Mahmut Övür

Mahmut Övür

MİT’in 2025 raporu ve ‘milli’ duruş hikâyesi

Giriş Tarihi:

Bir süre önce Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) 2025 Faaliyet Raporu yayınlandı. Raporu ve MİT Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kalın'ın sunum yazısını okuduğumda klasik olacak ama gözümün önünden AK Parti öncesi vesayetçi MİT'in hikâyesi bir film şeridi gibi geçti. Bu ülke için can yakıcı da olsa, rahmetli Turgut Özal'ın sivilleşme iradesine rağmen MİT "milli" olmaktan uzaktı.
Şu iki örnek yeter. 60 darbesinden sonra mahkemede itiraflarda bulunan Menderes'in müsteşarı Ahmet SalihKorur anlatıyor:
"Milli Emniyet'in bütün dosyalarıCIA'nın kontrolündeydi. Yeşilköy'deki soruşturma teşkilatıtümüyle Amerikalıların emrinde. (...) İstanbul Bölge Başkanı'nadoğrudan para ödüyorlar."
Eski Dışişleri Bakanlarından İhsanSabri Çağlayangil de İsmail Cem'e verdiği bir röportajda, MİT'in CIA, MOSSAD hatta o dönemin İran istihbaratıyla iç içe çalıştığını belirtiyor ve şöyle diyordu:
"Amerikalı 'Şu adam benimadamım, şunu yerleştirelim solcularınarasına' diye rahatlıkla işbirliğiyapabilir."
Bu denilen 12 Mart darbesinde yapıldı. Çağlayangil, o darbenin olacağını da MİT'ten değil, İran Şahı'ndan öğrenmişti.
Sonraki yıllarda büyük oranda ordu içindeki "darbeci" geleneğin etki alanında olan MİT'in başına siviller geçse de hiçbiri etkili olmadı. Ta ki BaşkanErdoğan'ın ikinci dönemine kadar. O dönemin ilk başlarında bile MİT'e operasyon çekildi. Gerçek anlamda "milli" istihbarat teşkilatı 15 Temmuz'dadoğdu.
Başkan Erdoğan, MİT'in 97'nci yıldönümünde bu tarihe atıf yaparak şöyle diyordu:
"İlk kez rahmetli Turgut Özaldöneminde başlayan MİT'in sivilleşmesibizim dönemimizde dahada hız kazandı. MİT sivilleştikçeasli görevlerini daha etkin,çok daha başarılı bir şekildeicra etmeye başladı. (...) Vesayetdönemleri sadece ekonomimize,sadece demokrasimize değil devletimizinomurgasını oluşturankurumlarımıza da zarar vermiştir."
Artık geçmişin kahvehane köşelerinde solcuları, sağcıları ya da İslamcıları izleyen, ordu içindeki darbecileri görmezden gelen, dış istihbaratı CIA, MOSSAD'a havale eden bir MİT yok. Artık tam tersi onlarla küresel düzeyde yarışan, sahada ve masada etkili olan, proaktif politikalarüretilmesine destek veren, istihbaratdiplomasisini aktif şekilde kullanan, casusluk girişimlerini deşifreeden etkili bir MİT var.
Raporun giriş yazısında Prof. Dr. İbrahim Kalın, MİT'in son bir yılını şöyle yorumluyor:
"Ülkemizin ve milletimizin güvenliği ve huzuru için 'Vatan İçin Her An HerYerde' şiarıyla çalışan Teşkilatımız; 2025 yılı boyunca yasal yetkileri ve sorumlulukları çerçevesinde, çatışma bölgeleri başta olmak üzere milli güvenliğimizi ilgilendiren her alanda ülkemizin stratejik çıkarlarını gözeterek kritik görevler yerine getirmiş, istihbarat diplomasisini aktif şekilde kullanarak dış istihbaratta etkinliğini artırmış, farklı terör örgütleri ile mücadelesini eş zamanlı sürdürmüş, ülkemizi hedef alan casusluk girişimlerini deşifre ederek akamete uğratmıştır."
Raporda 2025 yılı analiz edilirken 2026'nın "belirsizliği"ne de özel dikkat çekiliyor:
Raporun esas hedefini ise Stratejik Düşünce Enstitüsü analizcilerinden Halilİbrahim Büyükbaş özetliyor:
"MİT 2025 Faaliyet Raporu,Türkiye'nin güvenlik mimarisindeyaşanan derin dönüşümün en netgöstergelerinden biri olarak karşımızdaduruyor. Bu rapor yalnızcabir yılın faaliyet dökümü değil;değişen dünya düzenine karşıgeliştirilen stratejik refleksin, ilerisavunma anlayışının ve istihbaratdiplomasisinin kurumsallaşmış ifadesidir. Başkan İbrahim Kalın'ınimzasını taşıyan metin, devletaklının sahada ve masada nasılkonumlandığını, küresel kırılmalarınortasında Türkiye'nin güvenlikperspektifini nasıl yeniden tanımladığınıaçıkça ortaya koyuyor."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Mobil uygulamalarımızı indirin