Türkiye'ye vurmak için kafasını kaldıranın kafasını ezeriz

Başbakan Davutoğlu, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın, 'Orada IŞİD duruken PYD'yi vurmak Davutoğlu için bir utançtır" sözlerine çok sert çıktı. Davutoğlu üçüncü seçim tartışmasına da net cevap verdi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Türkiye'de iktidar olma şansı en yüksek, hatta kesin olan parti AK Parti. Kesin olmayan şey tek parti iktidarı mı yoksa çok az barajla tekrar koalisyon ihtiyacı mı ortaya çıkacak? Elimizdeki veriler tek parti iktidarını inşallah bu sefer elde edeceğimiz yönünde" dedi.

Davutoğlu, Beyaz Tv'de yayınlanan "Gündem Özel" programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

"AK Parti yeniden tek başına iktidar olabilecek mi?" sorusuna Davutoğlu, her siyasi partinin en temel hedefinin ülke iktidarına talip olması olduğunu söyledi.

Siyasi partinin ülke iktidarına talip olmadığı takdirde siyasetin tadının kalmayacağını ifade eden Davutoğlu, "Türkiye'de iktidar olma şansı en yüksek, hatta kesin olan parti AK Parti. Kesin olmayan şey tek parti iktidarı mı yoksa çok az barajla tekrar koalisyon ihtiyacı mı ortaya çıkacak? Elimizdeki veriler tek parti iktidarını inşallah bu sefer elde edeceğimiz yönünde" diye konuştu.

Diğer liderler ve partilerin hiçbirinde Türkiye'nin kaderini ellerine alabilecek irade ve halk nezdinde itibarları olmadığını söyleyen Başbakan Davutoğlu, Türkiye'nin huzuru ve istikrarının bundan sonra da AK Parti'nin göstereceği performansa bağlı olduğunu belirtti. Davutoğlu, diğer parti liderlerinin daha düşük profilli bir seçim kampanyası yürüttüğünü, belli bölgelere yoğunlaştıklarını vurguladı.

Kendilerinin ise Türkiye'nin değişik bölgelerine yoğunlaştıklarını, hemen her bölgede mitingler düzenlediklerini dile getiren Davutoğlu, 20'yi aşkın miting yaptıklarını ve seçime kadar da miting programlarını sürdüreceklerini bildirdi.

Bugün Antalya'da güzel bir miting gerçekleştirdiklerini ve alanda açılan dev bayrakların çok güzel bir görüntü oluşturduğunu anlatan Davutoğlu, yarın Malatya'da, sonraki gün Diyarbakır'da vatandaşlarla buluşacaklarını kaydetti.

Her şeyin Pazar günü akşam belli olacağını aktaran Davutoğlu, kendilerinin, şer gibi görünen şeylerde hayır, hayır gibi görünen şeylerde de şer olabileceğine inandıklarını belirterek, ellerinden geleni yapıp, neticeyi bekleyeceklerini söyledi.

- "BENİ MUHALEFETLE MUHATAP ETMEYİN" AÇIKLAMASI


"Muhalefet liderlerini kastederek ne olur beni onlarla muhatap etmeyin" sözüne açıklık getiren Davutoğlu, bu sözün diğer parti liderleriyle görüşmeyeceği anlamı taşımaması gerektiğini belirtti.

Siyasi partilerin hiçbirine kapıyı kapatmadığını ifade eden Davutoğlu, 7 Haziran seçiminden sonra yaklaşık 2 ay süren bir koalisyon konuşma süreci yaşandığına dikkati çekti. "Tek parti iktidar olmuş olsaydık hemen hükümeti kurup işbaşı yapacaktık" diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kaybedecek vaktimiz yok. Uzun uzun kapris çekecek de vaktimiz, takatımız yok. Efendim onarım hükümeti mi, restorasyon hükümeti mi, eğitimde şu mu değişecek, dış politikada bu mu gibi CHP ile yapacağımız tartışmalar ya da Bahçeli'yi bir kere de 'hayırdan' 'havete' oradan 'evete' nasıl dönüştüreceğiz, kaç aşamada olacak? Birde mi ikide mi önce 'hayır' diyecek sonra 'havet' diyecek, hayırla evetin karışımı sonra yavaş yavaş evete mi alıştıracağız? Bu alışma süresi uzun sürer. Çantalar mı çıkacak, çantalar ne zaman açılacak, açıldığında ne çıkacak? Bu durumlar vakit kaybı memleket için. Latife ile söylüyorum ama gerçekten koalisyon müzakerelerinin ne kadar zor olabileceğini biz geçen 4 ayda gördük."

Görüşmeler sırasında bir de güven sarsılması yaşadıklarını anlatan Davutoğlu, şunları söyledi: "Düşünün daha yola yeni çıkacaksınız, konuşuyorsunuz ve karşı tarafa güveninizi yansıtmak için devletle ilgili bildiğiniz konuları da nasıl ortak olmayı düşünüyorsak o da bilsin diye paylaşıyorsunuz. Sonra aradan 1-2 ay geçiyor çıkıyor, aynı siyasi lider son derece gayriciddi nezaketsiz bir üslupla, ikisi de yaptı bunu 'Davutoğlu ile ne konuştuğumu söylesem rahatsız olur'. Bakın o günden bugüne meydan okuyorum. Söyleyin niye rahatsız olacakmışım. Burada bir güven sarsılması da var. Muhatabınızın güvenilir olması önemli. Ben Kılıçdaroğlu ile ya da Bahçeli ile yaptığım görüşmeleri ilgili kişiler ve parti kurulları dışında hiçbir yere açmadım."

