ABD'nin Venezuela'ya yönelik askeri operasyonu dünyayı birbirinekattı. Trump yönetimi bu hamleyi uluslararası arenada ilginç iddialarla gerekçelendirirken, bir yandan da küresel güç dengelerinde kalıcı etki peşinde olduğunu da gösterdi. Bu operasyon BM Şartı'nın ayaklar altına alındığı bir uluslararası hukuk krizinin de ötesinde; esas bundan sonrasında, sağlam duran ulus devletlerin egemenlikleri ile küresel kapitalizminvahşi çıkarları arasındaki çetin çatışmanın bir yansıması olarak öne çıkacak.
Trump Yönetimi kendine göre, bu operasyonla dört mesaj vermek istedi. İlki, bölgeselgözdağı.Trump yönetimi, hiçbir Latin Amerika ülkesinin ABD karşıtı pozisyonla ağır bedellerden kurtulamayacağına dair gözdağı vermeye yeltendi. Maduro'nun aniden hedef alınması, ABD'nin 'bizimle değilseniz kaybedersiniz' paradigmasının sert bir uyarısı gibi oldu. Yalnızca Venezuela değil, bölgedeki tüm sol veya Washington karşıtı hükümetlere gözdağı verilmeye çalışıldı.
İkincisi, petrol ve nadir elementler gibi kaynakların kontrolü. Venezuela, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip. Bu zenginlik, bir ulus için nimet olabileceği kadar; aynı zamanda jeostratejik bir hedef. Trump'un Maduro sonrası 'ABD şirketlerinin Venezuela petrolünü devreye sokacağız' ifadesi, ekonomik çıkarların bu operasyonun merkezinde olduğunu da teyit ediyor. Aynı anda, nadir elementler ve stratejik mineraller açısından da Venezuela'nın potansiyeli, küresel pazarlarda Çin ve diğer ekonomik rakiplere karşı yeni bir kontrol alanı yaratma isteğini açıkça ortaya koyuyor.
Üçüncüsü, Çin'e alternatif enerji kaynakları arayışında meydan okuma. ABD bu operasyonla yalnızca Batı Yarımküre'de etki yaratmakla kalmadı; aynı zamanda Çin'in enerji tedarik koridorlarına doğrudan da meydan okudu. Panama Kanalı çevresindeki Çin varlığının zayıflatılması, Washington'un Pekin'e stratejik baskı unsuru oluşturmak istediğinin somut göstergesi. Bu, iki ülke arasında jeopolitik çıkarsavaşının enerji ve hammadde almakla ilgili olduğunu da bir kez daha hatırlatıyor; ancak, bu sefer yalnızca ticaret değil, egemenlik ve güvenlik boyutuyla.
Dördüncüsü, uluslararası hukukun ayaklar altına alınması. BM Şartı'nın devlet egemenliği ve güç kullanımıyla ilgili temel ilkeleri, bu operasyonla ciddi şekilde aşındı. Uluslararası hukuk çerçevesinde, devlet başkanı gibi seçilmiş bir liderin başka bir ülke tarafından silahlı kuvvetle ele geçirilmesi ağır bir felaket. Uluslararası toplumdan gelen yoğun tepkiler de bu kaygıyı paylaşıyor: Meksika, Brezilya, Türkiye ve Uruguay gibi ülkeler operasyonu açıkça Birleşmiş Milletler Şartı'na aykırı buldu; Rusya ve Çin sert tepki verdi.
'1850 Monroe Doktrini'nden '2026Donroe Doktrini'ne adeta sömürgecilikanlayışının evrimine şahit oluyoruz.1823'te ortaya konan klasik MonroeDoktrini, Avrupa güçlerinin Amerika kıtasınasömürgecilik müdahalesini engellemeyiamaçlıyordu. Trump yönetiminin bu darbeciharekatıyla birlikte, bu yaklaşımın modernversiyonu 'ABD çıkarları neyi gerektiriyorsao yapılarak küresel düzen yeniden şekillendirilecek'anlayışına dönüşüyor. Trump'ın buvizyonuna şaka yollu 'Donroe Doktrini' denmesiboşuna değil. Çıkarların hegemonyasıuluslararası hukukun önüne konuluyorve askeri güç, ekonomik hammadde kontrolünügaranti altına almak için kullanılıyor.
Artık, 'Yeni Dünya Düzeni ve YeniNesil Sömürgecilik' başlığı altındaoldukça hararetli bir tartışma döneminegiriyoruz. Trump Yönetimi'nin küreselpetrol ve nadir element piyasalarındahegemonya kurma, Çin'in yükselişini frenleme,uluslararası hukuku ikinci plandabırakma ve ulus devletlerin egemenlikleriniekonomik çıkarlarla yenidenşekillendirme niyeti bariz şekilde görüldü.'Vahşi Merkantilizm 2.0' sadece LatinAmerika'yı değil, tüm dünyayı yenidenkonumlandırmayı amaçlıyor. Ve, bu süreçteuluslararası hukuk, Birleşmiş Milletlernormları ve egemen devletlerin hakları ağırbir sınamadan geçecek. Bu nedenle, ekonomik,askeri, istihbarat, toplumsal mukavemetve siyasi istikrar açısından her ülkelerinkendi iç kalelerini tahkim edeceğiyeni bir çeyrek yüzyıla giriyoruz.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.