BDP'li siyasetçileri uyardı

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, BDP'li milletvekillerinin İmralı'ya gidecek olmasının sürecin devam ettiğini gösterdiğini belirterek, ''Biz sonucundan ümitliyiz, büyük bir cesaretle ve her türlü riski alarak terörün bitirilebileceği noktaya kadar bu çalışmamızı özgüvenle yürütüyoruz'' dedi.

Arınç, Anadolu Ajansı'nın Saraybosna'da bulunan Balkanlar Bölge Müdürlüğü'nde AA'nın yeni Haber Akış Sistemi'nin (HAS) açılışını yaparak, Editör Masası'nda editörlerin sorularını yanıtladı.

Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile görüşmek için İmralı'ya gidecek BDP milletvekillerinin belirlendiğinin anımsatılarak, ''çözüm süreci''ni değerlendirmesi istenen Arınç, sürecin 2012 Aralık ayının son günlerinde Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından başlatıldığını hatırlattı.

BDP'li milletvekillerinin ilk olarak 3 Ocak 2013 tarihinde terör örgütü elebaşı Öcalan ile görüştüğünü ifade eden Arınç, öncelikli amaçlarının Türkiye'yi yıllardan beri çok yoran, üzen ve binlerce değerinin kaybına yol açan terörü sona erdirmek, silah bıraktırmak ve Türkiye dışına çıkarmak olduğunu söyledi.

AK Parti hükümetinin büyük bir cesaretle ve dirayetle sürecin başlamasına ve devam etmesine imkan tanıdığını belirten Arınç, şöyle devam etti:

''Üç milletvekilinin hafta sonu ziyarete gidecek olması ve görüşme yapıyor olması sürecin devam ettiğini gösteriyor. Biz sonucundan ümitliyiz, büyük bir cesaretle ve her türlü riski alarak terörün bitirilebileceği noktaya kadar bu çalışmamızı özgüvenle yürütüyoruz. Kim ne derse desin, yapıcı eleştirilerden istifade ederiz ama yıkıcı eleştirilere de kamuoyu gereken dersi verecektir. Bu süreç, Öcalan'ın kendine yakın olan gruplarla yapacakları konuşmalar, bizce de önemle takip edilecek. Sürecin devam etmesi, kamuoyunun desteği kadar siyasetçilerin de parlamentoda grubu bulunsun bulunmasın bütün siyasi parti gruplarının da sorumluluğudur. Bu arada kötü konuşmamalıyız, desteğe devam ettiğimizi açıklamalıyız, günlük politikalar içerisinde kırıcı, ikilik yaratacak davranışlara hiçbir zaman girmemeliyiz. Bugüne kadar çok spekülasyonlar yapıldı, 'gidilecek mi gidilmeyecek mi, kim gidecek'. Sonunda pek çok kimsenin tahmin etmediği bir üçlü ortaya çıktı. Bu üçlüyü BDP teklif etti, Adalet Bakanlığı da uygun gördü. Çünkü görüşme konusunda yetki Adalet Bakanlığı'ndadır. Süreç hukuk, yasalar ve mevzuatlar çerçevesinde yürüyor. Sabırla, sükunetle sürecin devam etmesini takip etmeliyiz. Zor bir işe girdiğimizin farkındayız ama sonucundan ümitli olmak bizim hakkımız.''

BDP'LİLERİN KARADENİZ GEZİSİ

Arınç, BDP heyetinin Samsun ve Sinop ziyaretinde çıkan olayların hatırlatılması üzerine, Sinop'ta yaşanan olayların üzücü olduğunu ifade ederek, herkesin Türkiye'nin her yerinde fikirlerini açıklama hakları olduğunu söyledi.

