23 Nisan’la başlayıp, NATO ile devam etmek…
İyi ki milli bir Meclisimiz, İyi ki egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu bir çatımız,
İyi ki işleyen, daha yüksek standarda erişmesi için çabaladığımız demokrasimiz,
İyi ki, kimsesizlerin kimsesin olan Cumhuriyetimiz var.
"Ulu" lama işine girmeden…
TBMM'nin ve Cumhuriyetin mimarı, devletimizin kuruluş felsefesinin önderi Atatürk'e, silah arkadaşlarına, demokrasi yolunda şehit düşen birbirinden kıymetli insanımıza minnet borçluyuz.
Elbette… İktidarı, muhalefetiyle siyaset yapan, devlete ve millete sahip çıkan her bir isme de şükranlarımızı sunuyoruz.
Ailenin, gençlerin ve çocuklarımızın geleceğini daha yoğun konuştuğumuz bugünlerde; çocuklarına ve gençlerine bayram armağan eden Cumhuriyet liderinin nesiller aşan ufku karşısında bir kez daha hayranlığımızı dile getiriyoruz.
***
ABD/İsrail'in, İran'a açtığı kirli savaşa NATO üyelerinin mesafeli duruşu ile tırmanan Transatlantik gerilimi, NATO ülkelerinin askeri harcamalarını arttırma zorunluluğu, ittifakın yenilenen güvenlik doktrinini, AB'nin "SAFE" adını verdiği savunma programında Türkiye'nin de yer alması gereği, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın artçı şokları, Körfezin önde gelen aktörlerinin NATO Ankara Zirvesi'ne konuk olarak çağrılması…
Sanırım bu tarihi zirvede, NATO'nun kaderi de tayin edilecek.
Avrupa'nın kendi göbeğini kendi kesme arayışı ile BaşkanTrump'ın başına buyruk söylemlerinin nereye evrileceğini, Rusya ve Çin'le ilişkilerin akıbetini bu yaz, yakından görme fırsatı bulacağız.
Unutmadan! NATO için şöyle bir tanımlamadan söz edilir:
"ABD'yi Avrupa'nın içinde, Rusya'yı Avrupa'nın dışında, Almanya'yı da yerinde tutmak!"
İronik biçimde ABD'nin Avrupa'dan çekilmeyi tartıştığı, Rusya'nın Avrupa'nın bağrına saplandığı, Alman savaş makinesinin 80 yıl sonra yeniden çalıştırıldığı tuhaf bir döneme girdik!
***
Türkiye açısından NATO zemininde "Lahey Hedefleri" olarak anılan çerçeveye dikkati çekmek faydalı olacak. Rusya- Ukrayna savaşı sonrası NATO tarafından güncellenen kuvvet plânlama ve caydırıcılık stratejisi oldukça hassas faaliyetler içeriyor! Örneğin;
NATO'nun yüz binler seviyesinde askeri kısa sürede harekete geçirebilmesi. Ki ilk aşamada 300 binden fazla yüksek hazırlıklı kuvvet tasarlanıyor.
Rusya Federasyonu kaynaklı tehdit algısı nedeniyle Baltıklar, Polonya-Romanya hattında kalıcı ve rotasyonel kuvvet artışı hayata geçiriliyor.
Balistik ve seyir füzeleri ile sürü dronlara karşı katmanlı savunma anlayışı geliştiriliyor.
Avrupa içinde hızlı birlik kaydırma amacıyla köprüler, kara ve demiryolları yapımı ile kolaylaştırıcı sınır geçiş prosedürleri çalışılıyor.
NATO üyelerinin, GSYİH'larının % 2'sini de aşan, % 5 hedefine yakınsayan savunma harcamasını taahhüt etmesi isteniyor. ***
Şimdi gelelim Adana'da konuşlandırılması planlanan NATO Çok Uluslu Kolordu Karargâhına…Bu kararı; Türkiye'nin, NATO içindeki kara kuvvetleri komuta rolünü genişletme adımlarından biri olarak okumak lâzım.
Her şeyden önce kurulacak olan bir "Kolordu Karargâhı!" Bu askeri merkez;
Birden fazla tümene komuta edecek,
TSK'nın güvenlik tercihleri göz önünde bulundurularak NATO'nun güneydoğu kanadındaki kara operasyonları için plânlama yapacak,
Doğu Akdeniz, Ortadoğu'ya komşu NATO sahası ve Türkiye'nin güney sınır hattı üzerinde operasyonel koordinasyon sorumluluğu üstlenecek,
Farklı NATO ülkelerinin kurmay kadrosunun tek komuta altında uyumlu çalışması sağlanacak,
Ortak harekât kabiliyeti geliştirilerek, caydırıcılık pekiştirilecek.