Körfez ülkeleri savaşa girer mi?
Tarih Ortadoğu'da savaşların çoğu zaman cephelerde değil, başkentlerin tereddütlerinde büyüdüğünü gösteriyor.
Bugün de tablo bu. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hamleleriyle başlayan süreç, iki taraflı bir çatışmadan çıkıp vekiller ve kırılgandengeler üzerinden genişleyen bir gerilime dönüştü. Bu genişleme, Körfez ülkeleri ile Irak'ı doğrudan karar vermek zorunda bırakan bir basınç yaratıyor.
Körfez başkentleri açısından mesele ideolojik değil, varoluşsal. İran'ın enerji altyapılarına ve bölgedeki hedeflere yönelen saldırıları, bu ülkeler için artık soyut bir tehdit değil
Buna rağmen doğrudan savaşa girme konusunda belirgin bir isteksizlik var. Çünkü bu savaşın matematiği farklı. Taraf olmak, güvenlik sağlamaktan çok hedef hâline gelmek anlamını taşıyor. Bu yüzden Körfez ülkeleri, ABD ile ilişkilerini korurken fiili çatışmanın dışında kalabilecekleri gri bir alanı tercih ediyor. Lojistik destek, istihbarat paylaşımı ve diplomatik hizalanma bu stratejinin ana unsurları
Irak ise bu denklemin en kırılgan halkası. Bir yandan İran'a yakın milislerin etkisi, diğer yandan ABD varlığı Bağdat'ı iki ateş arasındabırakıyor. Bu nedenle Irak'ın önceliği, bir cephe ülkesi hâline gelmemek; ancak sahadaki gerçeklik bu mesafeyi korumayı her geçen gün zorlaştırıyor.
Dolayısıyla sorunun cevabı net ama koşullu. Körfez ülkeleri ve Irak, ABD'nin yanında savaşa girmez; en azından şimdilik. Ancak İran'ın saldırılarını derinleştirmesi, özellikle enerji hatlarını sistematik biçimde hedefalması hâlinde bu tutum hızla değişebilir. O noktada savaş, tercih değil zorunluluk hâline gelir.
Bugünün farkı şu: Bölge ülkeleri artık Washington'a eskisi kadar güvenmiyor, ama onsuz da hareket edemiyor. Bu ikili bağımlılık, onları ne tam tarafsız ne de tam taraf yapıyor. Ortaya çıkan şey, ince, kırılgan ve sürdürülebilirliği şüpheli bir denge.
Ve bu dengenin en tehlikeli yanı şu: Herkesin dışında kalmaya çalıştığı bir savaş, bir anda herkesin içinde bulunduğu bir savaşa dönüşebilir.
***
ÖZETLE
Pavyoncunun tekini partiye alıp koca bir şehre belediye başkanı seçtirmişler. O da yolsuzluk soruşturması kapsamında aranırken otel odasında belediyede çalışan bir kadınla basılmış. Partililer, "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz" diye slogan atarken yandaş gazetecileri de "İnsan biraz dikkatlidavranır, iktidar olana kadar sabredemedinizmi" diye akıl veriyor.
***
ÖZEL'İN AĞZINI AÇACAK HALİ YOK
Adalet Bakanı'nın tapu kayıtlarını, ellerindeki gücü kullanarak yasadışı şekilde sorgulatanlar, kendilerine hukuku hatırlatanlara "Kavgada yumruk sayılmaz" diyorlar.
Hâliyle, Uşak Belediye Başkanı'nın gözaltına alınma görüntülerinin sızdırılmasına yönelik eleştirileri de havada kalıyor.


