Terörsüz Türkiye... Ve trollerin ürettiği riskler!
Giriş Tarihi:
PKK terör örgütünün fesih kararı ve silah bırakma açıklamasından sonra titiz bir planlama yapılmıştı. Daha işin başında, "Irak, Suriye, İran ve Türkiye'deki" grupların silahtan arındırılma sürecinin, ülkelerin özgün koşulları gözetilerek yürütüleceği öngörülmüştü. Nitekim önceki gün paylaşılan temas trafiği, yakında güzel haberlerin alınacağının müjdesi olarak yorumlandı.
"MİT Başkanı Kalın bugün Erbil'e birziyaret gerçekleştirdi. Kalın, ziyaret kapsamında,Kürdistan Demokrat Partisi(KDP) Başkanı Mesut Barzani, IrakKürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) BaşkanıNeçirvan Barzani, Irak Kürt BölgeselYönetimi (IKBY) Başbakanı MesrurBarzani, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi(IKBY) Başbakan Yardımcısı KubatTalabani, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi(IKBY) İçişleri Bakanı Reber Ahmed, IrakKürt Bölgesel Yönetimi Güvenlik Konseyiyetkilileri ile bir araya geldi" diye başlayanaçıklama, şu kritik paragrafı da içeriyordu:
"Görüşmelerde, 'Terörsüz Türkiye' sürecide masadaki en önemli konulardanbirisi oldu. Bu kapsamda bütün bölgeninterörden arındırılması ve terörün bölgegündeminden çıkarılması amacıyla gelecekdönemde atılacak adımlar görüşüldü!"
Evet, bu cümle çok mühim. Neden? Çünkü,Türkiye'nin terörden arındırılması aynı zamandakomşularımızın da terörden arındırılması demek.
Bugün daha iyi fark ediyoruz ki PKK, silahlara veda vaktinin çoktan geldiğinin, zamanın ruhunun bambaşka bir rotada aktığının farkında. Unutmamak gerekir ki... Silah bırakma konusunda ayak sürüyen, ön şartlar ileri sürmeye meyleden PKK'lılar da kabul ediyor ki "Bu,artık son şans!" Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Tarihin akışı da gösteriyor ki... PKK'yı doğuran, terör örgütü olarak büyüten, emperyalistlerin maşası haline getiren olaylar dizisi, hatalar, ihmaller ile 1990'lara damgasını vuran ret, inkâr ve asimilasyon politikaları ebediyen tasfiye olmazsa örgüt türevleri başka adlar altında bir şekilde kendini var eder ve malûm güçler, bu yeni oluşumu da en yeni silah ve mühimmatlarla donatıverir!
***
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin basiretli duruşu, Cumhurbaşkanı TayyipErdoğan'ın liderlik sorumluluğu ile başlayan "Terörsüz Türkiye" iradesinin, bölge halklarını uyandırdığına da kuşku yok. Ayrışmanın, yok oluş manasına geleceği, demokratik kapsayıcılığa dayanan modelin ise mutlak teminat sunacağı geç de olsa anlaşılmış durumda. Hatta, İsrail-İran savaşı etrafında dönen stratejik kurguların üretmesi muhtemel maliyetlerin Türklere, Türkmenlere olduğu kadar Kürtlere Araplara da fatura ödeteceği gün gibi aşikâr! İsrail'in, "vaatedilmiş topraklar" hezeyanı takip ettiği ajandanın, bölgemizdeki her etnik ve dini unsuru sadece kullanışlı aparat olarak konumlandırmaktan ibaret olduğunu kimse inkâr edemiyor. Sadece Suriye'de bile, "Dürzi bölgesi, Kürtbölgesi, Nusayri bölgesi, izole Arap bölgesi"tasarlayan İsrail'in; bu kadim halkları, çıkarlarını,geleceğini düşünmediği öylesine açık ki... Bölgenin asli sahiplerinin, coğrafyasına sahip çıkması ve sorunlarını kendi içinde çözebilecek siyasi olgunluk çizgisine gelmesi önümüzdeki dönemin kodlarını verdiği gibi bizleri bekleyen güçlükleri ve niteliğini de yansıtmakta. Unutmayalım ki... 2. Dünya Savaşı'ndan bugüne çıkarılan çatışmaların arenası, ezici çoğunlukla Müslümanların yaşadığı topraklar oldu ve hep Müslüman kanı döküldü.
***
Terörsüz Türkiye bağlamında, "silahbırakma" aşamasına dönecek olursak... İsterteslim edilsin isterse yakılsın... Silahın aradançıkarıldığı takvimin arı, duru işlemesi çok önemli. Ne örgütün silah bırakma şovuna geçit verilmeli ne de "İşte o silahlar" şeklinde resmi paylaşıma müsaade edilmeli! MİT ve TSK bu gelişmeleri tek tek kayıt altına alır, uygun zamanda ve kararınca kamuoyuna iletir. Gün gelir... TBMM'de kurulacak komisyonun üyeleri de "gözlemci" sıfatıyla sahada tespit yapar, bilahare gözlemlerini aktarır.Bu aydan itibaren toplumun farklı kesimlerinin onur ve gururuna dokunacak, sinir uçlarına basacak, duyguları ile oynayacak "trolfaaliyetlerine karşı" çok uyanık olmak durumundayız. Siyasete nizam ve intizam verecek kadar ileri gidebilen kimi aktörlerin, neredeyse milli güvenlik meselesine dönüşmekte olduğunu bir kenara not etmeliyiz!


