Çocuklarımızı ‘tarikattan’ kim koruyacak?
Nasıl bir bencillik, nasıl bir fırsatçılık ve ne korkunç bir empati yoksunluğudur bu!
Kahramanmaraş'ta 14 yaşındaki bir çocuk, ilköğretim okuluna girip bir öğretmen ve sekiz öğrenciyi hayattan koparıyor; tüm Türkiye şokta, evlatlarını yitiren aileler perişan. Fakat muhalif güruh siyasi fırsatçılık peşinde.
Ne yazık ki bu hep böyle...
Deprem olur, millet henüz enkaz altındayken "Deprem vergilerimiz nerede?" şamatası sökün eder... Orman yangınları çıkar, "Bunlar AVM ve site kuracaklar" diye yaygaraya başlarlar.
Şimdi de Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki saldırıların ardından aynı acul fırsatçılıkla akılları sıra hesap görmeye başladılar.
O kadar ki geçtiğimiz ramazan coşkusunu bile dillerine doluyorlar.
Tabii çoğunlukla hedeflerinde tarikatlar ve Milli Eğitim Bakanı var.
Sayın Bakan'la anlaşılan o ki görülmemiş bir hesapları var; nedenini tam olarak bilemiyorum ama tarikatlarla ilgiliymiş galiba.
Lakin konunun tarikatla hiç alakası yok, onu ne yapacağız?
***
Kendisine bakıyorsunuz; âsitânesi Discord odaları, virdi LGBTİ, "ihvan kardeşleri" trans bireyler. Piri de profil fotoğrafında yer alan, 2014'te ABD'de kendisi gibi okul katliamı gerçekleştiren Elliot Rodger.
Demem o ki...
Ortada bir "tarikat" var ama "rahmani" değil; daha çok seküler ailelerin çocuklarının düştüğü/ düşürüldüğü "şeytani" bir tarikat.
Yanlış anlaşılmasın, muhafazakâr aileler de bu şeytani tarikata düşme tehlikesinden muaf değil.
Hülasa, bu "modern deccal tarikatı" herkesin başındaki bela. O kadar ki derviş dervişân, mürşid mürşidîn çocukları hariç değil.
Hep birlikte soruna çare aramak yerine "siyasi leş kargalığına" soyunmak, çocukları öldürülen anneler kan ağlarken siyasi vurgun peşinde manipülasyon yapmak, sorunun üstünü örtmekten başka anlam taşımaz.
***
Katil çocuğun İngilizce'siyle övünmesi, tipik bir New Yorklu psikanalist hastasının kibriyle yarışır düzeyde. Ancak "dehasını" bir Broadway sahnesinde değil, Discord odalarının karanlığında tescillemeyi seçti.Yaşanan hayatının artık bir hükmü yoktu; şiddeti bir "gösteri" olarak kurguladı.
Görünmezlikten çıkmanın yolu, aşırılığın en vahşi biçimiyle "sahneye" dalmaktı.
Hâliyle, görülmek için kanlı bir imdat fişeği fırlattı.
Katilin "İnsanlar verdiğim zararı hissetsinler ki beni fark etsinler" feryadı aslında "Deccal tarikatının" cezbe hâlidir, yani kendinden geçme hâli.
Ey erenler, sorumuz "çığlık" mesabesindedir:
Deccal tarikatının bilumum ayartıcı ağlarından çocuklarımızı nasıl koruyacağız?