Dilini tutan dinini tutar!
Mü'minin dilini tutması hem dinimizin bir emri hem de diğer emirlerini zevkle tutabilmesinin tek anahtarıdır.
Gıybet, büyük bir musibet olarak insanın manasını karartan, içindeki huzuru kaçıran, Allah Teâlâ'ya ibadet etme zevkini insanın kalbinden alan, Allah'ın Kur'ân'da alenen HARAM olarak beyan ettiği bir günahtır.
Kıymetli dostlar, yaptığımız ibadet ve taatlarımızı kolaylıkla işlediğimiz gıybet günahıyla âdeta yele veriyoruz.
Yeni bir günah yüküyle Amel defterimizin günah sayfasını kabartıyoruz. Bu sebepten bugün de sizlere gıybeti anlatmaya devam ediyoruz.
GIYBET İNSANIN MâNâSINI BOZAR
Hasta olduğunuz zaman sağlıklıyken yediğiniz güzel yemekler gözünüze gözükmez. O yemeği görseniz bile istifra eder hâle gelmişinizdir.
Oysa o yemeklerin her biri güzeldir ama mizacınız bozulmuştur.
Hastayızdır çünkü. Bir insan ibadetten zevk almıyorsa, zikirden, sohbetten, salât u selâmdan zevk alamıyorsa, bir de, "Ben bazı hizmetlerle meşgul oluyorum; bir şeyler yapıyorum, ama ne hikmetse ibadete gidemiyorum?" diyorsa bir kaçağı vardır. Muhakkak onda bir imanla alâkalı bir bozukluk vardır. Ya da o kişi, gıybet gibi Allah Teâlâ'nın HARAM ederek menettiği bir şeyi yapmakla meşguldür.
Mânevî mizaç bozulunca; Allah Teâlâ'nın ikram ettiği mânevî sofradan da, insan nasip alamaz..
ZİNADAN ŞİDDETLİ GÜNAH
Gıybetin haram olduğu hususunda hiç bir şüphe yoktur. Hucûrat Sûresi'nde 12. ayette Rabbimizin beyan ettiği gibi Efendimiz (sas)'in tatbikatında da, hadîs-i şeriflerinde de gıybetin zinadan bile şiddetli günah olduğu zikredilmiştir.
Gıybete götüren, gıybete vesile olan her türlü gidişat da men edilmiştir.
Efendimiz (sas): "Gıybetten sakının! Çünkü gıybet zinadan daha şiddetlidir. Kişi zina eder, sonra tevbe ederse, Allah onun tevbesini kabul buyurur. Ancak gıybet eden, gıybet edilen affetmedikçe, mağfiret olunmaz." buyurmuşlardır.
Gıybetle gizli olan bir şey ifşâ edilmiş oluyor. İbadet de gizlidir, günah da gizlidir. Bir insanın kendi günahlarını anlatması nasıl ahmaklıksa, nasıl dinen hoş görülmemişse, asla dinle uyuşmuyorsa, GIYBET de bir nevi bu kişinin anlatmadığı günahı ifşâ etmeye benziyor.
NASIL GIYBET YAPARIZ?
Dostlar, bizler bu günahı ya sözle ya hareketle ya da dinlemekle yaparız.
Gıybeti dinliyorsun yani. "Dinledin mi?"..."Dinledim."..."Niye meclisten gitmedin" diyor, âlimler. Oradan uzaklaşacaksın veya kenara çekileceksin. "Kardeşim bizi günaha sokuyorsun." diyeceksin.
Bir de başka namussuzlar var laf aramızda deşerler. Biri, "Geçenlerde Fatih şey yapmış" der mesela. Ötekisi der ki; "Hadi be ne yapmış? Kötü bir şey değildir inşallah. İçime bir şey düştü şimdi…" Sanki çok mühim o düşen şey.
Bırak düştüğü yerden çıkar zaten. Bekler söylettirir. Bu durumda n'oldu? Sen gıybet ettin, sen de söylettin...
Söyleten daha âdidir; şeytan oluyor o zaman, o. Bunu yapan kişi fâsık yani günahkâr olur. Onu söyleten kişi de şeytanın işini yapmış olur.
BİR KİŞİYİ ÖVMEKDE GIYBETE TEŞVİKTİR
Dostlar, gıybete sebep olan hareketlerden birisi de bir kişiyi gıyabında övmektir. Zaten hadisle men edilmiştir bu."Bir kişiyi gıyabında övmek
onu kesmek gibidir." buyuruyor Efendimiz (sas).
Senaryo yazalım şimdi; dersten çıkıp gittiniz eve. "Fatih Çıtlak bir anlatıyor bir anlatıyor... "Hangi Fatih?"..."TV'de falan çıkıyor ya! Bir anlattı bir anlattı o kadar güzel konuştu ki zaten çok ibadeti de var." Karşıdaki, "Ama bak geçen günde" diye laf atar.
Bir kişi gıyabında övüldüğünde hemen şeytan gelir, o kişinin kötü hâllerini akla getirir. Kardeşlerim, övmeyin kimseyi, meth-ü sena etmeyin. Sen feyizli bir şey aldın mı? Allah mübarek etsin.
Derste, alacağını aldıysan, " Allah razı olsun, hizmet eder." de. "Çok iyi tanırım" deme. "İyi görüyoruz; iyi bir insana benziyor.
Allah bilir…" de.
Dolayısıyla bir insanı meth-ü sena etmek de gıybete teşviktir. Eğer bir insan bir kişiyi övdü veya onun hakkında sordu veya gıybeti dinlediyse gıybet yapanla arasında hiçbir fark yoktur.
GIYBETLE YA MÜ'MİN YA KâFİR YA MÜNâFIK OLURUZ
* Dostlar, GIYBET yapan kişi, ya mü'mindir ya kâfirdir ya münafıktır." diyor, İslâm âlimleri. Peki nasıl anlaşılır bu?
