CHP, Savcı Akın Gürlek’ten vazgeçemiyor
CHP, kamuoyunda tartışılan soruşturmaların savcısı Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olarak atanmasına sert tepki gösterdi.
Bakana Meclis'te yemin ettirmemek için kavga çıkarmaya varan bir itirazdan söz ediyoruz. CHP'ye göre bu atama, bir "seçim kabinesi"nin işareti; Erdoğan erken seçime hazırlanıyor.
Fakat ortada tuhaf bir tablo var.
Aylardır Gürlek'i hedef tahtasına koyan, tarafsızlığını yitirdiğini söyleyen, "Bu kadar güç kimsede olmamalı" diyerek görevden alınmasını isteyen CHP değil miydi?
Şimdi o savcı yetkilerini bırakıp Adalet Bakanı olunca kriz çıkarıyorlar. Dahası "Yeminini duymadık, hâlâ savcı" diyerek fiilen görevde kalması gerektiğini ima ediyorlar. Dün "Görevden alınsın" denilen kişinin bugün ayrılmasına itiraz edilmesi, bariz bir siyasi acemilik.
"Gürlek Adalet Bakanı olunca HSYK'nın doğal başkanı oldu" argümanı da ikna edici değil. Zira bu görevi daha önce yürüten Yılmaz Tunç da Cumhurbaşkanı tarafından atanmıştı ve CHP'nin gölge bakanı değildi. Gürlek'in soruşturmalarına müdahale ettiğine dair ortaya konulmuş somut bir iddia bile yoktu.
"Seçim kabinesi" tezine gelince... Eğer gerçekten erken seçim hazırlığı varsa, aylardır meydan meydan erken seçim isteyen Özgür Özel'in talebi karşılık bulmuş demektir. O hâlde sorun ne?
Evet, çelişkiler ortada. Ancak asıl mesele şu:
Halihazırda aday olamayan İmamoğlu üzerinden kendi cumhurbaşkanlığı kampanyasını sürdüren Özgür Özel, Erdoğan'ın erken seçim gibi bir planı olmadığını hepimizden iyi biliyor. Fakat Erdoğan'ın son hamlesiyle 2028'e kadar nasıl idare edeceğini kestiremiyor. O yüzden yalpalıyor.
Çünkü İBB ve diğer dosyalar uzun süredir tek bir savcı figürü üzerinden kişiselleştirilerek tartışılıyordu. Şimdi o figür dosyanın dışına çıktı. Bu da tartışmayı ister istemez dosyanın içeriğine, iddiaların somutluğuna ve hukuki savunmaya taşıyacak.
Savcı üzerinden siyaset yapmak kolaydı.
Dosya üzerinden savunma yapmak ise çok daha zor olacak.