Erdoğan: İstihbaratın başı devletin başına bağlı olmalı

Erdoğan: İstihbaratın başı devletin başına bağlı olmalı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Külliye'de 3. yılı tamamlaması nedeniyle "3.yıl özel yayını" programında soruları yanıtladı.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen ve çok sayıda izleyicinin de katıldığı programda Oğuz Haksever'in sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çankaya Köşkü'nden Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesine gelen süreci şu sözlerle anlattı:

"Çankaya'da başlayıp Beştepe'de devam eden bu süreç neler yapmak istediğimizin, nerelere varmak istediğimizin bir adımıdır. Fiziki yapılanmayı önemsediğim gibi zihinsel yapılanmayı da çok önemsedim. Mekana insanın sokulması değil, insana göre mekanın hazırlanması çok önemliydi. Biz Çankaya'ya geldiğimizde personelimin yerleştirileceği yerlerin olmadığını dahi gördüm. Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanlığı makamı için olur bir şey değil, böyle bir değişimin adımlarını Başbakanlığım döneminde atmıştık ve bunu kimse ile paylaşmamıştık. Cumhurbaşkanlığı bizlere layık görüldükten sonra Beştepe'de hazırlıklarımız zaten buna göreydi, Beştepe'de artık bütün personelimizin hepsinin mekanı mevcut, huzur içinde çalışmalarını sürdürüyorlar. Artık bahane yok, bundan sonra üretim var" diyerek Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi hakkında bilgi verdi.
Külliyedeki harekat merkezi ve telekonferans sistemi ile ilgili bilgi veren Erdoğan, "Bu harekat merkezinde sadece bakanlarımızın değil, önemli kurumlarımızın da temsilcileri var. Burası 24 saat çalışır. 81 ilin valilileri ile u merkezden görüşme imkanımız var. Valilerimizden o ilde öğrenmek istediğimiz ne varsa öğreniriz. Burası harekat merkezidir. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi içinde burası önemlidir, hayatidir, stratejiktir, bu stratejik önemi bizim yükümüzü almaktadır" dedi.

Emine Erdoğan'ın kendisine olan katkısının sorulması üzerine Erdoğan, "Eşimle beraber bir çok konuda bu tür şeyleri istişare etme imkanımız olduğu gibi, eşimin de bakanlıklarımıza bağlı kurumlarımızın düzenlediği toplantılar var, bu toplantılara kendisi protokol konuşmacısı olarak davet edildi, kendisi konuşmaları ile düşünceleri ile katkıda bulunma gayreti içinde. Biz tek tabanca çalışmıyoruz, çift tabanca çalışıyoruz. O da bizler gibi koşturuyor. Her hafta Külliyede bayan milletvekilleri, bakan eşleri ile toplantılarını yapar, konuşmacılar davet edilir, kendisinin riyasetinde bir birlikteliğin oluşmasına da katkıda bulunur bize" diye konuştu.

Erdoğan: İstihbaratın başı devletin başına bağlı olmalı - 1

MİLLETVEKİLİNE ÖZEL MAHKEME


KHK'lar ihtiyaçtan doğan atılmış adımlardır. Bunlar durup dururken olmuyor. Şu anda bu söylediğiniz milletvekilleri ile alakalı konular noktasında bizim hızla mesafe almamız lazım adımlar atmamız lazım. Şu anda Ankara başkentimiz Parlamento burada. Bunları farklı yerlerde devam etmesinden ise bunu başkent Ankara'da sürdürmenin çok daha isabetli olacağı kanısına varılmıştır. Burada bu adımın atılması Başsavcılık Ağır Ceza tarafından bunun yürütülmesi çok daha isabetli olacağı kanısına varılmıştır. Ana muhalefet de kendisine bir yol bulması lazım. Yaptıklarıyla sadece suyu bulandırıyor. Hükümetimiz attığı adımla yoluna devam ediyor. Bu kararı zaten istişare ederek aldık ve ülkemiz için çok faydalı olacağı kanaatindeyim.

SON KHK'DAKİ MİT DEĞİŞİKLİĞİ

"Devletin başı, istihbaratta en önemli bilgileri, dokümanları alması gerekendir. Eğer istihbaratın başı devletin başına birinci derecede bağlı olmazsa devlet hareket kabiliyetini kaybeder. Bunun olmaması için birinci dereceden istihbarat ona sorumlu olması gerekir ki, istediğim anda istihbari bilgiler bize gelsin ki, bizde atmamız gereken adımları buna göre atalım. Büyük devletlerde istihbaratlar devletin başına bağlıdır. Fakat parlamenter demokrasilerde bu başbakanlara bağlı oluyor. Bizde de parlamenter demokrasinin alışkanlıkları olduğu için ana muhalefet buradan bakıyor. Ana muhalefet hala başkanlık sistemine geçmedi. Biz ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin adımlarını milletimiz ile beraber attık. Şimdi 2019 itibari ile ikinci adımı atacağız ve 2019'un Kasım'ından sonra Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gelişmeye devam edecektir. MİT'in bundan sonraki sürecinin güçlenerek devamı gerekmektedir. 15 sene önce MİT'i düşünüyorum birde şimdikini düşünüyorum, aldığımız mesafe çok ileri. 15 sene önce MİT'in uluslararası portföyü yoktu, şimdi ciddi bir portföyü var. Gerek insani istihbarat gerek teknik istihbarat konularında MİT her geçen gün daha ileri adımlar atıyor. Bölgede belirleyici güç olmanın adımlarını atan bir istihbarat örgütüne sahibiz"

"BİNALİ BEY BENİM GÖNÜL ARKADAŞIMDIR"

"Başbakan Yıldırım ile her konuda aynı mı düşünürsünüz?" sorusuna cevap veren Erdoğan, "Farklı düşünmezseniz orada bir yanlışlık vardır. Fikirlerin çarpışmasından hakikat güneşi doğar. Mesele o istişareyi yapmaktır. Binali Bey İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı olduğum dönemden beri benim yol arkadaşımdır. Belediye Başkanlığımdan önce benim gönül arkadaşımdır. Belediye Başkanı olduğumda hemen kendisini yanıma aldım, belediyeden bu yana beraber aynı yolda yürüyoruz. Partimizi kurduk beraberiz, hükümet olduk. Ulaştırma Bakanı olarak sürekli beraberiz, birçok önemli adımları beraber attık. Başarı grafiğinde bunların hepsini beraber yazdık. Şuanda beraber yürüyoruz. Rabbim bu beraberliğimizi çok daha büyük hedeflere ulaşmak suretiyle daim kılsın diye dua ediyorum" şeklinde konuştu.

"BEN GENÇLİĞİMİZE GÜVENİYOR, İNANIYORUM"

Gençler için ne düşündüğünün ve hayalinin sorulması üzerine Erdoğan, "Malazgirt'teydik bu hafta. Biz devamlı 2071 dedik. 3 yaşındaki çocuklarımız 2071'de nereye varacak ona baktığımızda önümüze çıkan şey çok önemli. Onlar 60 yaşına falan varacaklar. Bu önemli hedeftir. Bu 3 yaşındaki yavrular bu hikayeyi azimle yazacaklar ve tatbik edecekler. Biz iktidar olduğumuz zaman sadece seçmen konumunda olan 18 yaşındaki gençler vardı. Onların seçilme hakkı yoktu. Seçilme yaşını 30'dan 25'indirdik, daha sonra 18'e indirdik. Niye 18'e indirdik, gence verdiğimiz önemden dolayı. Gencine güvenmeyen geleceğin Türkiye'sini kuramaz. Seçme hakkını veriyorsun, seçilme hakkını vermiyorsun. Zor olan seçilmek değil, seçmektir. 18-25 yaş arası gençlerle iftihar edeceğiz. Burada olması gereken bizim gençlerimizi en ideal şekilde yetiştirmemiz, okullarımızdan mezun etmemiz ve hayata o şekilde buluşturmamız. Geleceğin Türkiye'sini buna göre hazırlamamız. Ben gençliğimize inanıyorum. Malazgirt'te 50 bini aşkın genç vardı. Bu gençler oraya aşkla, heyecanla geldiler. Onlar bir grup Çanakkale'ye gidenler gibi değildi. Onlar farklıydılar. Çanakkale'ye 'adalet istiyoruz' diye gidenler maalesef şehit mezarlarının olduğu yerlerde kimisi votka mı, şarap mı, bira mı içersiniz, bunu konuşurlarken, bizim gençliğimiz orada tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet dedi" açıklamasında bulundu.