Lider olmanın ketumiyet gerektirdiğini vurgulayan Davutoğlu, devlet sırları konusunda bilinen hususların çok azı bile paylaşılsa sıkıntı doğuracağını belirtti.

Başbakan Davutoğlu, bu nedenle halka "Beni muhalefetle muhatap etmeyin" açıklamasında bulunduğunu kaydetti.

- "ÜÇÜNCÜ SEÇİM" TARTIŞMASI


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in üçüncü seçim ile ilgili sözleri üzerine "Türkiye, üçüncü seçimi görecek mi?" sorusuna Davutoğlu, "Hayır, inşallah görmeyecek" yanıtını verdi.

Şahin ile görüştüğünü ve sözlerinin çarpıtıldığı yönünde açıklamada bulunduğunu ifade eden Davutoğlu, Şahin'in, "Memleketin yeni bir seçimle kaybedecek vakti yok, tek parti iktidarı gereklidir" yönünde açıklamada bulunduğunu aktardığını bildirdi.

Şahin'in bugün de böyle bir ifadesi olmadığı yönünde açıklama yaptığını anlatan Davutoğlu, şu değerlendirmede bulundu: "Biz tek parti iktidarı kurmaya yürüyoruz. Milleti de sınava sokmaya niyetimiz yok. Millet bizi sınava sokar. Nitekim 7 Haziran'dan sonra eğer, Sayın Bahçeli 'Hayır' demeseydi belki CHP'ye göre daha kolay bir hükümet kurabilirdik. O 'Hayır' dediği için hükümet kurulamadı ve seçim gereklilik haline geldi. CHP ile de kurabilirdik bir hükümet ama 13 yılı 'yıkım dönemi' diyip 'onarım hükümeti' derseniz başlangıçta bu işin olmayacağı anlamına gelebilir. Birbirimize saygı göstererek hükümet kurabiliriz. Nasıl biz CHP'nin temel bir takım yaklaşımlarından vazgeçerek hükümet kurmasını beklemeyeceğimiz gibi onların da bizim doğrularımızdan vazgeçerek hükümet kurmamızı beklemesi mümkün değil. Dolayısıyla o yüzden olmadı. HDP zaten baştan itibaren 'AK Parti ile asla olmaz' diyerek gerek terörle kurdukları işbirliği sebebiyle bir denklem dışında kaldı. Şimdi bizim niyetimiz, hedefimiz, çabamız tek parti hükümeti kurmaya dönük. İnşallah bunu da 1 Kasım gecesi bu neticeyi alacağımız, 2 Kasım'dan itibaren de zaten bize dinlenmek neredeyse haram, yılda 4 seçim, arada kongreler ve arada birçok kriz yönetimi, hiçbir zaman dinlenmedik."

Antalya'daki mitingde gördüğü heyecanın 7 Haziran'da gördüğü heyecanla aynı olduğunu anlatan Davutoğlu, bütün illerde böyle bir coşkuyla karşılaştıklarını bildirdi.

AK Parti kitlesinin ulaşmak istediği hedefin tek parti iktidarı olduğuna işaret eden Davutoğlu, "CHP'li bir seçmen niye motive olsun. Yüzde 25 alacağına yüzde 25,5 alır almasa yüzde 26 alır ama herhalde yüzde 27'den yukarı çıkacağını pek kimse düşünmüyor. Hadi 'çıktı' diyelim ne değişir. 130-135 milletvekili yani. Pozisyonunda bir değişiklik olmayacak. MHP seçmeni niye motive olsun. Hadi koalisyon ortağı olacak olsa bile 'Hayır' diyen bir Bahçeli var. Hükümet olmadıktan sonra siyaset niye yapılır ki. Muhalefette kalırsın da motivasyonunuz hükümet olmak olur. MHP'nin de seçmeni motive edecek bir şeyi yok. Terörle mücadele ile motive ediyorlardı, şimdi terörle mücadeleyi de biz onların düşünebildiğinin çok da ötesinde yapıyoruz. HDP seçmeni niye motive değil. Çünkü HDP 'Türkiyelileşeceğim' dedi aksine Türkiye'yi bölen bölmeye çalışan terör unsurlarıyla işbirliği yaptı. İkiyüzlülük yaptı. Farklı dil kullandı. Bu sebeple bir güven problemi doğdu. Tek motivasyonu yüksek kitle AK Parti kitlesi. O da alanlara yansıyor. Muhteşem mitingler yapıyoruz."

"Bizim seçmenimiz sandığa gitmekten sıkılmadı mı? diyorsunuz?" sorusuna Davutoğlu, "Bizim seçmende bu olmaz, bizim seçmen bundan hız alır, biz de hız alırız. Yani benim tempomda bir yorgunluk görüyor musunuz?" dedi.

