Viral Olmak İçin Ateşte Yürümedi!
Orta Doğu'da yine bir savaş daha yaşanıyor.
Yıllardır bu coğrafyada savaşlar yaşanıyor.
Yıllardır bitmek bilmeyen
İran-Irak savaşı
Irak'ın Kuveyt'i işgal etmesi
Sonra Irak'ın işgal edilmesi
Suriye'nin Lübnan'ı işgal etmesi
Arap-İsrail Savaşı
Altı Gün Savaşı
Yom Kippur savaşı
Mısır-İsrail savaşı
DEAŞ'ın Suriye ve Irak'ı işgal etmesi
İsrail'in Lübnan'ı işgal etmesi
İsrail'in Gazze'yi işgali
İsrail'in Lübnan'ı işgali
İran-İsrail 12 Gün Savaşı
Ve bugün ABD/İsrail-İran savaşı, İsrail'in Lübnan'a ve Gazze'ye saldırıları…
Avrupalı devletlerin Orta Doğu'dan çekilene kadar yaşanan çatışmalara değinmiyorum bile.

Kan ve gözyaşı bu coğrafyanın kaderi mi peki?
Hollywood filmlerinde Orta Doğu'dan bahsederken bazen "Benzin deposu", "Sadece altı petrol dolu bir çöl" veya benzeri yukarıdan bakan tanımlamalar yapılıyor buna hepiniz şahit olduğunuz ve izlediniz.
Aslında alt metinde vurgulanan anlam bölgedeki insanların, toplumların 'medeniyetten uzak olduğu' iması.
Her senarist için aynı zamanda el kitabı gibi kabul edilen ama özellikle Hollywood senaristlerinin çok sık yöntemlerini kullandığı iki yazar ve iki kitap var;
Kahramanın sonsuz yolculuğu - Joseph Campbell
Öykü - Robert Mckee
Ve iki yazar da eserlerinde mitolojinin gücünü kullanıyor.
Anlatımda mitolojik figürleri ve anlatımı temel alıyor.
Hatta Campbell mitlerdeki gibi 12 sayısını kullanıyor.
Kahramanın sonsuz yolculuğu kitabında kahraman 12 aşamadan geçerek hikayeyi tamamlıyor.
O filmlerde Orta Doğu'ya ironik bir şekilde medeniyete atıfta bulunurken, filmin kurgusu bile Orta Doğu'daki eski medeniyetlerin inanç sistemleri, Tanrıları ve hikayelerinden temel alınmış bir teknik kullanıyorlar.
Ve bu medeniyetlerin geride bıraktığı tarihi eserler, hikayeler o kadar önemli, o kadar değerli ki, Osmanlı döneminde başlayan arkeoloji çalışmaları Osmanlı'nın dağılmasıyla daha da arttı.
Sonrasında bulunan eserler Avrupa'daki müzelere götürüldü.
Hatta çoğu çalındı!!!
Bu toprakların eserlerinin köklerinden koparılarak beton duvarların arasına hapsolması nasıl açıklanabilir?
Bu sahiplenme tutkusu ne ile ifade edilebilir?
Medeniyetle…
Çünkü tarihi Medeniyetlerin eserlerine paha biçilmez…
Peki az önce de bahsettiğim "Medeniyet mahrumu" olarak tanımladıkları toplumlarının asırlar, hatta binlerce yıl öncesinden gelen eserlerini alıp "Tarihi Medeniyet" diye müzelerinde sergilemeleri büyük bir tezat değil mi?
Biliyoruz ki sinema da asimetrik savaşın bir parçası.
Özellikle internet ve sosyal medyanın ortaya çıkmadığı yakın dönemde daha güçlü bir nüfuz aparatıydı.
Şimdi ise nüfuz sosyal medyada.
Yöntem aynı aslında…
Eskiden filmlerde anlatılan hikayeler, şimdi storylerde, reels videolarında anlatılıyor.
İsmi de storytelling oldu.
Savaşın bir cephesi de artık akıllı telefonların ekranı…
Sosyal medya uygulamaları.
Mesela penguenin nihilist olarak tanımlanıp, milyarlarca paylaşımda yer aldığı ortamda, Gazze'de su ya da erzak taşıyan küçük çocuğun, penguenin onda biri kadar konuşulmaması bu savaşı başlatanların bizi çok güzel uyuttuğunun bir kanıtı aslında!
5 yaşında arabada ateş altında kalan kız çocuğu Hind Receb'in sağlık görevlilerine "Lütfen gelin, beni alın" dediği konuşma ne kadar gündemde kaldı?
Bir influencer ateşte yürüse ne kadar ilgi çeker değil mi?
2025'te İsrail saldırısında alevler içinde kalan bir okuldan yürüyerek çıkış yolu arayan 5-6 yaşlarında bir kız çocuğu şunu söylüyordu:
"Ateş çok büyüktü, kurtulmak için ateşin üzerinde yürümek zorunda kaldım"
5 yaşında ateşte yürüyen kız çocuğunun da, Hind Receb'in ölümü de, yük taşıyan çocuğun da yaşadıkları herhalde penguenden de Punc'tan da daha trajiktir.
Kurgulanmış trajedinin gerçekleri unutturmasına izin vermemeliyiz.
Çünkü gerçekler hala aynı yerde...


