Kerem Alkin

Kerem Alkin

ABD-İran Savaşı? Bu bir ABD-Çin Savaşı

Giriş Tarihi:

Ortadoğu'da yaşananlara bakıp hala bunun klasik bir ABD-İran gerilimi olduğunu düşünenler var ise, bu karmaşık küresel ekonomi-politik oyunun sadece görünen yüzüne bakıyor demektir. Perde arkasında çok daha büyük bir mücadele var. Bu, aslında adı konmamış bir ABD-Çin Savaşı. Bugün İran semalarında uçan bir F-35'e sadece ABD'nin yeni nesil savaş uçağı olarak bakamayız. Bu uçak esasen Çin'de işlenmiş 418 kilogram nadir toprak elementinin de havadaki hali. Sadece F-35 değil, radarlarından güdüm sistemlerine kadar, ABD'nin en gelişmiş silah sistemlerinde kullanılan kritik bileşenler de Çin'e bağımlı. Yani ABD İran'a karşı savaşırken, paradoksal şekilde, İran'ın destekçisi Çin'in tedarik zincirine yaslanıyor.
2. Merkantilizm döneminin ilk savaşı olan Ukrayna Savaşı ile ikinci savaş olan İran Savaşı'nın karmaşık ve kaotik yönü buradan başlıyor. Center for Strategic and International Studies ve RAND Corporation gibi kuruluşlar uzun süredir modern savaşların artık sadece askeri güçle değil, mineral vetedarik güvenliğiyle kazanılacağını belirtmekteler. Çünkü, '5. Nesil Savaşlar' döneminde, mesele artık sadece silah üretmek değil, silah ve mühimmat tedarikini sürdürülebilir kılmak. Savaş uçaklarının ve denizaltıların kalbinde yer alan pek çok kritik elementlerin neredeyse tamamı Çin'de işleniyor. Yakın dönemde de Çin'e alternatif tedarikçi çıkabilecek gibi gözükmüyor.
Yani, ABD dünyanın her yerinde savaşabilir. Avrupa, kendi savunma şirketlerine güvenerek, yeni ve güçlü bir Avrupa Ordusu kurabilir. Ama, hem ABD, hem de Avrupa'nın askerini gücünü ve savaşları ne kadar sürdürebileceği, doğrudan Çin'e bağımlı. Üstelik, kördüğüme dönmüş Hürmüz Boğazı'nda tablo daha da çarpıcı bir hal alıyor. Bir tarafta Çin bağlantılı tankerler, İran'ın kontrol ettiği geçiş noktalarından yuan ile ödeme yaparak geçiyor. Diğer tarafta ABD, aynı coğrafyada, yine Çin kaynaklı kritik girdilerle üretilmiş mühimmat ve silahlarla operasyon yürütüyor. Adeta aynı sistemin içinde, aslında birbirine bağımlı iki güç, ABD ve Çin karşı karşıya. Bu artık klasik bir jeopolitikrekabet değil; tam anlamıyla bir bağımlılık savaşı.
Carnegie Endowment for International Peace ve Chatham House analizleri de bu gerçeğe işaret ediyor: 21. Yüzyıl'ın savaşları cephede değil, tedarik zincirlerinde kazanılıyor. Nitekim, sahadaki gelişmeler bu tabloyu doğruluyor. ABD'nin kısa sürede yüzlerce füze kullanması bir askeri güç gösterisi gibi gözükse de; aynı zamanda hızla eriyen bir stok ve zafiyet anlamına da geliyor. Çünkü, ABD'nin füze ve mühimmat stoklarını yeniden doldurulması da yine Çin'e bağlı. Öyle karmaşık bir küresel ekonomi-politik denge oyunu söz konusu ki, ABD savaşarak güç biriktiyor; Çin ise, tedarikte bağımlılık oluşturarak ve sabırla bekleyerek güç biriktiriyor. Brookings Institution bu durumu 'stratejik sabır' olarak tanımlıyor. Biri sahada maliyet öderken, diğeri sistem kuruyor.
Üstelik Çin, İran petrolünün büyük bölümünü almaya devam ederek bu savaşın ekonomik damarını da kontrol altında tutuyor. Bunu dolar yerine yuan üzerinden yürüterek, ayrıca yeni bir finansal mimari için oyun kuruyor; ki bu da işin üçüncü boyutu. Çünkü, bugün savaş sadece sahada değil, para birimleri üzerinden de veriliyor. ABD, Hürmüz'de askeri varlıkla denge kurmaya çalışırken; Çin aynı bölgede ekonomik egemenliğini sessizce büyütüyor. İki buçuk yıl önce Çin'in Suudi Arabistan ile İran'ı barıştırması boşuna değildi. Bu adım, daha büyükbir stratejinin parçasıydı. Mevcut İran Savaşı o hattı zayıflatmış olabilir. Ama Çin'in sessizliği geri çekilme değil, yeniden pozisyonalma olabilir. Ukrayna veya İran. Artık, karşımızda artık klasik bir savaş yok. Yenidönemin savaşları, kritik minerallerin, enerji akışlarının ve para birimlerinin savaşı. Ve belki de en kritik gerçek şu; İran Savaşı yenive büyük bir mücadelenin sahası. 21. Yüzyıl'ın yeni savaş dili artık çok net: Silahlar sahanın kaderini belirlese de, esas savaşların kaderi tedarik zinciri gücü ile yazılacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Mobil uygulamalarımızı indirin