Demet Akalın: 'Hayat bana neyi getirdiyse, eyvallah dedim'
Giderli şarkı deyince akla o gelir. Bitmeyen enerjisi, samimi yapısı ve en çok dobralığıyla tanınıyor. Tesadüfen çıktığı sahnede 20 yılını doldurdu. Hem de geride unutulmaz şarkılar bırakıp, büyük bir başarıya imza atarak. Demet Akalın da inanamıyor geldiği noktaya. Ama her zamanki gibi, şükredip yoluna devam ediyor...
Tam 20 yıl önce Sebebim diyerek girdi müzik piyasasına. Mankenlikten sahnelere transfer olduğunda, 'giderli şarkı'lar diye bir jargona da ister istemez ilham kaynağı oldu. Her albümü, her şarkısı mesaj niteliğindeydi ve merakla bekleniyordu. İlk başlarda sahnelerin tozunu attıramıyordu ama Hülya Avşar'ın alt kadrosuna girerek varlık göstermişti. İzmir Fuarı'nda, büyük gazinolarda yer almak için çok çalıştı. Aslında bir kariyer planı olarak bakmıyordu müziğe, "Derdim para kazanmaktı" diye anlatıyor o günleri... Para kazandı, hem de çok. Ama o çocukluğunda bile hayal etmediği yerlere ulaştığında çalışmayı, müziği bırakmadı!
Şimdi 20. yılını kutluyor. Bu 20 yıl onun azminin, çalışkanlığının, hırsının, yaşadıklarının da bir özeti aslında.
Demet Akalın'la 20 yılını konuşmak için Acarkent'te randevulaşıyoruz. Titizliği ve kontrol düşkünlüğüyle bilinen Akalın, hemen kafedeki garsonlara, tatlı kurabiye sipariş ediyor, nasıl servis etmeleri gerektiğini anlatıyor. İkramlar istediği gibi gelmiyor ama keyfimiz yerinde... Sabahtan beri yaptıklarını anlatıyor, şaşkınlıkla dinliyoruz... Biz diyorum çünkü söyleşiye, Genel Yayın Yönetmenimiz Şengül Balıksırtı da eşlik ediyor. Balıksırtı ve Akalın Gölcüklü... Yolları hiç kesişmemiş ama mekanlar, sokaklar, okullar ikisi için de tanıdık. Sohbet haliyle Gölcük'ten başlıyor. Her ay mutlaka gittiğini anlatıyor Akalın... Akraba, aile ziyaretleriyle dinlendiğini, kendini daha iyi hissettiğini söylüyor. Ve tabii yardımlarını da esirgemiyor. Biz de bunu duyunca Demet Akalın'ın, Gölcük'teki halini merak ediyoruz. Bu kez röportajda onu bugünlere getiren geçmişinden fotoğraflar kullanalım istiyoruz. Kırmıyor bizi ve Gölcük'te çekilmiş özel fotoğraflarını paylaşıyor.
Akalın'la müzikteki ilk günlerine, ilk anılarına dönerek başlıyoruz sohbete. Bolca gülerek, arada gözlerimiz dolarak 2016'ya kadar geliyoruz. İşte Demet Akalın'ın 20 yılı:
- Mankenlik yaparken aklınızda şarkıcılık yapmak var mıydı?
- Asla yoktu. Her şey bir anda oldu.
- Lisede müzik dersinde başarılı mıydınız?
- Hayır. Notlar sıfırdı (gülüyor). Azizzzzz... Aziz Hoca gelirdi müzik dersine... Flüt çalardık o yıllarda. Notalar bana çok karışık geliyordu. O yüzden müzik sınavında sürekli kopya çekerdim. Ama enteresanbir detay vardı; tarih en zor dersti bana göre. Enis Hoca vardı tarih öğretmenimiz, ben de âşıktım. Atatürk'e benzerdi, çok yakışıklı bir adamdı. O da dersin son beş dakikasında şarkı söyletirdi. Tarihdersinin son beş dakikasında slow bir şarkı söylerdim. Adama olan aşkımdan tarih dersim 10'du.
- Notayla ilgilenmiyorsunuz...
- Hiç! Şu an göstersen yine nota bilmiyorum. Şarkı yapılırken başına dikildiğim aranjörler sorar "Bu ses mi iyi oldu, diğeri mi?" diye... O şekilde çözebilirim. Belli bir müzik kulağım var ama onu notaya dökemem. Benim o anlamdaki kulağıma çok güvenirler. Şarkı dinletirler, "Bunu İrem Derici'ye, Ebru Gündeş'e gönder" derim. Allah'tan çalıştığım aranjörlere nota bilmeden derdimi anlatabiliyorum.
- Şarkı söyleme hayaliniz yok muydu?
- Oturduğumuz apartmanın yedinci katında Bedia Akartürk otururdu, şöyle hayaller kurardım, ben tam evde şarkı söylerken, Bedia Akartürk asansöre binmeyecek, merdivenlerden yürüyecek ve benim sesimi duyup, "İşte bu" diyecek... Aynanın karşısına geçip Sezen Aksu şarkıları söylerdim. Ama bir gün sahneye çıkmayı hayal bile edemezdim... Kendi kendine şarkılar söyleyen biriydim, birinin keşfetmesini bekliyordum. Kimse keşfetmedi ama...
- Ama bir şekilde fark edildiniz ki şarkıcı oldunuz. Fark eden kimdi?
- İlknur Bozkurt. O dönemin televizyon yıldızıydı. O zorla, elimden tutarak sahneye çıkardı. Alt kadrosuna almak istedi. "İlknur kafayı mı yedin? Saçını yaparım, çantanı taşırım ama alt kadronda nasıl şarkı söyleyeceğim" dedim. O zamanlar diafonlu telefonlar var, İlknur'un rahmetli Fahrettin Aslan'la konuşmasına şahit oldum.Fahrettin Aslan İlknur'a, "Kadronu yap, Maksim'e seni solist istiyorum" diyor. İlknur, "Maksim'i istemiyorum, benim yapacağım daha güzel şeyler var" diyordu. O zaman Maksim'de olmaktan büyükbir şey yok!
- Ne yapıyor şimdi İlknur Bozkurt?
- Üç üniversite bitirdi. Ne yapıyor bilmiyorum...
- İlknur Bozkurt'un Maksim'i reddetmesini nasıl yorumluyorsunuz?
- İnsan şükretmeyi bilmeli. Öyle bir dönem yaşadım. 2006'da o kadar çok konserim, sahne programım vardı ki, nerede olduğumu unutuyordum. Hangi şehirdeyim bilmiyordum. Allah illa ki başınabir şey getiriyor "Offf" dediğinde...