Osman İmece

Osman İmece

Yanlış anlaşıldığımızda neden susuyoruz?

Giriş Tarihi:

Bir şey söylersiniz karşınızdakinin yüzü hemen değişir.

Siz de içinden geçeni hissedersiniz.
"Yanlış anladı."
Ama bir şey söylemezsiniz.
Düzeltmezsiniz.
Açıklamazsınız.
Sadece susarsınız ve konuyu kapatırsınız sanki o an hiç yaşanmamış gibi.
***
Bu susuş zayıflıktan değil.

Çoğu zaman çok daha karmaşık bir yerden geliyor.

İnsan zihni sosyal reddi fiziksel acıyla neredeyse aynı bölgede işliyor.
Yanlış anlaşılmak
küçük ama gerçek bir tehlike sinyali gibi hissettiriyor bize.
Ve tehlike karşısında içgüdüsel tepki çoğu zaman savaşmak olmuyor.
Kendini açıklamak yerine susmak daha çok tercih ediliyor.
Savunmak ise suçlanmayı kabul etmek gibi geliyor insana.
Bu yüzden susmak o anda en az riskli liman gibi görünüyor.
Ama susuşun da bir bedeli var.
Düzeltilmemiş o yanlış anlama ilişkinin içinde kalıyor.
Zamanla bir katman oluşturuyor. Aşılması zor çok bir katman...
***
Sosyal hayatta kendini ifade etmek konuşmaktan çok daha cesaret meselesi günümüzde.
Çünkü açıklamak görünmek demek.
Görünmek ise reddedilme ihtimalini büyütmek demek.
Zihin bunu biliyor ve sizi korumaya çalışıyor.
Ama korumanın bedeli bazen yalnızlık oluyor.
Kalabalığın ortasında kimsenin gerçekten tanımadığı bir yalnızlık.
Belki de en zor sosyal beceri bu.
Yanlış anlaşıldığında susmamak.
Savunmadan saldırmadan,
sadece "Aslında şunu demek istedim" diyebilmek.
Küçük bir cümle. Ama içinde aslında büyük bir özgürlük var.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Mobil uygulamalarımızı indirin