Havada asılı manastırlar
Meteora’daki manastırların en büyüğü olan Metamorfosis, 613 metre yüksekliğinde. Buraya ilk tırmanan Aziz Athanasios Meteoris ve diğer rahipler bu kayaları dünya ile cennet arasında asılı duran yer kabul ederek meteora yani ‘havada asılı’ adını vermişler.
İnsan emeğinin doğanın mucizesiyle kaynaşıp inançla yoğrulduğu bir yerdeyiz bu hafta. İlk bakışta insanı hayrete düşüren, gezdikçe düşündüren ilahi bir kentteyiz. Karşı kıyıda, sınır komşumuz Yunanistan'da bulunan Meteora'dayız. Yunanistan'ın yüzlerce yıllık geçmişini koruyan, tarihin gizemle, insan aklının dinle buluştuğu çok özel bir mekan Meteora. İsmini belki hiç duymadınız ama gördükten sonra asla unutamayacağınız bir yer. 'Manastırlar kenti' diye anlatsam cazip gelmez belki ama o manastırların kayalıklar üzerinde olduğunu söylesem, üstelik o kayalıklara çıkmak için kullanılan yöntemi anlatsam ilginizi çekecektir.
Yunanistan'ın kuzeyinde Trilaka-Yanya güzergahında bir kent Meteora. Kalambaka bölgesinde. Buraya ulaştığınızda ilk karşınıza çıkan erişilmez gibi görünen koyu renkli kaya formasyonları çok etkileyici. Yüzlerce metrelik kaya blokları doğanın mucizelerinden. Binlerce yıl önce göl ya da iç deniz olan bölgedeki sular çekilip vadiye akmaya başlamış önce. Beraberinde arazinin yumuşak kısımlarını da sürükleyince dev kaya kütleleri açıkta kalmış. Rüzgar ve yağmurlar da yardım etmiş şekillenmelerine. İşte Meteora'da bizi karşılayan manastırlar da burada kurulmuş. Hayranlıkla karışık bir korku kaplıyor insanın içini önce, bu kayalıkları ve üzerindeki manastırları görünce. İnsan düşünmekten alıkoyamıyor kendini. "Manastır kurmak için neden orası tercih edilir ve nasıl ulaşılır?" soruları akıllarda dönüp duruyor.
Doğayla savaş yerine...
Geleneğinden göreneğine, yemeğinden yaşam tarzına, tarihsel geçmişinden coğrafyasına benzerlik gösterir Yunanistan ve Türkiye. Meteora Manastırları'nı görünce de hem Kapadokya'daki ibadet alanları hem de Trabzon'daki Sümela Manastırı geliyor aklıma. Doğayla savaşmak yerine uyum içinde, mutlak bir saygı çerçevesinde oluşmuş ibadet alanları bunlar. Bizi bekleyen zıtlıkların uyumudur aslında, doğanın sertliğine karşın dinin şefkati...
Kimi kaynaklara göre 11. yüzyıldan itibaren kimilerine göre ise 14. yüzyılda yapılır bu eşsiz manastırlar. İlk zamanlarda onlarca iken doğanın gücünden kurtulup günümüze ulaşabilen manastır sayısı sadece altı olur.
Meteora'daki manastırlar içinde en büyüğü olan Metamorfosis Manastırı'nda kilise dışında bir mutfak ve bir depo bulunuyor. Denizden yüksekliği 613 metre olan manastırın yapımının 250 yıl sürdüğü anlatılıyor. Buraya ilk tırmanan Aziz Athanasios Meteoris ve diğer rahipler bu kayaları dünya ile cennet arasında asılı duran yer kabul ederek meteora yani "havada asılı" adını vermişler. En yukarıya ulaşmak için de çok özel bir yol bulmuşlar. Yukarıdan dev bir çıkrığın çektiği file içinde veya iple çıkıyorlarmış. Bu filenin sadece ulaşım için değil ibadet yönetimi olduğunu düşünenler de var. Çekilen acı ve zorluk karşılığında günahlardan kurtulma veya düşünme yeri olarak da kullanılıyormuş fileler. Amaçları, inzivaya çekilip Tanrı'ya yakın, insanlara ve gündelik yaşama uzak kalmakmış. İnanılmaz gibi görünen bu yönteme dair file ve çıkrık halen saklansa da günümüz ulaşım yöntemi merdivenler oluyor.
Gece ibadeti yapıyorlar
Bu manastırlarda halen hayat var. Üstelik son derece disiplinli bir hayat. Gece uykularının en tatlı, en derin zamanında uyanan rahip ve rahibeler önce tek başlarına ibadetlerini yapıyorlar daha sonra ise güneşin doğuşunda beraber ayinlerini gerçekleştiriyorlar.
Metamorfosis kelimesinin kökeninin 'başkalaşma' anlamına geldiği söyleniyor. Bu duruma en uyan (!) İstanbul Burgazada'da bulunan, aynı adlı yapı geliyor aklıma. Hani şu IV. Murat devrinde, ayin için yakılan ateşlerin halk arasında yangın paniğine yol açtığı için padişahın emriyle yıkıldığı anlatılan kilise. Burgazada'daki yıkılmış ama yüzlerce metre yüksekteki halen ayakta.
Gökyüzündeki şehir
Meteora kentinde, Metamorfosis Manastırı dışında Rousanou Manastırı, Varlaam isimli keşişin kurduğu Varlaam Manastırı, Aziz Stefanos Manastırı ve en küçük manastır olan Aziz Nikolas Anapafsas Manastırı bulunuyor.
Benzersiz bir yer Meteora. UNESCO Dünya Kültür Mirasları'ndan olan Meteora Manastırları'nda, muhteşem freskleri görebilmek büyük keyif. Tarihin ritminin doğayla bütünleştiği Meteora kentine düşürün yolunuzu. Dev bir çıkrığın çektiği fileleri farkedin. İnsanoğlunun din uğruna, inançları uğruna, yaşam uğruna verdiği mücadelenin izlerine tanıklık edin. Doğanın seremonisi olan, James Bond filmlerine sahne olan, gökyüzünde bir şehir olan Meteora sizleri bekliyor.
DÜNYA MİRASI
UNESCO Dünya Kültür Mirasları'ndan olan Meteora Manastırları'nda muhteşem freskleri görebilmek büyük keyif. Tarihin ritminin doğayla bütünleştiği bu mekan mutlaka ziyaret edilmeli.
Belkıs Kamut Aktürk / Star Pazar