Dün sabahtan akşama kadar yoğun bir tempo ile çalıştığını anlatan Davutoğlu, "Ulaşmak istediğimiz bir hedef var. Bizim kitlede de heyecan yüksek bizde de adrenalin yoğun."

Davutoğlu, "Tartışmalar, genelde seçim döneminde partinizin üzerine dönüyor. Siz de bunu çok yakından izliyorsunuz. Mesela az önce partinizden isimlerin söylediklerini aktardım. Böyle biraz cümlelerinizin evrilip çevrildiğini düşünüyor musunuz? Bu durum sizi biraz daha konuşurken ya da cümlelerinizi kurarken otokontrollü olmaya sevk ediyor mu? Yine partinizle ilgili bir tartışma konusu bu; 5. parti tartışması. Kimileri muhalefetin içinden çıkabileceğini söylüyor, 'AK Parti içinden çıkacak' diyenler de var. Doğrusu nedir? Bu konuşulanların alt yapısında ne var?" şeklindeki soru üzerine şunları kaydetti:

"Gerçekten çok saptırmalar, söylediğimizin dışında anlam katmalar var. Ben akademik hayattan bu yana yazdığım her cümlemin, konuştuğum her kelimenin bir kontekste yere oturmasına önem veririm. Birbirinden kopuk cümleler kurmam. Fakat bir bakıyorsunuz, irticalen de konuştuğum için birçok yerde, toplantıda, oradan bir cümleyi alıyor bambaşka bir yere oturtup bizi yargılamaya kalkıyorlar. Bu tür şeyler. Dürüstlüğe aykırı saptırmalar, çok var.

Efendim, DEAŞ'e 'nankör' demişim, yani ama şeye baktığınızda, Suriye halkına, Kürt halkına ihanetten bahsediyorum. Diyor ki 'ne iyilik yaptın da?' Bu kadar basit polemiklere bazı köşe yazarları da itibar ediyor. İrticalen konuşmada yeri geldiğinde, 'DEAŞ da PKK da nankördür, alçaktır, haindir, zalimdir' dediğinizde bunun bir şeyi var, oturduğu bir konteksti var. Buradan PKK'ya aynısı da söylüyoruz. PKK'ya ne iyilik yaptık ki nankör olsun. PKK ki Kürt halkına ihanet ediyor yani nankörlük ediyor, onu istismar ederek. DEAŞ da Suriye halkına. Kast ettiğim şey çok açık ama yok oradan onu alacak, Sayın Bahçeli de Ankara mitinginde bunu kullanıyor. Yani bunu kullandığı günün ertesi günü de DEAŞ'a yapılan operasyonda iki şehit veriyoruz, 7 terörist öldürülüyor. Şimdi bunu nereye oturtuyor, karşılığı yok."

- "MHP'NİN İÇİ KAYNAYAN KAZAN GİBİ"


Davutoğlu, "seçimden sonra 5. parti çıkacak mı?" tartışmalarına ilişkin de şöyle konuştu: "Sayın Bahçeli'nin dikkat dağıtmak için, kendi partisi üzerinde yoğunlaşan, 'Acaba Sayın Akşener'in aday olmaması, Sayın Türkeş'in önce bakan sonra AK Parti'ye geçip aday olması, birçok MHP'linin istifa etmesi', bunları yan yana koyduğunuzda MHP'nin içi kaynayan kazan gibi, bunu örtbas etmek için dikkatleri bize çekmeye çalışıyor. Çocukça bir manevra ama şey de demiyor, 'AK Parti' demiyor. 5. parti, doğru 5. parti çıkabilir ama MHP'nin içinden çıkar diye düşünüyorum."

Gazetecinin, Bahçeli'nin, "Bombalar patlıyor. Bu, AK Parti'ye yarıyorsa, azmettiren de belidir" dediğini, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroglu'nun da dün katıldığı bir canlı yayında, Ankara'daki terör saldırısına ilişkin, "Emniyet tarafından bu katliam biliniyordu" dediğini aktararak, "Neden bu katliamla AK Parti hükümeti ilintilendiriliyor?" şeklinde soru yöneltmesi üzerine de Davutoğlu, şöyle konuştu: "Şimdi tamamıyla konunun akışı içinde bu da son derece çocukça bir saptırma. Cümlenin akışı içinde ben şunu söyledim, ben sıralama itibarıyla, AK Parti'nin oylarında yükselme trendi var, dedim. Muhatabım sizin gibi spiker, röportaj yapan arkadaşımız, 'Patlamadan sonra da anket yaptırdınız mı?' dedi. Bu röportaj da patlamadan 4-5 gün sonra yapılan bir şey. O anda patlamanın etkisiyle oyların artacağı düşünülür mü? Dedim ki 'patlamadan sonra da bir anket geldi, trend devam ediyor' dedim. Söylediğim bu. Yani daha önce yapılan anketler var, patlamadan sonra da gelen anket var. Sadece trendi söylüyorum. Orada patlamanın etkisi üzerine yapılan konuşma değil."

"Kaldı ki bu patlama çok açık ve net söylüyorum, AK Parti'yi iktidar yapmamak için gerçekleştirilen bir saldırıdır" ifadesini kullanan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Neden? Diyarbakır saldırısı seçimden 3 gün önce yapıldı. O günkü temel soru HDP'nin barajı aşıp aşamayacağı sorusuydu. Çok açık bir şekilde bütün anketler gösteriyor ki HDP'nin barajı aşmasına katkıda bulundu. Şimdi ise iktidarda olan şu anda bizim hükümetiz, AK Parti hükümeti değil, anayasal bir hükümet. Seçim hükümeti ama başbakan benim. Ben olduğum için algı bunun bu dönemde olan problemlerin dikkat ederseniz muhalefet de bu hükümetin niteliğine bakmadan kendilerini bu hükümete herhangi bir katkıda bulunmadıklarını göz ardı ederek bizi suçluyorlar.

Şimdi burada seçimden yaklaşık 3 hafta önce, eğer bir saldırı oluyorsa ve bu saldırı, seçimin temel sorusu olan 'AK Parti tek başına iktidar olacak mı?' sorusuyla ilişkilendirilirse, şimdi makul, vasat bir analize sahip her akla, herkese soruyorum; böyle bir saldırı AK Parti'ye yarar mı? Yaramaz. Çünkü bir kaos ortamı doğar. İktidara yakın olan biziz. Diğerlerinin iddiası yok. Böyle saldırı sebebiyle bir haftaya yakın mitinglerimize ara verdik. Bizi etkiler bu. Niye? Zaten diğerlerinin miting yapmaya takati yok. Yapsalar da değiştirecekleri bir tablo yok. Halka gitmemizi, toplumda bir yeis havasının oluşturulması kime vurur? İktidardaki partiye vurur. Bunu göremeyecek kadar kimsenin sığ akıllı olduğunu zannetmiyorum. Özellikle işte Bahçeli gibi, onu geçin, daha önce bu malzeme tüketilmiş, dolayısıyla bunları ciddiye almamak lazım. Önemli olan böyle sapmaların ötesinde bizim doğru bildiğimiz yolda halkla bütünleşmemiz."


- "KILIÇDAROĞLU'NUN MESELESİ, KAFA KARIŞTIRMAK, DEVLETE OLAN GÜVENİ SARSMAK"

Kılıçdaroğlu'nun, Ankara'daki patlamalarla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında İl Emniyet Müdürünün görevden alınmasından yola çıkarak yaptığı değerlendirmelerin doğru olmadığını söyleyen Davutoğlu, şöyle dedi: "Soruşturmanın selameti gereği bu yapılan, rutin bir uygulamadır. Soruşturma yapılıyor hakkında. Soruşturmasak da 'niye soruşturmuyorsunuz?' derler. Soruşturma yapılırken açığa alındı, bu kadar basit. Kaldı ki bu bildiği anlamına gelmez. Bilmeden de olayın seyri esnasında hata yapmış olabilir. Yaptı demiyorum, yapmış olabilir. Bunlar araştırılacak. Yani miting toplanma esnasında alınan tedbirlerde vesairede bilmeden de yani bilmesi gerekmeden bir takım eksiklikler, zafiyetler olabilir. Biz bunların hepsinin üzerine gideriz.

Ancak meselesi nedir Kılıçdaroğlu'nun? Kafa karıştırmak, devlete olan güveni sarsmak, emniyete olan güveni sarsmak, tam seçime giderken Türkiye'de sanki kamu otoritesinde zafiyet varmış gibi görüntü oluşturmak. Hadi var? Peki senin görevin ne? O zaman girseydin seçim hükümetine, zafiyet olmasaydı. Niye girmedin? Niye sorumluluk almadın? Hem Bahçeli hem Kılıçdaroğlu'na soruyorum. Gelseydin, deseydin ki 'ben hükümette olacağım ve Türkiye'nin zafiyet göstermeyeceği performans sergileyeceğim.' Bakanlar Kurulunda orada olsaydın, soruyu orada bize sorsaydın. Elini taşın altına koysaydın. Hayır beyefendiler, elini taşın altına koymayacaklar, onlar kafalarına göre kampanya yapacaklar, eleştirecekler biz gece devlet idare edeceğiz gündüz miting meydanlarında dolaşacağız. Bir terör olayı olduğunda teröristlere bir şey demeyecek beyefendiler dönüp bize 'katil' diyecekler."

Bir taraftan seçim çalışmalarını yürütürken bir taraftan da devlet işlerine baktıklarını anlatan Davutoğlu, "Bu arada ekonomiyi yöneteceksiniz, bütçeyi hazırlayacaksınız, bir de canlı yayınlarda onların sorusuna cevap vereceksiniz. Biliyorlar mı? Mesela Türkiye'nin bütçesi hazırlandı. Kim hazırladı bunu? Biz hazırladık. Bir nebze katkıları herhangi bir şekilde oldu mu bu geçiş dönemine? Biz sitem etmezdik halkımıza herhangi bir şey söylemezdik ama hadi biz de kenara çekilseydik, biz de 'bakalım ne oluyor ne yapıyorsunuz, siz bir hükümet kurun' deseydik, Bahçeli'nin yaptığı gibi" şeklinde konuştu.


