Kaybettiğini anlayacak
Giriş Tarihi:
Bu hep böyledir; savaş biter bitmez serlevhamızdaki soru etrafında yorumlar sökün eder.
Maslahatçı eşhas da "Barışın kaybedeni olmaz" gibi beylik sözler sarf eder.
Lakin ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşta sadece iki haftalık, geçici bir ateşkes var. Yani henüz ortada barış falan yok.
Müzakere masası kurulacak.
Gerçi savaştan önce de kurulmuştu. Tıpkı ABD'nin açılmasını şart koştuğu HürmüzBoğazı'nın savaştan önce açık olduğu gibi.
Peki ne oldu da ABD masayı devirip İran'a savaş açtı?
Sorunun cevabı ABD basınında açık seçik ve mufassal yazılıp çiziliyor artık, özetleyeyim:
Beyaz Saray'da 11 Şubat'ta gizli bir sunum yapan soykırımcı Netanyahu, İran "rejiminin" kolayca devrilebileceğine dair "pembe bir tablo" çizerek Trump'ı askeri harekâta ikna etti. ABD istihbarat birimleri ve CIA, Netanyahu'nun bu senaryosunu "saçma" bularak çürütmesine; JD Vance ve askeri kanadın ağır ekonomik ve lojistik risk uyarılarına rağmen Trump, İsrail liderinin çizdiği stratejik hattan sapmadı. (Neden acaba? Epstein dosyaları yüzünden olmasın!)
Sonuç itibarıyla Trump, kendi kurumlarının gerçekçi bulmadığı Netanyahu planının peşinden koşup topyekûn bir savaş başlatmış oldu.
***
ABD Başkanı "Medeniyetlerini yok edeceğiz" gibi lakırdılarla son dakikaya kadar kolpa yaptı. İran'ın kulağına kar suyu kaçırmaya çalışanlarla adeta tandem oynayarak istediği sonucu elde etmeye çalıştı.Fakat İran halkı mahut kolpayı yemedi; direndi, ABD'ye boyun eğmedi.
Hâliyle 39 gün süren savaşın ardından, en azından şimdilik, zafer elde etti.
Cafer Penahi gibi kendi "muhaliflerini" de kazanmış oldu.
İran'ın yapması gereken; tüm muhaliflerini içine çekerek, yepyeni bir enerjiyle küllerinden yeniden doğmak olmalı.
Tabii MOSSAD ajanları boş durmayacak; kurdukları sosyolojik köprüleri berhava etmek için her yolu deneyeceklerdir.
İran hiç durmamalı, savaşa hep hazır olmalıdır. Bir Latin atasözü vardır: "Bisiklet durunca devrilir."
***
ABD kaybetti, bunu tartışamayız. İsrail ile arasına, hiç değilse soykırım konusunda mesafe koymadığı sürece de kaybetmeye mahkûm.İsmet Özel mi demişti: "Karlofça Antlaşması (1699) Batı'da Osmanlı'nın yenilebileceği algısının oluşmasına neden oldu..."
Söz konusu 39 günlük savaş da ABD'nin en azından "dokunulmaz olmadığını" göstermiş oldu.
Garaudy, ABD'nin savaş ve darbelerle malul müdahaleci dış politikasının küresel ölçekte "meşruiyet erozyonuna" yol açacağını söylemişti. Bu savaşla birlikte "meşruiyet erozyonu" dibi buldu.
Savaşın asıl kaybedeni mi?
Amerikan toplumu, savaşın ardından İsrail'in ABD'ye maliyetini konuşmaya başladığında tastamam ortaya çıkacak.
Maliyet de er veya geç faturaya tekabül edecek.
Bakalım o vakit, Gazze soykırımı nedeniyle zaten kadük hale gelen "Holokost endüstrisi" İsrail'i bu faturadan da kurtarabilecek mi?


