Nabi Avcı: Paralel yapıyla mücadelede hukuki yollarla gerekeni yapıyoruz
A Haber’de yayınlanan Mehmet Ali Önel yönetimindeki Deşifre programına bu hafta Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı konuk oldu. Anayasa Mahkemesi'nin dershane kararını değerlendiren Avcı, önemli açıklamalarda bulundu. İşte o açıklamalardan önemli satır başları:
KPSS'YE GİRMEYEN 1 TANE BİLE ÖĞRETMEN ATANMAMIŞTIR
Bugünlerde 'Paralel Yapı'nın bazı yayın organlarında KPSS'siz öğretmen atandığına dair yalan haberler de çıktı, bu vesile ile onu da bir kere daha vurgulayayım. KPSS sınavına girmemiş bir tek bile öğretmen atanmamıştır, KPSS sınavı uygulanmaya başlandıktan sonra… Dolayısıyla bunun istisnası dershaneden gelecek olan öğretmenler olacaktı. Bunu da ancak kanunla yapabilirsiniz. Yani bununla ilgili bir kanun olduğu taktirde, aksi taktirde KPSS'ye giren ve öğretmen ataması için bekleyen insanlar başka bir kanunla atanmamış olanlarla haksız rekabete sürüklenmiş olurlar. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi bu kanunu iptal ettiği zaman bizim artık bu öğretmenleri, dershaneden gelecek öğretmenleri atamak için elimizde yasal bir dayanak kalmadı.
BAKANLIK OLARAK PARALEL YAPIYLA MÜCADELEDE HUKUKİ YOLLARLA GEREKENİ YAPIYORUZ
Şimdi tabi biz, bütün kurumlarda da öyle olmuştur, İç işleri Bakanlığı'nda da öyle olmuştur, diğer kamu kuruluşlarında da öyle olmuştur, bunların belli hukuki delillere istinat etmesi gerekir. Yani kimsenin alnında kimliği ile ilgili bir etiket yok. Sadece kişilerle ilgili olarak da değil, dershaneler konusu konuşulurken de bu soru bana sorulduğu için yani filanca grubun dershanesini, 'Paralel dershaneleri ne yapacaksın?' Hiç kimsenin alnında, kapısında, tabelasında böyle bir şey yazmıyor. Biz bütün bunları ister kişi düzeyinde olsun, ister kurum düzeyinde olsun hukuki mesnedine bakarız. Hukuki bir karşılığı varsa elimizde bununla ilgili somut deliller, emareler varsa onun gereğini yaparız, yaptık, yapıyoruz. İlla belli bir hukuki şeye dayanmayabilir ama işin yürüyüşünden, devamından şimdi daha genel bir ifade üzerinden anlatayım derdimi; her birim veya idare en uyumlu çalışabileceği bürokratlarla çalışmak ister. Dolayısıyla elinde hukuki bir delil olmamakla birlikte sizin yaptığınız düzenlemelere aykırı davranan, veya onları engelleyen, onları sabote eden bir takım girişimler ama delillendiremediğiniz bir takım girişimler olduğunu görürseniz tedbirinizi alırsınız. En azından yer değişikliği ile alınırsınız, karar verme süreçlerinden uzaklaştırarak alırsınız, yöneticilikten alarak yaparsınız, dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı'nda da bu tür tasarruflar olur.
HER FORMASYON ALAN KENDİSİNİ ATANAMAMIŞ ÖĞRETMEN OLARAK TANIMLIYOR
Her pedagojik formasyon alan kendisini atanamamış öğretmen olarak tanımlıyor. Siz de eğer pedagojik formasyonunuz varsa mesela kendinizi şu son söylediğimiz bilişim teknolojileri veya iletişim, medya okur-yazarlığı dersinde atanamamış bir öğretmen olarak tanımlayabilirsiniz. İletişim Fakültesi mezunusunuz, bir de formasyonunuz varsa rahatlıkla şunu diyorsunuz; ' Ben medya okur-yazarlığı dersinde okutabilecek esfafta bir öğretmenim' bu da yanlış aslında 'öğretmen adayıyım, ama atanmadım.' Bunu deme hakkını arkadaşlarımız görüyorlar. O anlaşılabilir bir şey ama; bizim şuanda 117 bin civarında veya hadi diyelim bazı okulları ikili öğretimden tekli öğretime geçirdik, yeni yeni dersler icat ettik, seçmeli dersler filan, diyelim maksimum 150 bin öğretmen alsak ne olacak? Bizim öğretmen alma ihtiyacımız sıfırlanmış olacak. Dolayısıyla isteseniz de istemeseniz de 150 binden sonra artık atanacak yer yok.
