Kılıçdaroğlu PKK’yı aklamaya çalışıyor

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Dr. Mehmet Muş'un basın açıklaması

Kılıçdaroğlu'nun bugün basına yansıyan bir açıklamasında "Terörü başlatan, ülkeyi kan gölüne çeviren Cumhurbaşkanı'dır" ifadesini kullanması Cumhurbaşkanlığı makamına saygısızlığın da ötesinde terör örgütü PKK'yı aklama çabasıdır.

Terör eylemlerinden ötürü PKK'yı değil de Cumhurbaşkanımızı suçlayan Kılıçdaroğlu anlaşıldığı kadarıyla PKK'nın avukatlığına soyunmaya heveslenmiştir.

CHP seçim öncesi örtülü işbirliği yaptığı HDP ile aynı söylemleri vurgulamaktadır. Bu süreçte CHP ve HDP sözümona Barış mitingi adı altında açık işbirliği yapmıştır.

Kılıçdaroğlu, Sayın Cumhurbaşkanımızı terörü başlatmakla suçlayacağına CHP milletvekillerinin PKK bayrağı altında katıldığı mitinglerin hesabını versin.

CHP'nin milletvekili Şafak Pavey değil miydi ki; terör örgütünün siyasi avukatı Selahattin Demirtaş'ı görünce "Beraber nasıl salladık ama…" diyen.
Bütün bunlar HDP-CHP koalisyonunun açık göstergesi değil midir?

Kılıçdaroğlu bu söylemleriyle PKK'ya koltuk değnekliği yaparken Bahçeli de bu milletin %52 oyuyla seçilmiş Cumhurbaşkanını diktatör Hitler ve Stalin'e benzeterek aymazlığını ortaya koymaktadır.

Sizin Çatı Adayınıza karşı milletin %52 oyuyla seçilmiş Cumhurbaşkanımızı diktatör diye suçlamanız bu milletin kararını hala hazmedemediğinizi göstermektedir.

Esasen "Koalisyon istemiyoruz, Azınlık hükümeti istemiyoruz, Seçim Hükümetinde yokuz, Erken seçimi de istemiyoruz" diyen Bahçeli bütün bu siyasi sürecin baş sorumlusudur.

Daha 7 Haziran Gecesi erken seçim vurgusu yapan Bahçeli'nin sonradan ağız değiştirerek "Seçim Zehirdir" demesi de tam bir tutarsızlıktır.
Seçim zehir değil panzehirdir. Bahçeli'nin zehir tanımlaması sandık korkusunun, millet korkusunun tezahürüdür.

1999'da Rahşan Ecevit'in incitici sözlerine karşı tavır koyamayan Bahçeli bugün uzlaşmaz tavır sergileyerek ülkeyi kaosa sürüklemeye çalışmaktadır.

Bahçeli bu uzlaşmaz ve hakaretvari tavırlarıyla sadece 7 Haziranda kendisine oy veren MHP seçmenine değil tüm milletimize karşı sorumsuzluk göstermektedir.

Yaklaşan erken seçimlerde bu aziz milletimiz Bahçeli'nin uzlaşmaz tavrının hesabını sandıkta soracaktır.
Bahçeli'nin her fırsatta Cumhurbaşkanımıza ve onun ailesine sözlü saldırıda bulunması ise sadece siyasi açıdan değil etik açıdan da en hafif tabiriyle yakışıksız kalmaktadır.

Bu hakaretlerin temel amacı bu milletin birliğini-dirliğini temsil eden Cumhurbaşkanlığı makamını ve onun saygınlığını tartışmaya açmaktır.
Esasen bu hakaretler sadece Cumhurbaşkanlığı makamına değil onun temsil ettiği aziz milletimize yapılmaktadır.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin