IRAK: Tam bitti derken sil baştan
USS Abraham Lincoln…
Varsa yoksa bu uçak gemisi son günlerin konusu.
Neden? çünkü İran'a yapılma ihtimali görülen saldırıda kullanılacak olan amerikan ordusuna ait uçağı gemisi.
Operasyon yapılır mı yoksa caydırıcı olması için kullanılan bir tehdit aracı mı bilinmez.
Ama olası bir operasyonda bölgenin çok ciddi bir kaosa sürükleneceği kesin.
Çünkü İran ne Suriye'ye benzicek ne de Irak'a.
USS Abraham Lincoln uçak gemisi ise bu sürecin en yakın tanıklarından.
Amerika Birleşik Devletleri ' nin 2003 yılında başlattığı Irak işgalini hatırlayalım.
O işgal de başı çeken gemide oydu. Hatta o anı ölümsüzleştiren fotoğraf karesi de işte bu:

1 Mayıs 2003 – ABD BAŞKANI GEORGE W.BUSH
"Görev başarıyla tamamlandı" yazıyor arkasında. USS Lincoln'ün üzerinde.Başarıyla tamamlanan görev Irak'ın işgali.
Orta Doğu'da yıllarca sürecek olan kaosun ve ortaya çıkacak olan yeni terör örgütlerinin, istikrarsızlığın, iç savaşların ve parçalanmaların başladığı o görev.
Şimdi benzer bir görev için mi burada bunu ilerleyen günlerde hatta ilerleyen saatlerde göreceğiz.
****
O dönemde Ortadoğu'da bazı isimler vardı ki; bu bölgenin insanı olup ülkesini ABD'ye adeta peşkeş çekmişlerdi.
İşte o isimlerden birisiydi Nuri el-Maliki. Ve bugün tekrar sahnede…
Kimdi peki Maliki? Irak siyasetinde nasıl bir yere sahipti? Ve neden bugün yeniden sahneye sürünmek isteniyor ?
Nuri el- Maliki'yi kısaca özetlemek gerekirse…
• Irak'ta Şii hareketin önemli figürlerinden biri.
• Hayatının önemli bir bölümünü Saddam Hüseyin döneminde, İran ve Suriye'de geçirdi. Buralarda Şii milis güçlerinin temellerini attı.
• İran'ın ve devrim muhafızlarının desteği ile ülkesine karşı silahlı örgütsel faaliyetler yürüttü.
• ABD'nin 2003 Irak işgalinden sonra Irak'a döndü ve hızla yükseldi.
• 2006–2014 yılları arasında iki dönem Irak Başbakanı, 2014–2018 yılları arasında Irak Cumhurbaşkanı Yardımcılığı görevini yürüttü. Yönetiminde yolsuzluk iddiaları en üst seviyeye çıktı.
• Tahran'ın Irak üzerindeki nüfuzunun artmasında önemli rol oynadı.
• Mezhepçi ve baskıcı bir yönetim anlayışı izledi.
• Sünnilere ve kürtlere yönelik dışlayıcı politikalar uyguladı ve döneminde büyük suikastlar düzenlendi.
• Bu politikalarla Irak'ta mezhep çatışmalarını derinleştirdi ve bu sayede adeta DEAŞ'a alan açtı.
Kısacası ABD'nin işgal dönemindeki en büyük müttefikiydi Maliki…düşünün ki ülkesindeki en büyük şii hareketlerden olan Sadr hareketi bile son döneminde karşısındaydı.
Tabi Maliki'nin siyasi geçmişi, yalnızca mezhepçi politikalarla değil, açık Türkiye karşıtlığıyla da hatırlanıyor. Başbakanlık yaptığı 2006–2014 yılları boyunca Ankara-Bağdat hattı ciddi krizlere sahne oldu. Türkiye'nin Irak'ta kapsayıcı siyaset çağrıları, Sünni Araplara yönelik dışlayıcı politikalara itirazı ve bölgesel denge vurgusu, Maliki yönetimi tarafından "iç işlerine müdahale" olarak nitelendirildi.
Cumhurbaşkanı yardımcılığı yaptığı 2014–2018 döneminde de bu tutum değişmedi. Türkiye'nin Başika'daki askeri varlığı üzerinden yürütülen sert söylemler, diplomatik krizleri derinleştirdi. Ankara'nın terörle mücadele gerekçeleri göz ardı edilirken, Maliki çizgisi Türkiye'yi bölgeyi istikrarsızlaştıran bir aktör olarak göstermeye çalıştı.
Bugün Maliki'nin yeniden sahneye çıkması, bu hattın tekrar canlandırılabileceğine işaret ediyor. Üstelik Maliki'nin son dönemde Suriye'deki Şara yönetimini "terörist" olarak nitelemesi, bölgedeki kırılgan dengeleri daha da zorlayabilecek nitelikte.
Bu söylem, yalnızca sıradan diplomatik bir çıkış değil; Irak, Suriye ve bölgedeki silahlı yapıların yeniden pozisyon almasına yol açabilecek bir dil…
Iraklı bir Şii liderin bu tanımı kullanması, sahada yeni vekil gerilimlerini ve kontrolsüz çatışmaları tetikleme riskini de barındırıyor.
Enteresan olansa vaktiyle adeta düşman olan Barzani Maliki cephesinin olumlu sinyaller vermesi…
Peki neden şimdi?
Tahran, doğrudan cepheye çıkmadan alan tutmayı tercih ediyor.
Lübnan'da Hizbullah'ın verdiği ağır kayıplar, Suriye'de sahadan silinmesi, 12 gün süren İran-İsrail savaşı ve bugün dikkatlerin yeniden İran'a çevrilmesi, Tahran'ı vekil aktörler üzerinden yeni bir savunma ve baskı hattı oluşturmaya itti. Irak, bunun için en elverişli saha.
Maliki ise bu denklemde hem en tanıdık hem de en işlevsel bir figür.
Tam da Irak'ta yönetimdeki boşluğun dolduğu bir dönemde Türkiye ile bölgesel ittifakların arttığı Irak'ın yeniden yükselişe geçtiği bir dönemde bunun olması oldukça manidar.
Ülkedeki şeyi nüfus oranı ve meclisteki çoğunluğu dikkate alındığında maliyenin seçilmesi olası görünüyor.
Ancak bunun Irak için bedeli çok ağır olur.
Üstelik Amerika Birleşik Devletleri bu işe hiç ama hiç sıcak bakmıyor
Bir dönem el ele verip paramparça ettikleri Irak, bu kez onların düşmanlığı üzerinden kaosa sürüklenmek isteniyor.
Şimdilik tanıdık iki isim sahnede
Abraham Lincoln ve Maliki..
Sırada bakalım kimler var??