Körfez krizi ve İstanbul için fırsatlar...
Giriş Tarihi:
"Kader, gayrete aşıktır!" Haliyle şans veya fırsatlar sadece hazırlıklı olanın kapısını çalar. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın dün İstanbul'da açıkladığı, "Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez" programını bu bakış açısıyla okumak lâzım. ABD ve İsrail'in, İran'a karşı başlattığı kirli savaş, önce Körfez ülkelerine sıçradı, sonra Tahran ile ABD'nin Hürmüz Boğazı restleşmesi yüzünden tüm dünyaya fatura ödetir hale geldi. Nitekim... Enerji ve gübre fiyatlarındaki artışların artçı şokları karşısında tüm ülkeler yeni tedbirler alıyor, hesaplarını güncelliyor. Başkan Erdoğan'ın, "Türkiye, son yılların en büyük güvenlik krizini başarıyla yürüterek bölgesinin istikrar adası olduğunu bir kez daha teyit ve tescil etmiştir" sözünün, ekonomik ve finansal performansla da taçlandırılması gerekiyor. Savaş kaynaklı risklerin aynı zamanda fırsata dönüştürülmesi için zaman ve zemin "İstanbul'u gösteriyor!" Niçin? Çünkü; BAE, Katar, Bahreyn, Kuveyt sermaye ve yatırım kaybediyor. Paranın ve beyaz yakalıların güncel göç dalgasından "Londra, Singapur, Malezya kadar İstanbul'un da kazanım sağlanması" mümkün görünüyor. Ayağımıza gelen fırsatın kaçırılmaması ise tekil önlemleri değil, bütüncül teşvik ve teminat paketini zorunlu kılıyor. Cumhurbaşkanımızın çerçevesini çizdiği "yatırımcı ve üretici dostu destek dizisi" işte bu nedenle büyük umut vadediyor.
***
Körfez ülkelerini üzerinden ilerleyecek olursak... Eldeki veriler tabii ki tahminlere dayanıyor. Ama hatırı sayılı ipuçları da veriyor. Örneğin;
28 Şubat-31 Mart 2026 tarihleri arasında Dubai-Doha öncelikli olmak kaydıyla aileleriyle birlikte 500 bin yabancı bölgeden ayrıldı,
15 bin şirket ya operasyonlarını askıya aldı ya da güvenli liman gördüğü ülkelere gitti,
Körfez'in önde gelen ülkeleri günlük 2 milyar dolar petrol-gaz gelirinden mahrum kaldı. Toplam kayıp şu an için 110 milyar doları buldu.
Petro kimya tesislerindeki hasarın büyüklüğü 20 milyar doları aştı.
Turizm gelirleri 56 milyar dolar eksi yazdı.
BAE menkul kıymet piyasalarından 120 milyar dolar çıkış gözlendi.nelerdi?
Vergi kolaylıkları.
İş kurma rahatlığı.
Gelişmiş bankacılık sistemi.
Sermaye ve kâr transferi güvencesi.
Küresel bağlantı alternatifleri ve altyapı.
Çeşitlendirilmiş yatırım ortamı
Serbest bölge olanakları.
Kentsel kaliteye eşlik eden iyi eğitim kurumları, zengin spor, kültür, sanat ortamı..İstanbul, bu başlıkların hepsinde müstesna bir konumda duruyor. Son açıklanan paketle birlikte "küresel cazibe merkezi" kimliği pekişiyor.
Uluslararası doğrudan yatırımları hareketlendirecek hukuki, idari, mali ve kurumsal adımlar atılması,
Transit ticaret ve yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık faaliyetlerindeki kazançlardan vergi alınmaması,
Yurt dışında yaşayan, son 3 yıl ülkemizde vergi mükellefi olmayanların Türkiye'ye gelmeleri halinde yurt dışı kaynaklı gelirlerinden 20 yıl süreyle vergi muafiyeti tanınması,
Yüksek teknoloji odaklı yatırımlar ile start up'lara özel teşvikleri sunulması,
Türk vatandaşlarının ve şirketlerin üçüncü ülkelerde bulunan para, altın ve menkul kıymetlerinin belirli bir süre içerisinde, düşük bir vergiyle ekonomiye kazandırılması vb...Bunların her biri görünür gelecekte meyvelerini verecektir. Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dediği gibi...
"Dönemsel sıkıntılar, dış şartlardan kaynaklı dalgalanmalar elbette olabilir. Küresel ekonomiyi etkileyen fırtınaların esintilerinin bize de gelmesini gayet doğal karşılamak gerekir. Fakat Türkiye'nin önü de ufku da açıktır!"