“Bizim için sadece insan vardır!”
ABD-İsrail kirli ittifakının İran'a karşı başlattığı, Körfez ülkelerini de doğrudan içine çeken savaş, "askeri,ekonomik, stratejik" tehditlerin yanında "din ve mezhep" temelli riskleri de tırmandırdı!
Başkan Trump'ın Beyaz Saray'daki kutsama töreni, Siyonistlerin radikal söylemleri sürekli dinî referanslar üzerinden şekillendi. Son bir ayda, "dinler arasısavaşın" ideolojik altyapısının kurulmaya çalışıldığına tanık olduk. Ki buna benzer bir çıkış, 11 Eylül saldırıları sonrasında, dönemin (Cumhuriyetçi) Başkanı Bush'tan da gelmişti. Bush, açıklamasındaki tehlikeyi sonradan fark ederek, din yerine "demokrasi,insan hak ve özgürlükleri!" için verilen -sözde- mücadeleden bahsetmek zorunda kalmıştı. Belli ki o zihni arka plân bugün de işliyor. İran; ABD'yi, ABD ise İran'ı "şeytanlaştırmaya!" çalışmaktan geri durmuyor.
Madalyonun bir yüzünde... Evangelizm'in, (Yahudi teolojisine yaslanan) Siyonizm ile ortaklaşma halinde İslâmiyet'e ve Müslüman coğrafyasına karşı geliştirdiği saldırgan dil ve uygulamalar yer alıyor. Geri dönülmesi imkânsız çatışmaların da tohumunu ekiyor.
Madalyonun öbür yüzünde... İslâm toplumlarındaki mezhep yorumlarını derinleştirme, böylece bölünmeyi kalıcı hale getirme hesapları dikkati çekiyor.
İran, ABD askeri operasyonlarına Körfez ülkelerindeki Amerikan varlıklarını hedef alarak cevap verdiğini öne sürüyor. Ateşlenen balistik füzelerin, kamikaze dronların yarattığı tahribat er ya da geç tamir edilecekken ... Tahran kaynaklı saldırılar, din kardeşleri arasında yıllarca tedavi edilemeyecek ağır yaralar da açıyor. Hatta Sünni-Şii ayrımını, İslâm dinini ve Müslümanları parçalamaya dönük eşiğe kadar taşıyor!
İşte bu noktada, Ehli Sünnet geleneği ve Anadolu irfanından feyz almak gerekiyor. Bu muhteşem çizginin günümüzdeki temsilcisi ve sözcüsü olarak görülen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın son dönem beyanları gelecek adına umut ışığı saçıyor. İşte, Erdoğan'ın ağzından, mutlak manada buluşacağımız örnek mesajlar:
Biz, bölgemizin tamamına olduğu gibi kardeş İran halkına da "Bu Şii'dir,bu Sünni'dir, bu Türk'tür, bu Kürt'türdiye bakmadık ve bakmıyoruz. Bizimiçin sadece insan vardır!"
Mezhebi yorumlar asla İslâm'ın üzerine çıkarılmamalı, "mezhepçilik fitnesine" karşı dikkatli olunmalıdır.
"Bizim tek bir dinimiz var, o daİslâm'dır!" Bizim, "Sünnilik, Şiilik gibimezhep ayrımlarına dayalı ayrımcılığımızyoktur. Millet olarak hepimiz birve bütünüz."
Ve son bir not...
Bugünkü dramatik süreç sonunda İran'ın bir "muhasebe yapıp yapmayacağı" büyük önem kazanacak. Öyle ya... İslâm Devrimi (!) 47 yılda nereden nereye geldi? Görünen o ki İran, devlet gibi değil sanki örgüt gibi yönetildi!
***
PETROL, DOĞALGAZ, AMONYAK DERKEN ŞİMDİ DE "HELYUM!"
İran'daki savaş nedeniyle "küreselyapay zekâ yatırımlarının" sekteye uğrayacağını söylesek, tuhaf kaçar. Garip ama gerçek bu!
Küresel "helyum gazı" arzının üçte biri Hürmüz Boğazı'nın tıkanması yüzden devre dışı kalmış durumda.
Dünyanın en büyük ikinci helyum üreticisi olan Katar, Ras Laffan enerji merkezine düzenlenen saldırılar sonrası üretimini durdurdu.
Helyum, doğal gaz işleme prosedürünün yan ürünü olduğu için küresel arzın % 30'u bu bölgeden sağlanıyor.
Helyum, yarı iletken üretiminde soğutma, sızıntı tespiti ve hassas üretim süreçlerinde (aşındırma gibi) kullanılıyor ve ikamesi olmayan kritik gaz olarak nitelendiriliyor.
Bu darboğazın, dünya genelinde planlanan yaklaşık 650 milyar dolarlık yapay zekâ yatırımını ve veri merkezi kurulumlarını yavaşlatabileceği belirtiliyor!


