CHP... ‘Suriye politiğinde gerçeklikten kopuş!’
Görünen o ki Terörsüz Türkiye süreci, CHP'nin taktik siyasal hesaplarını bir hayli zayıflatmış durumda! 2019'da DEM Parti ve Kürt seçmen tabanıyla ünsiyet tesis eden, 2024 yerel seçimlerinde ise geniş tavizler veren CHP yönetimi bugün, yine bir fırsatçılık peşinde. Yani, Suriye'deki gelişmeler karşısında paralize olan DEM-Kandil hattına açık-örtülü mesajlar göndermekte. "Ayrılsakda beraberiz" filminin yeni versiyonunu vizyona sürmeye hazırlanmakta. Oysa zamanın ruhu, CHP'nin konjonktürel ataklarını anlamsız kılacak doğrultuda seyretmekte.
Şimdi bugün burada, doğru-yanlış analizi yapmıyoruz. Reel politiği ve Türkiye'nin uzun vadeli menfaatlerini esas alıyoruz.
Önce, küresel perspektif sunalım...
Bir siyasi aktör düşünün...
BM Genel Kurulu'na hitap ediyor, Beyaz Saray'da ağırlanıyor, Kremlin'de kabul görüyor, ev sahibi sıfatıyla AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'le görüşüyor... Arap Ligi'nde yerini alıyor...
Uluslararası sistemin başat aktörleri, geçmişini yargılamak yerine geleceğe bakıyor, meşruiyetini sorgulamak bir yana Ahmet elŞara'nın liderliğini pekiştiriyor.
Peki bu sırada, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM'lilere mavi boncuk dağıtma uğruna, ne diyor?
"IŞİD (DEAŞ ifadesini kullanmıyor!)öyle herhangi bir siyasi unsurdeğildir. HTŞ'ye (Heyet Tahrir eş Şam/Şam'ı Özgürleştirme Grubu) kravat giydirmekle,rejimin başına getirmekle... Sandıktan nefret eden, demokrasiyi'Allah'a şirk koşmak' olarak gören zihniyettekikişilerin hareket alanı bulacakları,bir düzen, düzen değildir ve orada kimseyehuzur yoktur. En çok da Türkiye'yehuzur yoktur!??."
Bakınız bu ve benzeri beyanlar, YPG ileKürtleri eş değer kabul eden Kandil kafası ileörtüşüyor. Suriye iç savaşındaki belirsizlik ortamında,ABD desteği ile sınırlı alan hâkimiyetitesis eden terörist bir grubun, Kürt kimliğininarkasına saklanarak hayata geçirmeye çalıştığımodel çöktü. Rojava adreslemesi üzerindenkuzeydoğu Suriye'de hedeflenen devletsizörgütlenme iddiası, örgütçü ve silahlı özerklikhedefi hayal olmaktan bile çıktı.
Bu plânın iflasına öfkelenen Kandil'in, hatta alttan alta Rojava'yı da gözleyen İmralı'nın kızgınlığı, Terörsüz Türkiye iradesinin geleceğine tesir edecek aşamaya kadar taşındı. "Cihatçılar (!) katliam yapıyor/yapacak, Kürtlerin tarihi kazanımlarıelinden alınacak" benzeri kara propaganda çizgisinin CHP hattı ile buluşması da gerçekten yaman çelişki!
Unutmadan...
Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, tarihi nitelikteki yasal adımlara ilişkin önerilerini son aşamaya getirirken, sürecin geleceği için büyük çaba sarf eden Millî İstihbarat Teşkilâtı yetkilileri ile DEM Parti arasındaki iletişim kanalları da sürekli açık. Nitekim, "Suriye'de Kürtlere saldırılıyorveya filanca yerde çatışma var" şeklindebir paylaşım yapıldığı anda MİT, "Nerede,ne zaman?" bilgisini muhataplarından istiyor. Anlık, alan ve adam istihbaratı ile konuya müdahil oluyor. Ve şu dakikaya kadar ileri sürülen olayların ya öyle olmadığı da içerik ve boyutu itibariyle bambaşka nitelik taşıdığı saptanıyor. Özellikle YPG'li teröristlerin sivil kıyafete bürünerek ve/veya sivilleri öne sürerek provokatif eylemler tezgâhladığı daha iyi anlaşılıyor.
Özetle...
Suriye'de, Kürtlere karşı askeri bir harekâttan değil, Kürtleri kullanarak terör örgütlenmesini sürdürmekten vazgeçmeyenlere karşı önlem alınıyor.
Bizzat Cumhurbaşkanı TayyipErdoğan'ın dakika dakika takip ettiği gibi"sivil hassasiyetinin yüzde yüz gözetilmesi","gerektiğinde insani koridorlaraçılması", "kesintisiz gıda, ilaç vb. yardımıyapılması!" başlıklarında mutlak kararlılıksergileniyor.
"Kürtlerde duygusal kopuş senaryosuna"prim verilmediği gibi her türden dezenformasyonlada açık kaynaktan doğru bilgi ilemücadele ediliyor.
Ve nihayet... Devlet düzeyinde kimliklerine kavuşan, vatandaşlığı tescillenen, seçimlere ve idareye katılma hakları tanınan Suriye Kürtleri için sağlanan garantilerin Dürziler, Nusayriler veya başka etnik-mezhebi unsurlar için -şimdilik- gündeme gelmediğini hatırlatalım.
Böylece... Kürt nüfusta, nüfuzunu kaybetmekte olan Kandil'in ve yabancı hamilerinin oyununa gelmeyelim!


