24 yıl sonra aynı heyecan
AK Parti'nin 8. Olağan Kongresinde, daha BaşkanErdoğan kürsüye çıkmadan bir şey dikkatimi çekiyor; açılış sonrası hazırlanan videoların birinde 2009'da Başbakan Erdoğan'ın "One Minute" çıkışı duyulur duyulmaz salon ayağa kalkıyor ve müthiş bir alkış tufanı kopuyordu.
Bu Türkiye'nin küresel vesayete itirazının bir simgesiydi... Yeni dönem de Türkiye'nin küresel arenada oynayacağı rolü etrafında şekillenecek ve toplum büyük oraya odaklanacak. BaşkanErdoğan'ın kongre konuşmasının can alıcı noktaları da tam bu konuyla ilgiliydi.
Değişmeyen ve sorunlu muhalefet tespiti, "Toksik demokrasi" kavramsallaştırması, "Kaos Boranları"na dikkat çekmesi ve son dönemde TÜSİAD tartışmalarının da hatırlattığı "komprador burjuvazi" vurgusu boşuna değildi.
Başkan Erdoğan, özetle 8. Kongresini yapan AK Parti'nin önündeki en büyük sorunun "zehirlenindemokrasi"yi zehirden arındırıp "sağlıklıdemokrasi"ye dönüştürmek olduğunu koyuyor ve şu tespiti yapıyordu:
"Muhalefetin seçimkazanmak için terörörgütleriyle, antidemokratikgüç merkezleriyleişbirliği yapacak kadargözünü karartması, ülkemizi 'toksikdemokrasi' sorunuyla karşı karşıyagetirmiştir."
Terörsüz Türkiye hedefi de refah toplumubeklentisi de bu temel sorunla alakalıydı. Bu yüzden demokrasinin zehirlenmesi mutlaka engellenmeliydi. Başkan Erdoğan, tam da bu yüzden kendisine yöneltilen eleştirilerin aksine demokrasiyle ilgili şu vurgunun altını özellikle çiziyordu:
"Türkiye'nin ekonomide, dış politikadave siyasette itici gücü demokrasidir"
Kongre salonunda AK Parti'nin yeni yönetimininnasıl olacağı, kimlerin gelip, kimleringittiği konusu da çok konuşuldu. Bilinen Kürtsiyasetçilerin gitmesi, İyi Parti'den çok sayıdaismin yönetime girmesi küresel milliyetçi dalgayakarşı bir önlem mi bilinmez ama bu adımınçok tartışılacağı kesin. Bu arada yeni gelenlerarasında ilginç isimler de vardı, şaşırtıcı olanlarda. En ilginci ise yine "toksik demokrise"yleilgili olabileceği öngörülün Anayasa profesörüSerap Yazıcı'nın MKYK listesinde yer alması. Büyük ihtimalle böylece hem yeni anayasa hazırlığında bir denge unsuru devreye sokulacak hem de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde denge-denetim meselesi halledilecek.
Sadece bu adımlar bile AK Parti'nin 8. Olağan Kongresini 'tarihi kongre' yapmaya yeter.


