Silahlara veda edilirken bundan sonra ne olacak?
Artık ileriye bakma zamanı...
Terörsüz Türkiye'yi inşa etmek için yepyeni bir enerjiyle çalışma zamanı. * Hafızayı mutlak manada sıfırlamadan, düşünme ve uygulama biçimini formatlayarak geleceğin şartlarına uyum zamanı.
Her türlü provokasyonu bertaraf etme, sinir uçlarına basma hamlelerine karşı durma zamanı...
Kolay değil! Yarım asırlık, kanlı, kirli bir oyun sona erdiriliyor.
Evet, "Önümüze bakalım" dedim ama... Tarihin aynasının karşısına şöyle bir çıkıyorum da...
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı sırasında Ağustos 2008'de Diyarbakır'da yaptığı tarihi konuşmanın üstünden neredeyse 20 yıl geçmiş.
Ağustos 2009'da benim de katıldığım, Polis Akademisi'ndeki "Kürt MeselesininÇözümü: Türkiye Modeline DoğruÇalıştayı" bir dönüm noktasını oluşturmuş.
Derken... Çözüm Süreci, resmi adıyla "Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi" başlamış.
Temmuz 2011'de terör örgütü PKK'nın Silvan saldırısı ile süreç kesintiye uğramış.
Temmuz 2014'te terörü bitirme iradesi canlandırılmış, "Terörün SonaErdirilmesi ve Toplumsal BütünleşmeninGüçlendirilmesine Dair Kanun" yayımlanmış.
6-8 Ekim 2014'te Kobani olayları (Ayn el Arap) bahanesi ise bölgesel etnik kalkışma girişimi yaşanmış.
Suriye iç savaşının başlamasıyla, kuzey Suriye'de kantonal yapı kurma ve o modeli Türkiye'ye ihraç etme hatası yüzünden milli barış sürecine ağır darbe vurulmuş.
Ve nihayet... Temmuz 2015'te Ceylanpınar'daki terörist saldırı sonrası süreç sona ermiş.
Beka sorunu karşısında mücadele konsepti değiştirilerek terörü kaynağında kurutma stratejisi geliştirilmiş.
Aralık 2015-Haziran 2016 arasında "Çukur-HendekOperasyonları" ile sözde öz yönetim iddiası akamete uğratılmış.
Ağustos 2016'dan itibaren "Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, BarışPınarı ve Barış Kalkanı Harekâtları" ile Suriye'nin kuzeyindeki terör koridoru parçalanmış.
2019 yılından bugüne kadar "PençeKilit Harekâtları" serisi ile terörle mücadele tarihindeki en kritik başarı sağlanmış.
***
Peki, "Bundan sonra ne olacak?" sorusunu cevaplamadan önce...
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın 28 Ekim 2022'de açıkladığı Türkiye Yüzyılı Vizyonu ile 30 Ağustos 2024'teki "İç cepheyitahkim etmeliyiz" çağırısını...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 22 Ekim 2024 tarihli paradigma değişikliği içeren cesur çıkışını altın harflerle bir kenara yazmalıyız.
Terör örgütü elebaşının 27 Şubat 2025'te, "PKKBTÖ'nün ömrünü tamamladığını söylemesini,örgüte silah bırakması ve kendinifeshetmesi çağrısında bulunmasını" ise vatanın ve milletin bütünlüğü uğruna verilen mücadelenin sonucu olarak görmeliyiz.
Ve elbette... MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın şahsında, Terörsüz Türkiye'nin pratik karşılığına ulaşması için emek veren isimsiz kahramanları asla unutmamalıyız.
Bu vesile ile belirtmek isterim ki...
Lağvedilse bile PKK bizim için terör örgütü olarak kalmaya, elebaşı da hak ettiği sıfatıyla anılmaya devam edecektir, Şehitlerimizin aziz hatırasına, gazilerimizin eşsiz fedakârlıklarına ebediyen minnet duyulacaktır.
***
Bundan sonrasına gelince...Yıllardır yapılan hazırlıklar güncellenmektedir.Bir "al-ver süreci" söz konusu değildir.Dünden bugüne tabular yıkılmış, pek çokadım atılmıştır. Örgüt, tüm türevleriyle yok olacaktır.Silahlara veda vakti gelmiştir. Irak'ınkuzeyi ağırlıklı olmak üzere terör örgütü, silahve yaşam malzemesi depolarını tek tek gösterecek,birkaç ay içinde belirlenen yerlerde silahlarınıTürkiye'ye teslim edecektir. Terör örgütüortadan kalkınca, Türkiye'de eylem yapmamışolanların ülkeye girişine kapı aralanacak, hukukidurumlarının netleştirilmesine bağlı olarak hayatakarışmalarına imkân tanınacaktır. Kandil'dekiterör baronları ya Irak'ta kalacak ya da mutabakatsağlanan üçüncü ülkelere gidecektir. Adaletönünde hesabını verenlerin siyaset kanalları açılacak,siyaset yapma biçimi bölücülüğe hizmetetmeyecek, kadim devlete bağlılık esas olacaktır.
Anlaşılan o ki... Örgüt elebaşı İmralı'da kendisini güvende hissetmekte ve şimdilik adadan çıkmak istememektedir. Bu durumda, hükümlü statüsüne karşın adada fiziki çalışma ortamı ve iletişim olanağı tesisi, ziyaretçi kapsamı ve sayısının esnetilmesi söz konusu olabilecektir.
Ama... Bütün bunlar... Adım adım ilerleyecek, yaşanıp görülecek ve hayatın gerçeklerine göre mesafe kat edilecektir.


