Gökyüzü hâlâ mavi ve duru
Giriş Tarihi:
Küçük kitaplık odası darmadağın...
Çalışma masasında oturup bir şeyler yazmayalı yıllar oldu...
Masanın üzeri korkunç!
Kitaplar, resim malzemeleri, fotokopiler, dergi kesikleri, vd.
Kafelerde yazmaktan güzeli mi var, diye geçiriyorum içimden...
Artık yazarken çevremde insan kalabalığı ve sesleri olsun istiyorum...
***
Nisan güneşi kitaplığın raflarını gezip masadaki resim malzemelerinin üzerinde duraksıyor sanki...Bakıyorum, pastel boya kutusunun altında bir gazete kesiği var.
2001 yılından...
Artık dijital ortamda bulunmayan döneme ait bir yazımın gazete kesiği...
Marguerite Duras'nın şu sözünü okuyorum: "Erkekleri sevebilmek için çok sevmek gerekir..."
Altına "Haklısınız Madame!" yazmışım.
Ama parantez içine de şu notu düşmüşüm:
"Biz erkekler sevilecek varlıklar olmaktan hızla çıkıyoruz ama siz kadınları sevmenin de kolay olduğunu düşünmeyin sakın, kolay olan sizlerden hoşlanmak."
***
Dahası var...Şu satırlar mesela:
"Ne güzel anlatırdınız Madame!
Bir cümleyse kadın ve erkeğin karşı karşıya gelişi...
Size göre...
Kadın sözdür, akıp giden söz.
Erkek gramerdir..."
***
Duyguların uyuşturulduğu, sevginin çıkarlara köle edildiği, kadınlarla erkeklerin gerçekten yan yana gelmekte zorlandığı ve antidepresanın aspirinden çok tüketildiği bir çağa girdiğimizi görmüştü Duras...
Ve 1996 yılında çekip gitmişti dünyadan...
Elimde kupürünü tuttuğum yazımı ölümünden beş yıl sonra yazmışım ve başlığı da şöyle:
"Sizi özlemişim Madame!"
***
Masanın bir köşesine de eski not defterlerimi bırakmışım...Belli ki kitaplığa yerleştirmeyi planlamışım ama nedense orada kalakalmışlar.
Birini açıp karıştırdım...
2008 yılına ait olanını...
Bir yerde şöyle yazmışım:
"Marguerite Duras'nın anlattığı gibi âşık çiftler kaldı mı artık?
Uzun uzun susan ve susup birbirine bakmaktan hoşnut çiftler...
Şimdi birlikte susmak katlanılmaz bir sıkıntı anlamına geliyor; sevginin cılızlaşması, mesafenin açılması...
Oysa konuşmak da çare olmuyor ki...
Gürültü ve kopuş."
***
Defterin bir yerine de...Bir Yaz Akşamı On Buçukta'dan şu cümlesini not etmişim:
"Yine de, yine de, öyle isteniyorsa eğer, gökyüzü hâlâ mavi ve duru. Öyle henüz."