"GÜÇLÜ AİLELER GÜÇLÜ MİLLETİ MEYDANA GETİRECEKTİR"

Torunlarımla oyun oynarım tabi. Sadık Eymen Berat beyin 3. çocuğu, şimdi gerçekten hafta sonları veyahut İstanbul'a gidişte onları görmemek bizim için büyük bir eksikliktir. O bizi şarj ediyor adeta hele hele dedeciğim deyince o ayrı bir mutluluk veriyor. Yeni yeni konuşmaya başladığı için çok daha farklı oluyor tadı başka. Ben onun için boşu boşuna en az 3 tane demiyorum daha fazla olması lazım. Torunlarla da artması lazım. Güçlü aileler güçlü milleti meydana getirecektir. Şu anda hakikaten darısı olmayanların başına ama ben torunlarımla iftihar ediyorum ayrı bir güç veriyor ayrı bir keyif oluyor. Zaman zaman belki anne babaları kızdığı anlar olabilir ama bütün onlara rağmen o yaramazlıkları ile bile bunlar çok güzel.

"CUMHURUN BAŞI İSEN BUNU YAPMAK ZORUNDASIN"

Gelen mektuplara cevap veriyorum. altında telefon numarası varsa arayıp konuşurum. İhtiyaç durumları da oluyor onu da özel kalemimle hızlıca gideriyoruz. Cumhurun başı isen bunu yapmak zorundasın. Hep milletimize ulaşmaya gayret ediyoruz. Şu anda ilaçlarda bile eskiden kanser vs bunlar ücretleri istenirdi son alınan kararlarla onları bile artık devlet kendisi getirtiyor ve bedelini ödüyor. Bu devlet niçin var vatandaşı için halkı için var. Bunu yapmak mecburiyetinde. Bunu yapmıyorsa hiç bir anlamı yok.

Bakın nerelerden nerelere geldik. Türkiye'yi 3 kat büyüttük. Bu noktaya gelmiş olan bir Türkiye'de benim vatandaşım halkım bir defa asla bu tür sıkıntıları yaşamayacak. Şu anda bütün illerimizde hastanelerimizde hepsinde bir tırmanışın alameti farikasını görüyoruz. Buralara kolay gelinmedi. Hastanelerde bir sıkıntı mı oldu devlet olarak biz oralara ulaşacağız. Burda benim bir ricam var, başhekimlerden doktorlarına varıncaya kadar Allah rızası için hastalarıyla çok ilgilensinler ki onlar ilgileniyorsa Cumhurbaşkanı-Başbakan ilgileniyor demektir. Ama onlar ilgilenmediği zaman aynen rahmetli Savaş Ay'ın programındaki duruma düşeriz. Onun için biz bütün imkanlarımızla gücümüzle darda kalmışın yanında olmaya devam edeceğiz.

ARAKAN'DAKİ MÜSLÜMANLARA YÖNELİK SALDIRI

Arakan ve Myanmar'da Müslümanlara yapılan zulümlerin BM Genel Kurulunda gündeme getireceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Maalesef Myanmar, Arakan Bu olay aslında Ahmet Beyin başbakanlığı döneminde eşimle beraber bir Arakan ziyaretim olmuştu. Yetkililerle görüşme yapıldı. O günden bugüne sağlıklı bir netice aldığımızı söyleyemem. BM kanalıyla da biz bu süreci takip ettik. Bizim STK'larımızın burada çalışmaları var, maalesef dünya Myanmar'a kör ve sağır. Bangladeş'teki son olay ise çok daha acımasız. Bize gelen rakamlar, 3 bin civarında insanın mağdur edildiği, hatta ölmesine neden olan bazı adımların atıldığı istikametinde. Biz bunu ağır, şiddetli şekilde kınıyoruz. Takibini ilgili uluslararası kurumlar vasıtasıyla dile getireceğiz. Eylül ayının 18'inden itibaren BM Genel Kurulu var, orada da bunu gündeme getireceğiz. Gerek Myanmar'ı, Arakan Müslümanlarına yönelik adımı, Bangladeş'in buradaki tutumunu orada gündeme getirmek suretiyle tüm insanlığın buraya elini uzatmasını, desteğini vermesini ki, bu tablo çok acımasız. Bunu 2011'de ben Somali'de yaşadım. 6 sene sonra Somali çok farklı bir konuma geldi. Biz bütün desteklerimizi Somali'ye veriyoruz" dedi.

"ÖNÜMÜZDEKİ YILLAR AFRİKA'NIN AYAĞA KALKTIĞI YILLAR OLACAKTIR"

Dış politikaya yönelik soruları da cevaplayan Erdoğan, Afrika açılımına ilişkin, "Biz buralara bu açılımı yaparken kazan kazan esasına göre yaptık. Biz 'veren el alan elden hayırlıdır' anlayışı ile buralara yöneldik. Biz göreve geldiğimizde Afrika'da 12 büyükelçiliğimiz vardı, şimdi 39 büyükelçiliğimiz var, hedef Afrika'nın tamamında büyükelçiliklerimizi kurmak. Afrika ile Türkiye'nin her türlü alanda dayanışması, inanıyorum ki o sömürü alanı olarak kullanılan Afrika kendine gelecektir. Önümüzdeki on yıllar Afrika'nın tamamen ayağa kalktı on yıllar olacak. Dünyada en az gelişmiş ülkelere yardım konusunda Amerika birincidir, Türkiye ikincidir. Milli gelire oranla baktığımız zaman, Amerika'nın geliri ile bizim gelirimiz aynı mı, milli gelire oranla baktığımız zaman Türkiye birinci, Amerika ikinci" diye konuştu.

PAPA'YA VERİLEN 'ANLAMLI' HEDİYE

Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin ilk ziyaretçisi Papa'ya hediye ettiği fermanın hikayesini anlatan Erdoğan, "Osmanlı padişahları nereye, hangi yardımı yapmışlarsa muhakkak oraya o fermanla tescil edilirdi. Bende Papa buraya geldiğinde bunu, dedim 'arkadaşlar elimizde bu noktada ne var, hemen çıkartın, bizim en önemli, en güzel hediyemiz bu olacaktır.' Birinci ziyaret. Arkadaşlar bunu hazırladılar, bende bu fermanı kendilerine hediye ettim. Ecdadımızın farklı dinlerin mensuplarına 'ben Müslümanım, sen Hristiyan'sın' dememiş. Eğer orada bir sıkıntı varsa, Müslüman elini oraya da uzatmış. Bu Müslümanların hoş görü anlayışının en güzel ifadesidir" açıklamasında bulundu.


ANA MUHALEFETİN BAŞINDAKİ ZAT BUNU ANLAYAMAZ

Türkiye ziyaretinde Rusya Devlet Başkanı Putin'in "Burada bana da bir oda verseniz" şeklinde bir diyalog olup olmadığının sorulması üzerine Erdoğan, "Öyle bir latife oldu da, ama asıl tespiti şurada oldu; Külliyeyi görünce 'büyük devlet olmanın işareti işte bu eserdir' dedi. Kremlin Sarayı da büyük devlet olmanın işaretidir, içinde kaybolursunuz. Biz bu Külliyeyi yaptık, ana muhalefetin başındaki zat burayı hazmedemedi. Büyük düşünecek noktada değil de onun için, bunlar cüce" dedi.

KÖRFEZ KRİZİ

Katar krizine ilişkin konuşan Erdoğan, "Şuanda bitme noktası dersek yanlış olur, fakat başladığı noktada değil. Her geçen gün geriye gidiyor. Hac mevsiminin yoğunlaştığı böyle bir dönemde başta Suudi Arabistan Kralı Selman'dan ki bizden yaşça çok büyük, isteğimiz şu, o Körfez'in ağabeyi durumundadır, büyüğü durumundadır. Önümüzde Kurban Bayramı var, artık Körfez'de bu sıkıntı bitsin derim. Artık bunu bir kenara koyalım ve aydınlık ufka hep birlikte bakalım. Çünkü Müslümanların bu dünyada birbiri ile uğraşmaya ne zamanı ne vakti ne fırsatı olamaz. Biz birbirimizi sevmekle emrolunmuşuz. 'İman etmiş olamazsınız birbirinizi sevmedikçe, cennete giremezsiniz iman etmedikçe' ölçü bu. Temenni ediyorum ki, şu bayram arifesinde böyle bir adımı atmış olurlar" diye konuştu.

MESCİD'İ AKSA GERİLİMİ

Erdoğan, Mescid-i Aksa krizine ilişkin ise, "Orada da çok yoğun bir görüşme zinciri oldu. Gerek İsrail Cumhurbaşkanı ile bir görüşmem oldu. Bugün de Filistin Devlet başkanı misafirimizdi. O süreç içinde Kral Abdullah ile görüşmelerim oldu. Bütün bu süreç hamdolsun işi tamamen işi tersine döndürdü ve şuandaki sağlıklı konuma geldik. Ben bu iş tamamen bitti noktasında değil. Her nereden patlak verir bilemem. Başta Netenyahu olmak üzere artık biz şunu bilmemiz lazım, bu Harem-i Şerif üç dinin saygın mekanıdır. Buraya karşı kimsenin 'bu benimdir, buraya Müslümanlar giremez' gibi bir yaklaşımın içine girmesi düşünülemez. Bu bizim ilk kıblemiz olması sebebiyle çok büyük öneme haiz. Netenyahu artık o farklı bakışlarını bir tarafa koyarak buraya saygı duymak durumunda. Biz ülkemizde bu tür yaklaşımların içine girilmesine müsaade etmiyoruz. Bunu da kendilerinden özellikle bekliyoruz. Bir yumuşama süreci içine girmiş durumdayız, temenni ederim ki bu böyle gitsin" şeklinde konuştu.

"G-20 ZİRVESİ'NDE HAYRAN KALDILAR"

Sayın Obama onlar G-20 Zirvesi'nde bizim o mekana hayran kaldılar. Gerçekten G-20 zirvesini yaptığımız yer bugüne kadar katıldığım zirvelerin hiçbirinde böyle bir yer yok. Şu 15 yıllık başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı döneminde demek ki her yıl olarak ele almış olsak 15'e kadar bir G-20 zirvesine katılmış durumdayım. Bütün bunlarda gittiğimiz yerlerin durumu bizimki ile mukayese edilmez. Hem başarılı bir organizasyon hem de herkesin huzur içinde rahatça kalabildiği bir yer oldu. Sayın Obama ile bunları konuştuğumuz gibi bunun yanında özellikle Suriye Irak konularını görüştük ve aramızda savunma sanayine yönelik konuları da G-20'de ele almıştık. Güzel bir G-20 Antalya'da görüşme gerçekleştirdik. 8 yıl onun da doldu şimdi sivil hayatını yaşıyor. Bizler için de süre dolacak ve bizler de rabbimizin bizler için çizdiği kader hayata devam edeceğiz.

SPOR'DA 'ALTIN'A VURMAMIZ LAZIM

Gençleri siyasete sokmak işi bitirmiyor. İstiyoruz ki bir çok etkinliğin içerisinde de gençler yerini alsın. Şu anda artık milyonlarla çocuklarımız sporla anılır hale geldi. Hemen hemen bütün spor branşlarında artık Türkiye yerini almaya başladı. Bununla kendimizi yeterli görmüyoruz. Bizim artık bu branşlarda altına vurmamız lazım, altına doğru koşmamız lazım. Spor denince sadece akla futbol gelmemeli. Tenis, yüzme, basketbol, dağcılık vs. Bütün bunlarla beraber kış sporlarında çok daha iyi konuma gelmemiz lazım. Bunun tesislerini bir defa yaptık yapıyoruz. Erzurum'da üniversiteler arası kış oyunları yaptık ve çok ciddi yatırımlar yaptık bu yayılıyor şimdi. Baskette iyi bir noktaya geldik. Artık ilk 3'ü zorluyoruz. Benim Danışmanım Hidayet Türkoğlu da basket federasyonunun başkanı. Kapalı salon biz geldiğimizde kaç taneydi şimdi her ilimizde kapalı spor salonumuz var. Bakanımıza söyledim bizim bütün ilçelerde mahallelerde sokaklarda bir iki yere potaları yerleştireceğiz o mahallenin çocukları o potalarda gelip oynasınlar. ABD'de bunu her yerde görürsünüz. Bu gençliği kötü alışkanlıklardan da koparır.

Bunlar ne kadar yaygınlaşırsa gençliğimizi kötü alışkanlıklardan kurtararak buralara sevk etmekte inanıyorum ki hepimizin önemli bir görevi var. Buralardan gençlerimizi kurtarıp spora sevk etmemiz lazım. Ve derece yapanların adedinin çoğaldığını görürüz. Son Fransa'da yapılan oyunlarda altınlar geldi gümüş geldi. Keşke o gümüş de altın olarak gelseydi çok daha gururlanacaktık. Hepsine teşekkür ediyor, hepsinin başarılarının artarak devamını diliyorum.

"GURUR KİBİR BİZE AİT DEĞİLDİR, BİZE TEVAZU YAKIŞIR"

Kucaklaşmalar bir başka oluyor. Kucaklaşmadığın zaman ne denir bu ne kibir ne gurur denir. Kibir gurur bize ait değil, bize tevazu yakışır. Gurur yücelik Allah'a aittir. Bize tevazu seninle bu şekilde kucaklaşmak isteyene siz de o hakikaten o mukabelede bir karşılık verdiğiniz zaman unutmaz. Biz de hamdolsun elimizden geldiği kadarıyla yapıyoruz. Bundan da taviz vermeyi düşünmüyoruz.

2019'da Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde 2023 çalışmalarının çok farklı olacağını ifade eden Erdoğan, "Eğer 2019'da milletimiz 'durmak yok yola devam' derse, partimiz de bize böyle bir görevi verirse 2023'te inşallah yüzüncü yılla ilgili çalışmalarımız çok farklı olacak. Şu anda o projeyle ilgili çalışmalarımız ilgili birçok arkadaşlarımızı ehliyetiyle liyakatiyle bu noktada kendini ispat etmiş kardeşlerimizi burada değerlendireceğiz. Sadece mimar mühendis değil o iş, burada bir de hakikaten ilim, irfan sahibi büyüklerimizin buna katkısı çok olacak diye düşünüyorum. 2023 projesi, bizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarma projesidir. Dolayısıyla nasıl çıkacağız, şimdiden işaret fişeklerini çalışmamız lazım. Onun çalışmalarını şimdiden yapmamız lazım" şeklinde konuştu.

"ELİNDE BALTAYLA, MOLOTOF KOKTEYLİYLE, SİLAHLA DOLAŞAN BİR NESİL BİZE LAZIM DEĞİL"

Erdoğan, Atatürk'ün sıkça kullandığı "Muasır medeniyetlerin üzerine çıkmak" sözlerini kendisinin de çoğu kez kullandığının belirtilmesi üzerine, "Muasır medeniyetlerin üzerine çıkmak, hedef o. Onun için de alt yapıyla, üst yapıyla, ilimle, irfanda gerçekten batıyı aşacak bir gençliği yetiştirmemiz lazım. Bunun için gençliğimize verdiğimiz önem burada artıyor. Her alanda bütün müspet, dini, fen her şeyde bunu aşacak bir nesli yetiştirmemiz lazım. Bu nesil bizim övünç kaynağımız olacak. Öyle elinde baltayla, molotof kokteyliyle, silahla dolaşan bir nesil bize lazım değil. Bize okuyan, düşünen, düşündüğünü uygulayan ve onu neticeye taşıyan bir nesil lazım" açıklamalarında bulundu.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin