Rejime niyet, sisteme kısmet
Rejimi devireceklerdi!
Nükleerin her türlüsünü bitireceklerdi!
Balistik Füze gücünü çökerteceklerdi!
Vekil güçleri silip süpüreceklerdi!
Ülkeyi bölüp ayrılıkçılara yönettireceklerdi!
Plan buydu.
ABD ve İsrail aylar öncesinden sahayı hazırlamış, hedefi net koymuştu.
Kabul.. kusursuz bir senaryo olabilir. Zira bu bahsetmiş olduğumuz iki ülke den beklenen de buydu.
Peki 30 günün sonunda ne oldu?
Tarih hep söylemiştir:savaş sahada yazılır.
Ve bugün gelinen noktada soru değişti:
Sarsılan rejim mi? Yoksa sistemleri mi?
Çünkü tablo açık: Kalkan delinmiş, cephe genişlemiş, hesaplar bozulmuş durumda.
****
İsrail'e kısa bir bakış..
Demir kubbe: Yalnızca bir savunma sistemi değil; İsrail'in "dokunulmazlık" algısının temeliydi adeta.
Hatta bir efsaneydi..
Ama artık değil.
Sistem çalışıyor. Ama eskisi gibi koruyamıyor. İran'ın uyguladığı doygunluk stratejisi, pahalı savunma mekanizmalarını yordu, tüketti ve yer yer aştı.
Bugün üç koldan saldırı altında: Kuzeyde Hizbullah, güneydeHusiler, doğrudan İran.
İlk 15 gün İran sahadaydı. 15. gün Hizbullah devreye girdi. 30. gün Husiler dahil oldu.
Haliyle İsrail'in kaynakları bölünüyor ve tükeniyor. Askeri refleksleri zayıflıyor.
Zira İsrail Genelkurmay Başkanı Beyaz bayrak öncesi Kırmızı bayrağı çekti.
Ordu alarm veriyor.
Devrim muhafızları Hizbullah ve Husiler karşısında mevcut Ordu zorlanırken yedek askerlerle İsrail'in cephesi ayakta kalamaz diyor…
İşte bu sürekli alarm hali, genişleyen cephe hattı ve artan operasyon yükü artık toplumsal ve siyasal bir baskıya dönüşüyor.
****
Okyanus ötesinde ise düşen bombalardan daha büyük bir sarsıntı var…
ABD Başkanı…
"Körfez'in vurulmasını beklemiyorduk"
"CIA'in bilgilerine güvenmiyorum…"
Koskoca bir ABD; Pentagon, Beyaz saray, CIA FBI ulusal istihbarat vs..
Bunları hiç mi planlamamıştı hiç mi düşünmemiş ve görmemişti?
İran'a haritadan sileceğiz diyen savaş bakanı bugün "şu kadar uçak vurduk, şu kadar füze rampası vurduk, şu kadar gemi vurduk" demekle yetiniyor ..
Karar alıcılarla istihbarat arasındaki uyumsuzluk, savaşın en kritik anında ortaya çıktı. Sarsılan sadece cephe değil, karar mekanizmasıdır.
Dikkatlerden kaçmasın..
Hegseth geri planda son günlerde.
Trump öne bir kurban attı savaşı o başlattı diyerek..
Bugünlerde Rubio görünüyor.
Bir de müzakereciler var.
Masaya gelen isim özel temsilci Witkoff yada damat Kushner değil..Doğrudan başkan yardımcısı: JD Vance.
Yaşanan sıradan bir diplomatik temas değil,aksine krizin ulaştığı seviye!
"Sahada direnen, masada muhatabını yükseltir." İran açısından bu açık bir kazanımdır.
***
30 günün sonunda psikolojik üstünlük İran tarafında…
Bir refleks mi? Hayır. Zamanlaması yapılmış bir yıpratma stratejisi.
Bu, savaşın en dikkat çekici taraflarından birisi… İran tüm kapasitesini bir anda sahaya sürmedi. Aksine, liderini ve komutanlarını kaybetmelerine rağmen sabırla oynadı.
Önce Körfez'deki ABD üslerini hedef aldı. Ardından bölgedeki enerji hatlarını vurdu. Sonra Hürmüz Boğazı kartını öne sürdü.
Savaşı yalnızca askeri bir mücadele olmaktan çıkardı. Jeoekonomik bir baskıya dönüştürdü. Önce Körfez'i etkiledi. Sonra Avrupa'yı tedirgin etti. Ardından küresel dengeleri sarstı.
***
SONUÇ…
Rejim zayıfladı belki ama sarsılmaz denilen SİSTEM büyük depremlerle sallanıyor.
Bu bir zafer mi? Henüz değil.
Ama bir gerçek var:
Sahada şartlar dengelenmeye başlarsa bu ya barışa ya da daha büyük yıkımlara neden olabilir!
Bekleyip göreceğiz!


