyor...

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin