Hilâl Kaplan

Hilâl Kaplan

Suriye’de mezhep değil Esed gerilimi var

Giriş Tarihi:

Yıllardır Cumhuriyet Halk Partisi önderliğindeki muhalif kesimin Suriyelilerden nefret ettiğini yazdığım için özür dilemem gerekiyor. Meğer hepsi Suriyelileri düşünen, Suriye gündemiyle yatıp kalkan insanlarmış da biz fark edememişiz!
Altı gündür muhalefetin ana gündem maddesi Suriye oldu. Sürekli olarak Birleşmiş Milletler'e, Avrupa Birliği'ne ve diğer uluslararası kuruluşlara Suriye'ye müdahale edilmesi için çağrılar yapılıyor.
İnsan ister istemez şaşırıyor, "Suriye'ye müdahale etmeyelim,Suriyelilerin iç meselesidir" diyenler, şimdi bu ülkeye müdahaleyisavunuyor. Bir milletvekilinin, "Beni tutmayın, Suriye'ye gideceğim" açıklamasından, gece yarısı yapılan sivil toplum kuruluşu duyurularına kadar herkesin gündeminde Suriye var. Sanki yıllardır başka bir ülkede yaşamışız gibi bir hisse kapılmamak elde değil.
Peki, muhalefeti bu kadar ayağa kaldıracak kadar Suriye'de ne yaşandı? Beşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından, Ahmed Şara liderliğindeki yeni Suriye hükümeti, ülkedekietnik ve dini gruplara karşı kapsayıcıbir politika izledi. Ancak, Esed döneminde insan hakları ihlallerine karışan bazı isimlere yönelik adli soruşturmalar da devam etti.
Bu soruşturmalar kapsamında bir soykırım suçlusunun tutuklanması, Esed rejimini destekleyen, İran ve İsrail'den destek alan bazı terörist unsurların silaha sarılmasına neden oldu. Güvenlik güçlerine saldırılar düzenlendi, çatışmalar yaşandı. Fakat isyan bastırıldıktan sonra, sabah saatlerinde yönetimi ele geçireceğini iddia eden Esed destekçileri, birden uzlaşma ve barış mesajları vermeye başladı.
Bu gelişmelerin ardından, Türkiye'deki bazı muhalif çevrelerden Amerika'daki aşırı sağcı gruplara kadar birçok kesim, yeni Suriye yönetimini ağır bir şekilde suçlamaya başladı. İddialara göre, Suriyeli Hıristiyanlar, Nusayriler, Dürziler ve Kürtler soykırıma maruz kalıyordu. Ne var ki bu iddialar o kadar temelsizdi ki, Suriyeli bir Hıristiyan din adamı,Elon Musk'a çıkıp "Hayır, böylebir şey yok" demek zorunda kaldı. Buna rağmen, Türkiye'deki bazı gruplar, mezhepsel bir kışkırtma amacıyla "Aleviler katlediliyor" yalanına başvurdu. Meksika'dan Tayvan'a, Irak'tan Yemen'e kadar dünyanın farklı bölgelerinden alınan eskigörüntüler, "Suriye'de Aleviler öldürülüyor" şeklinde servis edildi.
Muhalefete yönelik en ufak bir "Bu işin aslı böyle değil, yalan söylüyorsunuz" uyarısı yapıldığında ise tehditler ve hakaretler devreye girdi. Bugün, Cumhuriyet Halk Partili bazı milletvekilleri, gazetecilerin dilinikoparacağını söyleyecek kadar şirazeden çıkmış durumda.
Türkiye'de yeni Suriye yönetimine yönelik bu iftiralar sürerken, AhmedŞara hükümeti önce PYD'nin işgal ettiği bölgeleri Suriye sistemineentegre etmek için bir anlaşma imzaladı. Ardından, İsrail'in destekleyeceğini iddia ettiği Dürzilerin bazıliderleriyle görüşerek bir uzlaşı sağladı. Onun, Suriye'de tüm kesimlere karşı müsamahakâr tavrı, geçmişte kendisini destekleyen bazı gruplar tarafından eleştirilse de ülke içindeistikrarı korumak için atılmışstratejik ve doğru adımlar.
7 Mart'ta, Lazkiye'deki Alevi kanaat önderlerinin imzasıyla yayınlanan bildiri de bu siyaseti doğruluyor. Bir maddede şöyle deniyor: "Tüm Alevi tarikatı mensuplarına, yetkililere ve güvenlik birimlerine, Suriye'nin birliğini korumaya ve dış komploların ülkeye zarar vermesini engellemeye destek olmaları için çağrıda bulunuyoruz."
Muhalefetin bir haftadır kopardığı gürültü de bu sebeple "dış komplonunbir parçası" olarak okunuyor. İşin özü, İran ve İsrail, Suriye'de yaşanan gelişmelerden neden rahatsızsa bizdeki muhalefetin rahatsızlığının kaynağı da bu. Esed'in gitmesini, Suriye'de dikta rejiminin devrilerek iktidarın çoğunluğa geçmesini hazmedemiyorlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Mobil uygulamalarımızı indirin