DEM Parti, halka ne anlatıyor?
Türkiye ne zaman çok temel bir sorununu çözmeye kalksa, içeriden ve dışarıdan soğuk savaş dönemi aktörleri ya siyasi ortamı ucuz bahanelerle ateşe veriyorlar ya da direkt çözümün karşısında yer alıyorlar.
Bu gerçeği en acı ve çarpıcı biçimde 2013 yılındaki çözüm sürecinde gördük. Öyle sinsi bir kampanya yürütüldü ki, toplumun yüzde 65'inin destek verdiği çözüm süreci sabote edildi ve ülke ağır bedeller ödedi. Sadece liberal demokrat kılıklı gazeteciler veya vesayetçi partiler karşı çıkmadı, Soros severler ve Selahattin Demirtaş gibi HDP eşbaşkanı da destek vermedi. Daha ilginci HDP'liler büyük oranda Öcalan'ın "Artık silahlar sussun,fikirler ve siyasetler konuşsun..." sözünü hiçbir yerde seslendirmedi. Peki bugün durum ne?
MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin çağrısının üzerinden yaklaşık 3 ayı aşkın bir süre geçti. Bu arada süreci pozitif etkileyecek çok tarihi bir olay da yaşandı, Suriye'de halk devrimi oldu. PKK terörüne güç veren bölgesel üç devlet sahadan çekilmek zorunda kaldı. Bu değişime paralel şu da görüldü: Soğuk savaş dönemi örgütü PKK'nın da artık yaşama şansı kalmadı.
Tabii hâlâ, PKK silah bırakacak ve kendisini feshedecek diye karalar bağlayan ülkeler de var. Hatta Kandil'i mesken tutmuş bazı baronlar, DEM Parti içinde ve "kent uzlaşısı" kurduğu çevrelerde "Tam iktidarı yıkmaküzereydik, şimdi zamanı mı?" diyen zamane zalimleri de var.
Ama tüm bu handikaplara rağmen hem devlet "terörsüz Türkiye" konusunda kararlı hem de Öcalan bu kez kendilerini neyin beklediğini kurduğu örgütü yöneten aktörlerden çok daha iyi biliyor. Son görüşmesinde, DEM Parti yönetimine şöyle bir talimat gönderdiği konuşuluyor:
"Yüzünüzü Kandil'e değil,halka çevirin, demokratik siyasetalanını genişletin ve halka anlatın..."
Neyi anlatacaklar? Tabii ki en azındanterörün bitmesinin ve silahlarınsusmasının gerekliliğini...
Ne gezer?
DEM Parti eşbaşkanları TülayHatimoğulları ve Tuncer Bakırhandâhil hiçbiri gittikleri toplantıda, katıldıklarıpanellerde böyle bir şeyden sözetmiyor, tam tersine yüksek perdeden"pazarlık" yapılacağını söylüyorlar.
Bir anlamda bu siyasi aktörler, bildikleri hâlde Öcalan'ın verdiği ve vereceği mesajları halka iletmeme çabasında.
Oysa Suriye'de YPG'nin başındaki Abdi Şahin bile verilecek mesajı anlamış ki, hem bizim daha önce duyurduğumuz açıklamanın 15 Şubat'tayapılacağını hem de Suriye'yle ilişkili olacağını iki İtalyan gazeteciye şöyle anlatıyor:
"Bildiride Suriye'nin kuzeydoğusuylailgili bir şeyler olacağınainanıyoruz. Abdullah Öcalan'ın bubölgeyle birçok bağı var."
15 Şubat'a çok az süre kaldı. Terörüsonlandırma açıklamasından İsrail veFransa gibi birçok ülke memnun olmayacak,hatta bağıracak. İçeride sokaklarıateşlemek isteyenler de aynı havada. Ancak garip olan hem anayasal eşit vatandaşlık talep edeceksin hem de o talebin gerçekleşmesindeki en büyük engelin kalkması için uğraşmayacaksın. DEM Parti ne yazık ki bu gerçeği görmüyor.
İrlanda'dan Kolombiya'ya dünyanın birçok bölgesinde terör örgütlerinin silah bırakma süreçlerini yakından izleyen yazar Adnan Boynukara'nın Perspektif sitesinde dile getirdiği şu uyarıyı DEM Partililerin dikkatine sunuyorum:
"PKK ve bağlaşık örgütlerininde artık oldukları halleriyle varlıklarınısürdürmelerinin zemini kalmamıştır. Şiddet ve terörde ısraretmek, küresel güçlerin, istihbaratörgütlerinin ve askeri endüstriyelçevrelerin kullanışlı elemanı olmanınötesine geçmiyor. Bunda ısrar,Kürtlere ve bütün Ortadoğu halklarınadüşmanlık etmektir."