* Mü'minin Gıybeti: Birinin gıybetini yaptıktan sonra; "Arkadaşlar ben böyle konuştum ama hakikaten gıybet ettim. Allah'ın Kur'ân'da men ettiği bir şeyi de yapmış oldum. Sizi de günaha soktum.
Hakkınızı helâl edin" dese yahut "Sen gıybet ettin deseler" o da,"Doğru hakikaten gıybet ettim, ben." dese bu mü'minin gıybetidir, diyorlar. Evet, gıybet etmiştir, fakat mü'mindir.
* Kâfirin Gıybeti: Bu kişi bal gibi gıybet yapar; ona, "Sen gıybet yaptın" derler. O da gıybet olduğunu bile bile, "Hadi canım ne günahı var adam alenen yapıyordu. Gıybet olmaz." dedi ve gıybetin hükmünü yok kabul etti.
* Kur'ân-ı Kerîm ve sünneti seniyyede bu gıybet sabit olduğu için, bu adam yaptığı fiili de gıybet günahı olarak görmeyip, günah olarak görmeyi de inkâr ettiği için bu kâfirin gıybetidir; bu kişi kâfir olur, diyorlar. İnkâr eder çünkü. "Adam orada yapacak ben söylemeyeceğim. Bırak Allah'ını seversen." der. Öyle bazı cahil cesurlar var. Kâfirin gıybeti böyle olur diyorlar.
* Münâfığın Gıybeti: Münafığın gıybeti; onu canlandırmak lazım böyle tarifle falan olmaz. "Erdem'i kötü hâlde gördüm falanca yerde filancayla içiyorlardı. Allah affetsin gıybete de giriyorum ama..." der. Namussuz hem söyler hem gıybeti yapar bir de karşı tarafa der ki, "Ben takvâyım aslında, Allah affetsin gıybet de ediyoruz ama estağfurullah"
* Karşıdakine malumâtı gayet güzel aktardın sen. Adamın canını yaktı, takvâyı da kimseye bırakmadı. Bu münafığın gıybetidir diyorlar. Bu kişi ikiyüzlü namussuzdur.
* Kardeşlerim, inanın bu berbat bir şey. Bak otuz sene evvel obezite konuşulmuyordu. Bilmem kaç sene evvel şeker hastalığı konuşulmuyordu. Bakın nereden tahribat var, bakın neler oluyor, ne yapılıyor seyredin hâdiseyi.
SAHABE DE OLSA GIYBETTİR
Meşhur bir hadistir bu:
Efendimiz (sas) annelerimizden birinin hânesine dâhil olduğunda hanımına (annemize), "kim geldi, bir isteği mi vardı?" diye gelen misafir hakkında soruyorlar. Annemiz de o gelen kişiyi bodur yani cüce gibi olan biri geldi gibi eliyle hareket ederek cevaplıyor. Efendimiz (sas), "Tükür" buyuruyor. O annemiz, tükürdüğü zaman (mûcize-i nebidir. Allah'ın vaad ettiği şekildedir) ağzından kokmuş, çürümüş et çıkıyor.
Hani âyet-i kerîmede ne buyuruyordu: "Sizden biri ölmüş bir kardeşinin etini yemekten hiç hoşlanır mı, hoşuna gider mi?
Tiksinirsiniz, ikrâh edersiniz değil mi ondan? İşte aynıdır gıybet." buyurmuş, Hz. Allah.
Efendimiz (sas)'a yakınlığı neticesinde iş âhirette başa kakılacak şekle gelmemiş, hemen orada vücut bulmuştur. Dostlar, ya bizim gıybetlerimiz vücut bulsa; Allah muhafaza nasıl bir hâlde oluruz, neleri istifra ederiz kim bilir?
Anlaşılıyor ki gıybetin ille sözle yapılması şart değil. Bir kişinin beğenmediği hareketi onun ardından o görmeden yapmak da, aynı şekilde Gıybettir.
Birisi annemiz birisi sahabenin seçkini olan iki zât. Şimdi neyi gösteriyor bu? Gıybet kim olursa olsun zarar verir. Sen câhildeki tahribatı düşünebiliyor musun; zaten züğürt olanın başına ne gelebileceği düşünebiliyor musun?
Gıybet mânen en zengin insanı bile bu şekle sokuyorsa, sen bizim gibi insanların düştüğü durumu düşünebilir misin? Tefekkür edebilir misin? Gıybet herkes için gıybet o zaman. Kim olursa olsun; kim yaparsa yapsın günah aynı mı? Aynı.
Cennetle müjdelenen kişi bile olsa gıybet ettiğinde bunun vebâli var.
AYET-İ KERİME
"Allah, zulme uğrayanların dışında, çirkin sözün açıkça söylenmesinden hoşlanmaz. Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir." Nîsa -148
HADİS-İ ŞERİF
"Beş şey oruç ve abdestte hayır bırakmaz: Yalan, gıybet, söz taşıma, şehvetle harama bakmak, yalan yere yemin etmek." Deylemi
SORDUM-ÖĞRENDİM
Bir kimseye, yaptığımız gıybetimiz ulaşmazsa, yine de helâlleşmek gerekir mi?
Gıybet edilen kişi, yaptığımız gıybeti duymamışsa, tövbe etmekle ve ona hayır dua etmekle bu günahımız affolur.
DUA
"Allahümme, yâ mukallibel kulûb, sebbit kalbî, alâ dînik." "Allah'ım, kalpleri iyiden kötüye, kötüde iyiye çeviren ancak Sensin. Kalbimi dininde sabit kıl ve dininden ayırma!" âmin.
Fatih ÇITLAK