- "BAHÇELİ'NİN BÜTÜN MESELESİ KENARDAN YORUM YAPMAK"


"Bahçeli'nin bütün meselesi, 5. parti ve diğer şeylerde kenardan yorum yapmak. Millete ödev vermek" diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "AK Parti ile CHP hükümet kursun diyor. Sana ne? Kurmayacaksan sen dur, bekle biz ne yapacağız? Hayır ödev verecek oradan bir 5. parti çıkacak. Gözlemci. Siyaset gözlemle olmaz, siyaset iradeyle olur, iktidar olma iradesiyle olur. İktidar iradesi göstersinler. Var mı iradeleri? Hayır."

Davutoğlu, "Siyaset gözlemle olmaz ki siyaset iradeyle olur. İktidar olma iradesiyle olur siyaset. Kimsenin Kılıçdaroğlu'nun ya da Bahçeli'nin gözlemine ihtiyacı yok. İktidara irade göstersinler. Var mı iradeleri? Hayır. Tek iradeleri sorumluluktan kaçmak" diye konuştu.

"Ankara'daki katliamdan sonra Sayın Cumhurbaşkanı da siz de bir kokteyl teröründen bahsettiniz. Kimileri düpedüz sek bir saldırı dediler ve IŞİD'den bahsettiler. Siz daha çoklu bir yapıdan söz ediyorsunuz. Tartışmanın ikinci aşamasında, 'IŞİD bile diyemiyorlar, bu saldırıyı IŞİD yaptı diyemiyormuşsunuz. Soruşturmaya dair gelişme var mı?" sorusunu, Davutoğlu şöyle yanıtladı: "Niye diyemiyoruz. Bırakın demeyi IŞİD'i vuran biziz. DEAŞ'ı Suruç saldırısından sonra DEAŞ'ın Kuzey Suriye'deki bütün önemli karargahlarını yerle bir eden biziz. CHP hükümettemiydi o zaman ya da Bahçeli mi karar veriyordu? Hayır. Gereğini biz yaptık. Şimdiki saldırıda da söylüyoruz. DEAŞ içinde ve önemli bir aktör. Fakat buzdağının görünen kısmı bu. Görünmeyen kısmında DEAŞ militanlarını taşıyanlar arasında PKK iltisaklı kişiler var, DEAŞ militanları arasına sızmış Muhaberat mensupları var. Bütün bunları çıkardığımız zaman gerçek tablo ortaya çıkacak. Yoksa birileri tek boyutlu şekilde bu olayı değerlendirmeye kalkabilir. DEAŞ bunun sorumlularından biridir ama başka sorumluları da çıkartacağız."

Diyarbakır'da DAEŞ'e dönük operasyonun olduğu hatırlatılan Davutoğlu, "Türkiye'de özellikle Suruç saldırısı sonrasında, DEAŞ o operasyonu Suriye'de başlattığımız gece Türkiye'deki bilinen bütün hücrelere operasyon yapıldı ve büyük kısmı gözaltına alındı. Anlamadıkları veya anlamalarına rağmen göz ardı ettikleri husus bu. Nihayet emniyet ve hükümet bunu yakalar veya gözaltına alır ve savcılığa teslim eder. Savcılık mahkemeye gönderir ondan sonra artık hükümet müdahil olamaz. Çoğu zaman da elde yeterli delil olmadığı için salıverilen durumlar oluyor. DEAŞ için söylemiyorum, genel olarak zanlılar için söylüyorum" şeklinde konuştu.

Orada tutulanların sürekli takibat altında olduğunu ifade eden Davutoğlu, "Şimdi yine bir kısmı salıverilenler de var savcılık üzerinden. Şimdi tekrar bütün Türkiye satında her yerde DEAŞ'a dönük operasyon yapılıyor. Sadece Diyarbakır'da değil. Diyarbakır'daki önemli bir operasyondu gece 3-4 gibi başlayan operasyon. Sabah detaylı brifingi alıp ondan sonra güne başlamıştık" dedi.

Diyarbakır'da DAEŞ'e yönelik operasyonda kapıya yerleştirilen TNT bombalarının patladığını ve 7 teröristin etkisiz hale getirildiğini ifade eden Davutoğlu, "Çok önemli bir operasyondu. Oradan elde edilen bilgilerle tabii varsa ve aktif hale gelmesi mümkün bütün uyuyan hücrelere de gerekli müdahalede bulunulacak" ifadesini kullandı.

Davutoğlu, "Olası saldırılara ya da olası bağlantılara dair önemli bilgilerin ele geçirildiği bir operasyon olduğunu rahatlıkla söyleyebilir miyiz" şeklindeki soruyu "Tabii ki" diyerek cevapladı.

"Bizim bu konularda gereğini yapmadığımız gibi ithamlarda ve sorumsuzca açıklamalarda bulunan sayın genel başkanlara ithaf olunur" diyen Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti: "Emniyet birimlerimiz canlarını ortaya koyarak bir taraftan DEAŞ ile mücadele ediyor Diyarbakır'da, bir taraftan PKK ile mücadele ediyor. Bizim genel başkanlar ise PKK'ya da DEAŞ'a bir şey söylemiyorlar. Bize saldırıyorlar katil diye. Gerçekten ibretlik bir dönemden geçiyoruz, halkımızın bunu çok iyi değerlendirmesi gerekiyor. Gelin beraber mücadele edelim, 'Hayır'. Bırakın biz mücadele edelim 'Hayır, çünkü bu işin sorumlusu sizsiniz'. Bırakın diye sormuyoruz da gerekeni yapıyoruz. Bu halkımızın gözü önünde cereyan eden son derece herkesin ibret alması gereken süreçler bunlar."