Bu hakkın, yasaları çiğnememek şartıyla vazgeçilmez olduğuna işaret eden Arınç, şöyle konuştu:

''Burada BDP milletvekillerinin Karadeniz'in bazı illerine ziyaret yapmayı amaçladığını biliyoruz. Amaçları ne olursa olsun, kalplerini yarıp bakmak bizim hakkımız da değil, haddimiz de değil. Dolayısıyla sadece Karadeniz bölgesi değil Türkiye'nin neresini amaçlarsa amaçlasınlar her yerde toplantı yapmak, her yerde düşüncelerini açıklama hakları vardır. Buna hiç kimse ilişemez. Bunun önüne hiç kimse set çekemez, gösteri yapamaz veya bunu kısıtlayacak davranışlar içerisinde bulunamaz. Bu temel haktır.

Ben, BDP'nin milletvekillerinin ve yanlarındaki arkadaşlarının, bir öğretmenevine sığınmak zorunda kalmalarını veya birkaç saat süreyle bir tehlikeli ortamı izlemelerinin çok yanlış olduğunu, buna sebebiyet verenlerin yasalar karşısında sorumlu olduğunu düşünüyorum. Bir eleştirim de şu olabilir; bu illerin valileri, emniyet müdürleri güvenliği sağlamakla görevli olan insanlar umarım ki bir ihmalin içerisinde olmamıştır. Dolayısıyla çok daha güçlü tedbirler alınmalı ve bu hakları kısıtlamak isteyenlere hiçbir şekilde izin verilmemeli.''

''TÜRKİYE'NİN TAMAMINA SÖYLEYECEK SÖZLERİNİZ OLMALI''

Başbakan Yardımcısı Arınç, BDP'li siyasetçilere de uyarıları olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

''Gördünüz ki kötü bir olayla karşılaştınız. Bu olaydan dolayı da üzüldünüz, mağdur oldunuz. Bu şikayetlerinizi dile getiriyorsunuz. Buna hakkınız var ama bu olay size şunu göstermiş olmalı; bugüne kadar yaptığınız etnik kimliğe dayalı siyaset faydalı olmamıştır. Bugüne kadar yaptığınız sadece Türkiye'nin belli bir bölgesinde, bu bölgenin insanlarına yönelik siyasetiniz doğru olmamıştır. Bugüne kadar yaptığınız tahrik edici siyaset, çevrenizdeki insanları şiddete yönelten, silaha yönelten siyasetiniz doğru olmamıştır. İşte buna tepki olarak sadece Karadeniz bölgesinde değil başka yerlerde de aynı tepkiyi görebilirsiniz. Dolayısıyla bu yaşadığınız olaydan çıkaracağınız en büyük ders, bundan sonra etnik kimlik ekseninde siyaset olmamalı. Türkiye'nin bir partisi olarak Türkiye'nin tamamına söyleyecek sözleriniz olmalı. Bunu sadece Diyarbakır Şırnak, Hakkari ve Van'da değil batının en batısında, doğunun en doğusunda Akdeniz'in, Karadeniz'in en uç noktalarında rahatlıkla konuşabilecek düşüncenizi anlatabilecek ortamı meydana getirmelisiniz. Ben bu kötü olayların çok hayırlı bir işe de yol açabileceğini ümit ediyorum. En azından biz bu dersleri de çıkarabilirsek bundan sonraki çözüm sürecinde de sizin için bizim için çok faydalı olur.''

28 Şubat soruşturmasına ilişkin bir soru üzerine Arınç, soruşturmanın 1 yıl kadar önce bazı yurttaşların şikayetleri, talepleri üzerine başlatıldığını hatırlatarak, son günlerde soruşturmada yeni bir evreyi gördüklerini söyledi. Soruşturmanın sonunda dava açılıp açılmayacağını, açılacaksa da mahkemenin sonucunu hep beraber takip edeceklerini ifade eden Arınç, şöyle konuştu:

''Ben 28 Şubat'ta mağdur siyasetçi olarak kendimi görüyorum. Karanlık bir dönemdir, bin yıl sürecek demişlerdi çok şükür 10 yıl bile sürmedi. 10 yıl sonra artık 28 Şubat'a yol açan insanlar bırakın yargılanmayı, artık sokağa çıkıp onu savunacak noktada değiller. Dolayısıyla siyasetin üzerine bir karabasan gibi çökmüş olan 28 Şubat sürecinin yol açtığı tahribatın tamir edilmesi gerekir. Çünkü bu tahribat sadece siyasetçiler değil, üniversiteler başta olmak üzere bürokrasiyi de yargıyı da toplumsal barışı da perişan etmiştir. Çok şükür ki AK Parti'nin iktidara gelmesiyle 2002'nin sonu itibarıyla Türkiye'de barış toplumsal barış anlamında yeniden kuruldu. Yargı bağımsız oldu, sivil ve asker ilişkilerinde de çok iyi bir noktaya gelmiş olduk.

On yıllık hükümetimiz sürecinde yapılanların her biri 28 Şubat'ta Türkiye'ye giydirilmek istenilen o gömleğin paramparça edildiğini gösteriyor. Bahsettiğiniz kişiler kimlerdir, tutuklanan kimlerdir onun üzerinde durmaya hiç gerek yok, bir yargı sürecinde hepimiz takip altında olacağız, olayları takip etme noktasında. Yargının en adaletli kararı vereceği konusunda bir beklentimiz olacaktır. Siyasetçiye düşen görev 28 Şubat'ta Türkiye'yi küçültmek, karalamak, karartmak isteyenlerin artık emellerine ulaşamadığının hep beraber görüyoruz. Bundan sonra Türkiye'de 28 Şubatlar olmayacaktır, 28 Şubat günlerini hep beraber yaşayacağız, ama karanlık anlamında bir 28 Şubat'ı Türkiye artık görmeyecek.''

''SIKILI YUMRUKLARLA EL SIKIŞILMIYOR''

Arınç, daha önce Türkiye'nin Sırbistan, Bosna Hersek ve Hırvatistan arasında arabulucu rolü üstlendiğinin ve bu doğrultuda üçlü danışma toplantıları düzenlendiği anımsatılarak bu görüşmelerin devam edip etmeyeceğinin sorulması üzerine, görüşmeleri Türkiye'nin başlattığını söyledi.

Bugüne kadar 4 kere liderler zirvesi yapıldığını, 6 kez Dışişleri Bakanları Zirvesi gerçekleştirildiğini anlatan Arınç, Mayıs ayında da bir liderler zirvesi planlandığını bildirdi.

''Bir araya gelmek ve sorunları diyalogla çözmek bizim diplomasideki temel düşüncemizdir. Yoksa sıkılı yumruklarla el sıkışılmıyor ve birbirlerinden uzak durmak veya sırt dönmekle de işler çözülmüyor'' diyen Arınç, Bosna Hersek'in sorunlarının çözümünde, taraflarla bir araya gelmesi ve kendi iç dinamiklerini kullanması gerektiğini kaydetti.

Türkiye'nin üzerine düşeni yaptığına dikkati çeken Arınç, Türk halkının Bosna Hersek'in huzurunu, güvenliğini, refahını istediğine dikkati çekti.

Anadolu Ajansı sayesinde Bosna Hersek'te yaşananları anı anına takip ettiklerini vurgulayan Başbakan Yardımcısı Arınç, ''Şüphesiz Türkiye'nin haberleri de sizin bu sisteminizle anı anına, saniyesi saniyesine bu ülkelerin basını, halkı tarafından da paylaşılacak, zaten amacımız da bu. Doğru iletişimi kurmak, başka kaynakları devreden çıkartarak onların belki birtakım engellemelerinden uzaklaşmak ve halkın beraberliğini daha iyi temsil etme noktasında Balkanlar Bölge Müdürlüğümüzün çok başarılı olduğunu düşünüyorum'' dedi.

Anadolu Ajansı'nın yurt dışındaki temsilcilerinden bulundukları ülkelere ilişkin son haberleri alan Arınç, Londra Temsilcisi Aslı Aral'ı, merhum Başbakan Adnan Menderes'e Londra'daki uçak kazasının hemen ardından yardım eden hemşireyle yaptığı röportajından dolayı tebrik etti.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin