25 Aralık'ta siyaseti tasfiye etmek istediler

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Adem Sözüer: 25 Aralık'ın temeli usulsüz... Kişiler peşinen suçlu ilan edilip medya operasyonu yapıldı. 25 Aralık'ın asıl hedefi, siyaseti tasfiye etmekti

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Adem Sözüer, 25 Aralık operasyonu ile Türkiye'de siyasetin tasfiye edilmek istendiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın dik duruşu ile püskürtülen 25 Aralık darbe girişimi, Türkiye siyasi tarihine "uçurumun eşiğinden dönülen gün" olarak geçti. Biz de birinci yıldönümünde, Türkiye'nin önde gelen hukukçularından Prof. Adem Sözüer'e nedenleri ve sonuçlarıyla 25 Aralık operasyonunu sorduk.
Sözüer özetle şunları söyledi:

SİSTEMATİK USULSÜZLÜK

25 Aralık'ta siyaseti tasfiye etmek istediler - 1Hukuki açıdan baktığımızda söz konusu "operasyonu" tek başına değerlendirmemek gerekir.
25 Aralık'tan çok önce başlayan, hukuken tartışmalı olduğu yargı kararıyla belirlenmiş "operasyonlar" var. Nitekim Anayasa Mahkemesi birçok kararında, Balyoz, Ergenekon gibi davalarda, başta tutuklama konusu olmak üzere Özel Yetkili Mahkemeler'deki, soruşturma ve kovuşturmalarda adil yargılama kurallarına aykırı davranıldığına hükmetti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de örneğin Nedim Şener gibi gazetecilerle ilgili olarak ihlal kararı verdi. Türkiye'de ilk kez adil yargılama hakları ihlal edilmiyor denilebilir. Ancak, Türkiye bu tür hak ihlalleri olmasın diye tüm kanunları değiştirdi.
Buna rağmen kanunlara aykırı ve sistematik usulsüzlükler yapıldı. 25 Aralık'ta siyaseti tasfiye etmek istediler - 2

170 YILLIK YASAk DELİNDİ

25 Aralık'ta siyaseti tasfiye etmek istediler - 3Belli davalarda adil yargılama haklarının ihlal edilmesinin yanı sıra daha dava sürerken, özellikle güvenlik bürokrasisinde, çok sayıda kişi tasfiye olmuş. Bu durumda kanuna aykırı tutuklamalar gibi usulsüzlüklerin yapıldığı soruşturma ve kovuşturmaların, bir suçun aydınlatılmasından ziyade tasfiye amacıyla yapılması söz konusu. 25 Aralık "operasyonundaki" hukuk dışı uygulamalara bakıldığında, burada da tasfiye amacı görülüyor.

'TÜNEL BAKIŞLI' DAVA
25 Aralık'ta siyaseti tasfiye etmek istediler - 425 Aralık operasyonun temeli usulsüz. Daha başta, kişiler terör örgütü, silahlı örgüt kapsamına alınmış. Ortada ne terör var ne de silah. Başka kanunsuzluklar da var. Örneğin, kişilerin suçla ilgisi olmayan mal varlığına el koyulması mümkün değil. Genel müsadere şeklinde el koyma anayasamıza göre yasak. Bu yasak Tanzimat döneminden beri, 170 yıldır var. Ama 25 Aralık'ta, borsada işlem gören hisse senetlerine bile el koyulması kararı verildi.
25 Aralık'ta siyaseti tasfiye etmek istediler - 5 Kesin hükümle mahkûm olmadan sonra, kimse suçlu sayılamaz.
Özel Yetkili Mahkemeler'in uygulamalarında bunun tersi yapıldı. Daha işin başında kişiler suçlu ilan edildi.
Bu nedenle bunlara tünel bakışlı dava diyoruz.
Kişinin peşinen suçlu olduğuna odaklanılıyor.
Kişinin suçlu olduğu yolunda bir kamuoyu oluşturulmak isteniyor. Nitekim malum "operasyonlarda" bir yandan hukuka aykırı yöntemlerle soruşturma yapılırken diğer yandan, damgalayıcı basın kampanyası yürütüldü...
Burada bir soruşturmadaki, hatalı bir iki uygulamadan söz etmiyoruz.
Sözünü ettiğimiz şey, bir soruşturmanın tümüyle usulsüzlük üzerine bina edilerek, basın kampanyalarıyla, kişilerin suçlu olarak gösterilip tasfiye edilmek istenmesidir.
25 Aralık'ta siyaseti tasfiye etmek istediler - 6 Genelkurmay başkanı, üst düzey ordu ve emniyet mensupları, başsavcılar, rektörler, kamu görevlileri, basın mensupları, siyasetçiler, işadamları gibi, ülkenin resmi ve sivil tüm kesimlerine yönelik operasyonlarda neler olduğuna bakıldığında, 25 Aralık sonrasını da tahmin etmek mümkün.
25 Aralık öncesi süreçte, adli yetkilerin kötüye kullanılması, adil yargılama hak ihlalleri, kamuoyunda sistematik suçlu olarak damgalamalar, kanunsuz tutuklamalar sonucu tasfiyeler oldu.
MİT Başkanı'na yönelik operasyon devam etseydi, onun da sonu diğerleri gibi olacaktı.

ASKERİ REJİMLERDE YAŞANIR

25 Aralık'ta siyaseti tasfiye etmek istediler - 725 Aralık veya tevhid/selam gibi operasyonlar başarılı olsaydı, siyasette, bürokraside iş dünyasında, medyada geniş bir tasfiye süreci yaşanacaktı. Bir ülkede başbakan, genelkurmay başkanı, istihbarat kuruluşunun başkanı, güvenlik üst bürokrasi, basın mensupları vs. hepsinin terör örgütü kapsamında operasyonlara maruz bırakılması, olağan hukuki bir süreç olarak görülemez. Tasfiyeye yönelik bu tür operasyonel süreçler ancak askeri darbeler sonrası veya benzeri ara rejimlerde olur.
Bunlar 27 Mayıs'ta, 12 Mart'ta, 12 Eylül'de ve 28 Şubat'ta yaşandı.
Bu kez ise özel yetkili mahkemeler uygulamalarıyla bir ara rejim girişimi yapılmıştır. Bu girişim başarılı olsaydı, her ara rejimde olanlar yaşanacaktı.

İSA TATLICAN - SABAH

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin