DEM Parti’ye Roj Girasun dersi
Suriye'deki son siyasi gelişmeler, YPG'nin Halep'ten sonra Rakka ve Deyrizor gibi merkezlerden çekilmek zorunda kalması sadece Kandil baronlarının değil, Suriye'deki Şara yönetimine "IŞİD'ci" diyen DEM Partililerin, solcuların ve CHP'lilerin de ezberini bozdu. Son günlerde CHP'nin "selden kütükkapma" siyasetine bakmayın, başta CHP ve yanına almaya çalıştığı DEM Parti dâhil bütün bu siyasi aktörler bir kez daha tarihin yanlış tarafında durdu ve kaybetti...
Bu siyasi aktörler, işi toplumsal gerilime ve kopuşa götürecek kadar gözlerini bile kararttı. Kandil'in ya da dün olduğu gibi bugün de sürecin tıkanması beklentisi içinde olan CHP'nin bu tavrı şaşırtıcı değildi. Şaşırtıcı olan, düne kadar Meclis Komisyonu'nu önemseyen ve "İrademiz Öcalan" diye yeri göğü inleten DEM Parti'nin tam da onların istediği gibi davranmasıydı.
Bakın, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ne diyor:
"Kürtlerin gözlerindehayatımda hiç olmadığıkadar derin kırılmalara şahitoldum."
Aslında bu kırılma, Kürtlerin değil Kürtler üzerinden siyaset yapan ve her defasında Kürtleri yanlış yola sürükleyen siyasetçilerin yaşadığı kırılmaydı. Böyle olduğu da görüldü.
Ne Suriye'de ne de Türkiye'de hiçbir öngörüleri tutmadı. Daha vahimi, tıpkı CHP ve marjinal sol gibi ısrarla Suriye ve Türkiye hükümetleri "IŞİD" parantezine alınıp suçlandı. Oysa Türkiye'de 1 Ekim 2024'ten bu yana Başkan Erdoğan'ın tarihi çıkışları, MHP lideri DevletBahçeli'nin de en başta DEM Parti'ye el uzatması tarihi bir adımdı.
Buna karşı DEM Parti ne yaptı?
Bütün küresel ve bölgesel dengeler değişmesine rağmen yine Türkiye karşıtı bir pozisyon aldı. Bu da sadece aşırı milliyetçileri ve CHP'yi sevindirdi, Kürtleri değil. Hâlâ bu zihniyetin değiştiğine dair bir işaret yok. "Suriye'de ne yaşandı,Türkiye'ye nasıl yansıdı?" ve "Biz nerede yanlış yaptık" diye özeleştiri yapan da yok.
'KÜRTLERİN YÜZÜ ANKARA'YA DÖNMELİ'
Merak ediyorum, acaba içeriden yükselen sesler de duyuluyor mu?
Mesela bir süredir Kürt meselesi üzerine yaptığı araştırmalar ve analizleriyle bilinen genç bir araştırmacı var: Roj Girasun... Son günlerde yanılgı üzerine yanılgı yaşayanlara ders verir gibi ne yapılması gerektiğini tane tane anlatıyor:
"Bugün itibarıyla SDG'ninkendi doğal siyasi sınırlarınaçekilmiş olması beklenen birşeydi, hatta belki olması gerekende buydu ama bunun biranlaşmayla değil, askeri biryenilgiyle gerçekleşmiş olması,toplumsal psikolojiyi veKürt siyasetinin genel havasınıçok olumsuz etkiledi."
Anlamak isteyenlere buradan nasıl bir sonuç çıkartılması gerektiğini de açık ve net anlatıyor:
"Kürt siyasetinin yönü,Kürt toplumunun yüzü bugündenitibaren Ankara'ya dahafazlasıyla dönük olmak durumunda.Yaşanan kırılmalar,işte duygusal kopuşlardiye tabir edilen şeyleryeni bir siyasal stratejiyideğil daha önce söylenenşeyi daha güçlü söylemeyielzem hale getiriyor. Onuniçin Ankara ile barışık birKürtlük, Ankara'da güçlü olanbir Kürtlük daha elzem birdurumda bugün."
Başkan Erdoğan ve Bahçeli'nin uzattığı el hâlâ sizi bekliyor. Öcalan'ı yine dinlemediniz, bari genç Girasun'u dinleyen ve yüzünüzü Ankara'ya dönüp sivil siyaset yapın...


