Tahir İnan

Tahir İnan

Seçkinlerin laikliği!

Giriş Tarihi:

Demokratlık da nasip işi.

Dünya büyük savaşların eşiğinde.

Bölgemizde düşmanlar yeni planları uygulamaya koyuyor.

Dünya düzeni adeta yeniden şekilleniyor.

Ama bizim ülkemizin ana muhalefetinin ve sözde entelektüellerinin gündemi çocukların Ramazan etkinlikleri ve söyledikleri ilahiler.

Ama yakın geçmişimize aşina olanlar bu durumun yabancısı değil.

Yani yaşananlar duyulan rahatsızlıklar yeni değil.

Bu bir refleks değil.

Bu bir sektör.

Çünkü bu mesele ne ideolojiyle açıklanabilir ne demokrasiyle ne laiklikle.

Burada karşımızda olan şey; seçici laiklik pratiğidir.

Yani laikliği ilke olarak değil, araç olarak kullanma biçimi.

Bu işin Atatürkçülükle de doğrudan bir ilgisi yok, CHP'lilikle de, sekülerlikle de.

Zira yapılan çağdaşlık değil.

Yapılan modernlik değil.

Yapılan özgürlükçülük hiç değil.

Yapılan şey, en basit haliyle siyasal çıkar üretmek.

Yani fırsatçılık.

Türkiye'nin terörsüz bir bölge inşa etme süreci var, çevresinde yeniden şekillendirilmeye çalışılan bir coğrafya var, Türkiye karşısında tehdit haline gelebilecek yeni düşmanca ittifaklar var…

Ama birileri için tehdit "Ramazan fenerleri".

***

Bu durum bize şunu gösteriyor:

Somut siyasal rekabet alanında karşılık üretilemediğinde, sembolik siyaset devreye giriyor.

Sahi, gerçekten laiklik mi korunuyor?

Yoksa seçkinlere yönelik yeni bir devlet yapısı mı inşa edilmek isteniyor?

Bakın mesela demokrasinin, özgürlüklerin, medeniyetin beşiği! olan ülkelere.

İngiltere'de, Almanya'da, Fransa'da Noel, Paskalya vs etkinliklerine.

Bu ülkeler laik değil mi?

Hiç kimse bunu "rejim tehdidi" olarak sunuyor mu?

Çünkü o toplumlarda dinî-kültürel semboller, medeniyet devamlılığının bir parçası olarak görülür.

Bizde ise her fırsatta bu ülkelerin aynı semboller üzerinden bir "varoluş krizi" dili üretiyor.

***

Hatırlamakta fayda var.

Bir zamanlar namaz kılan öğrencilerden rahatsız olanlar vardı.

Cuma namazına giden gençleri "güvenlik sorunu" diye sunanlar oldu.

Başörtüsünü rejim tehdidi ilan eden manşetler atılıyordu.

Sahi neredeler bunları söyleyenler?

AK Parti seçimi kazanırsa bir daha seçim olmayacak bu ülkede diyenler nerede?

Her biri koltuklarında, her biri o söylemleriyle kazandıklarını tüketme derdinde.

Bugün aynı teknik, aynı taktik yeniden sahnede.

Şimdi hedef ilahi söyleyen öğrenciler.

Şimdi tehdit Ramazan etkinlikleri.

Vaktinde Kudüs geceleri düzenleniyor diye Tank yürütenleri destekleyenler, bu ülkede şimdi Kudüs gecelerinde oy topluyor.

Çankaya'da Başbakanlık'ta iftar düzenleniyor diye irtica naraları atanlar, teravih çıkışlarında oy topluyor.

Gerçek meseleler konuşulmasın diye, semboller üzerinden değerler üzerinden, inanç üzerinden gerilim hattı açma derdindeler.

Klasik bir kriz üretim stratejisi yani.

Aksi halde.

Ramazan iyiliği, merhameti öğretir, paylaşmayı öğretir.

Bunu gidip Avrupa'dan birine sokak röportajında sorsanız "Bunun neresi tehdit diye" sorarlar adama?

Ama Asıl tehdit; toplumun tarihsel ve kültürel sürekliliğini problemleştirmektir.

İnkara kalkışmak.. karalamaya, silmeye kalkışmak..

Asıl problem; özgüven eksikliğidir.

Türkiye'nin gerçek meseleleri ortadayken,

Ramazan üzerinden gündem üretmek masum gösterilemez.

Velhasıl ….

Kökü olmayan kuru bir dal bu.

Sıkıştıkça sarılılan ama her seferinde ellerinde kalan bir kuru dal.

Ramazan ayrıştırmaz.

Ayrıştıran şey, gerici bir mirasa sahip çıktığını zannedenler…

Ayrıştıran bundan oy devşirmeye çalışan çoğulluğu kabullenemeyen siyasal dil.

Demokratlık gerçekten nasip işi.

Çünkü demokrasi, sadece azınlığın haklarını değil,

çoğunluğun inancını ve kültürel varlığını da tanımayı gerektirir…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Mobil uygulamalarımızı indirin