Osman İmece

Osman İmece

Noel’de olsa katliam, Ramazan’da olunca "operasyon"!

Giriş Tarihi:

Dünya siyasetinin ve küresel medyanın "ikircikli" yapısı artık sadece bir eleştiri konusu değil gözle görülür bir gerçeklik haline de dönüştü.

Bugünlerde içinde bulunduğumuz durum vicdan sahibi herkesin şu soruyu sormasına sebep oluyor.

Hangi kanın döküldüğü mü önemli yoksa hangi takvim yaprağında döküldüğü mü?

On bir ayın sultanı Ramazan, Müslüman alemi için barışın, nefis terbiyesinin ve dayanışmanın zirvesidir.

Ancak tarihin tekerrür eden o karanlık sayfasında yine aynı manzarayı izlemek zorunda bırakıldık.

İran'a yönelik saldırılar, tam da bu mübarek iklimin kalbinde gerçekleşti.

Ne var ki dünya manşetlerinde bu durum inanç dünyasına bir saldırı olarak değil,
"stratejik bir hamle" ya da "meşru müdafaa" ambalajıyla sunuldu.

ABD ise dünyaya işte bu cümleyle pompalıyor savaşını: "İran, ABD için büyük tehdit, İran ABD'yi füzelerle hedef alacak"

Eğer İran gerçekten Noel'de ABD'ye saldırsa manşetler ne olurdu?

Şimdi gelin, zihnimizi biraz zorlayalım ve empati terazisini tersine çevirelim.

Farz edelim ki İran, Hristiyan dünyasının en kutsal dönemi olan Noel gecesinde veya Paskalya sabahında
ABD'ye yönelik bir saldırı gerçekleştirseydi.


Dünya basını ertesi gün nasıl uyanırdı?

"Kutsala Saldırı!"

"Dini Günde Barbarlık!"

"Medeniyet Değerlerimize Kan Bulaştı!" vs. vs...


Manşetler sadece askeri bir çatışmayı değil bir inanç sistemine,
bir yaşam biçimine ve "tüm insanlığın kutsallarına" yapılmış topyekün bir saldırı olarak atılırdı...

Küresel kamuoyu ayağa kalkar, diplomatik ambargolar havada uçuşur ve bu saldırı "tarihin en büyük din savaşı" olarak literatüre geçerdi.

Ancak söz konusu Ramazan olduğunda, dökülen Müslüman kanı medyanın o "hassas" süzgecinden bir türlü geçemiyor.

Müslümanlar katledilirken sessiz kalanlar, kendi kutsalları söz konusu olduğunda vicdan bekçiliğine soyunuyor.

Bu durum, dünyanın artık gizlenemeyecek kadar ayyuka çıkmış olan ahlaki ikiyüzlülüğüdür.

Bir tarafın bayramı "dokunulmaz" kabul edilirken, diğer tarafın orucu ve bayramı bombaların gölgesinde geçiyorsa orada ne uluslararası hukuktan ne de evrensel insan haklarından bahsedilebilir.

Modern dünya maalesef kutsalları bile "güç dengelerine" göre tasnif eden adaletsiz bir terazi haline dönüştü.

Eğer bir saldırı Noel'de yapıldığında "vahşet", Ramazan'da yapıldığında "operasyon" olarak adlandırılıyorsa.

Bu sadece siyasi bir ayrım değil, insanlık onurunun da hiçe sayılmasıdır.

Dünyanın ikircikli yüzü dökülen kanın rengini değil, döküldüğü coğrafyayı ve takvimi baz almaya devam ettiği sürece gerçek bir "barış" hayalden öteye geçemeyecektir.

Unutulmamalıdır ki bir inancın kutsalına duyulmayan saygı, aslında tüm insanlığın ortak değerlerine vurulmuş bir darbedir.

Bugün Trump ABD'sinin ve Netanyahu İsrail'inin de yaptığı şey bundan başka değildir....

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Mobil uygulamalarımızı indirin