- "FIRAT'IN BATISINA PYD GEÇMEYECEK"


Davutoğlu, PYD'nin vurulmasıyla ilgili açıklamalarına karşılık, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın "Orada IŞİD dururken PYD'yi vurmak Davutoğlu için utançtır" sözlerine ilişkin, şunları kaydetti: "Utanması gereken Demirtaş. Utanması gereken şu anda dahi terör eylemi yapan PKK'yı savunan Demirtaş. Ben hiçbir yerde DEAŞ'ı herhangi bir şekilde mazur gösteren veya DEAŞ'a karşı operasyon yapılmaması gereken bir tavır sergilenmesine göz yummadım. Evet DEAŞ'a da PKK'ya da vuruyoruz. Gerekirse YPG'ye de. Yarası var gocunuyor Demirtaş. DEAŞ'a vurmadık mı? 24-26 Temmuz'da iki kez PYD'ye vurduk. Aynı saatlerde biz DEAŞ'a operasyon yaparken fırsat bilip Fırat'ın bu yakasına geçip kendilerinde alan kazanmaya çalıştılar.

TÜRKİYE'YE VURMAK İÇİN KAFASINI KALDIRANIN KAFASINI EZERİZ


Biz DEAŞ'ı vuracağız, PYD ilerleyecek. Öyle mi? Bir taraftan da PKK bize saldırırken. Demirtaş bu kurnazlıkları bırakmalı. Biz alanda ne olduğunu biliyoruz. Türkiye'ye vurmak için kafasını kaldıranın kafasını ezeriz. Çok açık söylüyorum. Oradaki ne DEAŞ Arapları, ne YPG Suriye Kürtlerini temsil ediyor, ne de PKK Türkiye ya da Irak Kürtlerini temsil ediyor. Bunların hepsi bizim için aynı kategoridedir. Farklı kategoride de olabilirlerdi. PYD Eş Başkanı Türkiye'ye geldi 2013'te. PKK ve PYD Türkiye'ye saldırmak yerine çözüm sürecini işleterek silahlı unsurları Türkiye'den çıkarsalardı bugün bambaşka bir bölge, bambaşka bir Suriye, bambaşka bir Türkiye olurdu ama bunu yapmadılar. Bizi aldatmaya, bizimle çözüm süreci bağlamında yaptıkları mutabakatı yok sayarak bir takım başka istihbarat unsurlarıyla işbirliği yapıp Türkiye'ye zarar vermek istediler. Buna biz göz yummayız. Herkes şeyini bilecek. Fırat'ın batısına PYD geçmeyecek. Doğusunda ne yapacaklarına da sonra bakacağız. Bu doğuda istedikleri gibi Türkiye'ye zarar verecek faaliyetler yapacakları anlamına gelmiyor."

- "PYD SAVAŞ SUÇU İŞLİYOR"


Davutoğlu, PYD'nin Tel Abyad'da etnik kıyım yaptığını, Arap ve Türkmen köylerini boşalttığını, bunu uluslararası gözlemciler ve Birleşmiş Milletler gözlemcilerinin söylediğini belirtti.

PYD'nin orada savaş suçu işlediğini aktaran Davutoğlu, "PYD siyasi kanadı, YPG askeri kanadı. Savaş suçu işliyor. YPG yapıyor diye savaş suçuna sessiz mi kalınacak? Kılıçdaroğlu için PKK ne zulüm yaparsa mazur görülmeli, öldürülen PKK teröristlerinin cenazelerine gidilmeli, DEAŞ yaptığında kınanmalı, Özgür Suriye Ordusu yok sayılmalı, Suriye bunların at oynattığı bir yer haline gelmeli. Olmayacak o" ifadesini kullandı.

Türkiye'de seçim sonrasında durumun farklı olmayacağını vurgulayan Davutoğlu, "Türkiye'ye sınır olacak kim varsa Türkiye ile dost olmalı düşmanlık göstereni sınırımızda yaşatmayız .İster bu PKK kampları olsun Kuzey Irak'ta, ister YPG-PYD kampları olsun, kantonları olsun Suriye'de, isterse başka yapılar olsun, Türkiye sınırında Türkiye'ye düşman unsur yaşatmayacağız. Bunu bilsinler, öğrensinler. Bize dost olmak istiyorlarsa 2013'te silahları bırakacaklardı. Kobani olayları esnasında oradan unsurlar, Suriyeli Kürt kardeşlerimiz oradan alındı. Masum Kürt'ü, Arap'ı... Tel Abyad'dan Arap, Bayırbucak'tan Türkmen, Kobani'den Kürt aldık. Dolayısıyla burada tutumumuz çok açık" diye konuştu.

- "BİZE İHANET EDEN KİMSENİN YENİ SÖZÜNE İTİBAR ETMEYİZ"


Davutoğlu, HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş'ın "1 Kasım'dan sonra yeni bir sayfa açılacak" sözleriyle ilgili ise Demirtaş'ın küçük kurnazlıklar yaptığını dile getirdi.

Birilerinin Demirtaş'a küçük kurnaz akıllar verdiğini söyleyen Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bir kere ciddiye alınmak istiyorsa takındığı tutuma dikkat edecek. Bir konuda karar aldıklarında o kararın gereğini yapacaklar. 1 Kasım'dan sonra terörle mücadele bakımından 31 Ekim ile 1 Kasım, 1 Kasım ile 2 Kasım arasında bir fark olmaz, seçim neticesi ne olursa olsun. Nihayette AK Parti ya tek başına iktidar ya koalisyon ama tek başına iktidar, biz öyle görüyoruz. Koalisyonu farazi olarak söylüyorum. Bir kritik eşikte olduğumuz da aşikar. Hangi şartlarda olursak olalım bizi aldatan, bize ihanet eden kimsenin yeni sözüne itibar etmeyiz. Sınırlarımızda Türkiye düşmanı tek bir unsur bırakmayız. Ya dost olacaklar, ya bize zarar vermeyecekler. Suriye'de, muhalefet Özgür Suriye ile birlikte davranacaklar, rejimle işbirliği yapmayacaklar, Türkiye'ye zarar vermeyecekler ya da. Biz bunu Batılılara da söyledik. Sayın Merkel'e ve diğer dostlarımıza da. Şu anda biz PKK'yı artık çözüm sürecinin sürdüğü dönemdeki gibi görmüyoruz. PKK'ya yapılan ve PKK'ya gidecek şekilde YPG ve PYD'ye yapılan her yardım Türkiye'ye hasmane tutumdur. Çok açık çünkü oradan PKK'ya gidecek. PKK'dan Kuzey Irak'a. Irak'tan da Türkiye'ye girecek. Çok net hasmane bir tutumdur. Hiçbir şekilde göz yummayız. Atılan yardımlar konusunda da tutumumuz açık. Bunu ABD'ye, Rusya'a söyledik. İlgili ülkelere de söyledik. Bu konuda farklı bir tutum olmaz."

Daha önce Suriye'ye ilişkin "Biz henüz kartları açmadık" şeklindeki ifadesine açıklık getiren Davutoğlu, "Türkiye çevredeki problemlere müdahil olmadı. Suriye içine girmiş, Suriye'den gelen bir tehdit dolayısıyla veya başka şekilde bizim sınırımızı ihlal eden uçaklara, helikopterlere, insansız hava araçlarına müdahalede bulunduk ama Suriye içinden bizi tehdit eden, etme potansiyeli taşıyan gruplara müdahalede bulunmadık. Suriye'nin, başka bir ülkenin krizi olarak gördük" diye konuştu.

Davutoğlu, Özgür Suriye Ordusu'nu (ÖSO) desteklediklerini vurgulayarak, "Suriye halkının temsilcisi olarak gördük. Rejim tarafından katledilen insanları orada tutabilecek tek unsur olarak gördük. Özgür Suriye Ordusu olmasaydı, Halep ve etrafındaki 3 milyon insan da bize gelirdi" ifadesini kullandı.

Davutoğlu, şunları kaydetti: "Onların oradaki mevcudiyeti, oradaki halka güven verdiği için. Bütün bunlar İdlib'den, Halep'ten son dönemde şimdi büyük riskler oldu. Çünkü Ruslar, Özgür Suriye Ordusu'nu bombalamaya başladı. Özgür Suriye Ordusu ne zaman zayıflamışsa Türkiye'ye göç oldu. Çünkü ya rejim geliyor oradaki Sünni çoğunluktaki Araplar kaçıyor ya DEAŞ geliyor Kürtler ve Türkmenler kaçıyor, yine rejimden kaçan Bayır Bucak Türkmenleri var. Ama Özgür Suriye Ordusu bir yeri kontrol ettiği zaman kimse kaçmıyor. Çünkü Özgür Suriye Ordusu böyle etnik ve sekteleyen bir tavır takınmıyor. Kastettiğim bu.

Biz, bize dönük bir tehdit olursa işte o zaman kartları nasıl açacağımıza, biz karar veririz ve ne yapacağımıza da biz karar veririz. Aynen DEAŞ Suruç'ta bizim 32 vatandaşımızı katledince, Türkiye içinden top atışlarıyla ve hava kuvvetlerimizi kullanarak cezalandırma yaptığımız gibi. Dolayısıyla bu konuda biz gereken tepkiyi, sınır güvenliğimiz ve uzun dönemli stratejik çıkarlarımız açısından ne gerekiyorsa atılması gereken adımları atarız."

-"İPEK-KOZA GRUBUNA KAYYUM ATANMASI HUKUKİ BİR SÜREÇ"


İpek-Koza Grubuna kayyum atanması sonrası CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ziyaretine ilişkin bir soru üzerine de Davutoğlu, "Kılıçdaroğlu'nun ziyareti, irtibatları ortaya koyması bakımından doğal, belki de olması gereken bir ziyaret gibi görülebilir. Kimin, kiminle ilişkisi var, Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanlığına gelme süreçleri de dahil olmak üzere birçok şeyi belki tartışmaya açacak konudur, onlara girmek istemem ama herkes görüyor irtibatları" diye konuştu.

"İpek-Koza Grubuna kayyum atanması sürecinin hukuki bir süreç olduğunun" altını çizen Davutoğlu, şöyle devam etti: "Hükümetin burada yönlendirici bir rolü olmaksızın veya böyle bir rol olmaksızın ilk önce hukuki bir süreç işliyor. Bu şirket yapılarıyla ilgili ortaya çıkan bazı mali ve diğer suçlar bağlamında da sürdürülebilirliklerini sağlamak için bir kayyum ataması yapılıyor. Bunu böyle değerlendirmek lazım.

Yabancı yatırımcılarla ilgili bir boyutu yok bunun. Türkiye'ye gelip de bir takım finans gücünü veya bürokratik gücünü kullanıp da darbeye yönelen bir yabancı yatırımcı olmadı. Böyle bir şey de olmaz. Kimsenin bu olaydan olumsuz bir netice çıkarmaması lazım. Hukuki süreçler işler, hukuk ne derse o olur."

- "ULUSLARARASI BİR KANAATİN OLUŞMASI BAKIMINDAN ÖNEMLİ"


Başbakan Davutoğlu, "Paralel yapıyla mücadeleye uluslararası bir hukuk bürosunun da dahil olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?" şeklindeki bir soru üzerine de şu yanıtı verdi:

"Devletle o anlamda bir irtibatı yok. Kendi görüşünü serdediyor. Bizim görevlendirdiğimiz o anlamda değil. Böyle bir görevlendirme yapma zorunluluğu da yok. Ancak şu anda bu uluslararası network olarak yapılan çalışmalar göz önüne alındığında bu hukuk bürosunun vardığı bir sonuç var. Bunu böyle görmek lazım. Artık bu yapının salt eğitim faaliyeti yapan ya da salt sivil toplum faaliyeti yapan bir yapı olmadığı ve bu görüntü altında başka hedeflere yöneldiği konusunda uluslararası bir kanaatin de oluşmakta olduğunu göstermesi bakımından önemli."

-"TÜRKİYE'NİN KADERİNE MÜHRÜNÜZÜ VURUN"


Seçimler öncesinde doğumdan emekliliğe kadar her aşamada vaatlerinin olduğuna işaret eden Davutoğlu, anneye ilk çocuk için 300, ikinci çocuk için 400 ve üçüncü çocuk için de 600 lira doğum yardımı yapılacağının açıklandığını anımsattı. Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Bu çeyrek, yarım ve bir altın anlamına geliyor. Ayrıca, annelere doğum sonrasında yarı zamanlı tam ücretli çalışma imkanı, belediyelere kreş mecburiyeti, okula giden öğrencilere bedava kitap, laptop ve akıllı tahta yanında gençlerin tümüne ücretsiz internet taahhüdü verdik. Arkasından bütün gençlere barınma taahhüdü, yurt dışına çıkacak olan gençlerden pasaport harcı almama ve Türkiye içindeki seyahatlerde yüzde 20, yurt dışındaki seyahatlerde yüzde 25 indirim gibi son derece cazip vaatlerimiz var.

Çiftçilerimize gübre ve yemde KDV'yi kaldırıyoruz. Esnafımıza 30 bin liraya kadar faizsiz krediyi hemen veriyoruz. Gençlerimize iş tutmak istediklerinde 50 bin lira hibe, 100 bin lira faizsiz krediyi veriyoruz. Üç yıl vergiden muaf tutuyoruz. İşe giren gençlerin bir yıllık maaşını biz ödüyoruz. Bunlar, hep istihdamı teşvik edici tedbirler. Asgari ücreti bin 300 liraya çıkarıp, taşeron işçilerimizin sorunlarını çözüyoruz. Ayrıca, emeklilerimize de yılda bin 200 liraya ulaşacak şekilde ayda 100 lira maaşlarına zam yapıyoruz. Bunlar hep söylediğimiz vaatlerimiz."

Davutoğlu, dün ve bugün iki yeni unsuru paylaştığını vurgulayarak, "Birisi, gençlerimizin genel sağlık sigortası ve gelir testi bağlamında birikmiş borçlarını inşallah sileceğiz. Genel Sağlık Sigortası ve gelir testi gecikmeleri ve oradan doğacak tahakkuk etmiş borçları sileceğiz" dedi. Sonra tekrar bunun yeniden bir sisteme oturması için çaba sarf edileceğini ifade eden Davutoğlu, bunun çok önemli olduğunu söyledi.

Davutoğlu, bir diğer yeniliğin ise muhtarların maaşlarına yönelik olduğunu belirterek, "Muhtarlarımızın maaşlarını asgari ücret ölçeğinde bin 300 liraya çekiyoruz" diye konuştu.

Seçimlerde herkesin duyarlı olması gerektiğinin de altını çizen Davutoğlu, "İnşallah 1 Kasım akşamı daha güzel bir Türkiye'ye uyanmak, 2 Kasım günü istikrarlı bir şekilde kalkınmanın süreceği yeni bir döneme başlamak ümidiyle, tüm vatandaşlarımıza şu davette bulunuyorum. 'Ne olursa olsun oyunuzu kullanın. Yani, hangi partiye oyunuzu verecek olursanız olun mutlaka oyunuzu kullanın ve Türkiye'nin kaderine mührünüzü vurun" ifadelerini kullandı.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin